Yazmak kolay da, nereden başlayacağına karar vermek daha zor. Zira gündemde o kadar konu var ki!

Hepsi birbirinden önemli. Tümünü buradan saymaya kalksam ne zaman nede sayfada bana ayrılan yer yetmez.

En yakındakinden başlayayım…

Beykoz Tokatköy’ün kanayan yarası kentsel dönüşüm! Beykoz’da yürütülen “Tokatköy Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında yıkım çalışmalarına karşı çıkarak yola barikat kurulması, çöplerin-lastiklerin ateşe verilmesi ve atılan taşlarla 7 polisin yaralanmasının arkasında planlı bir provokasyon olduğu öne sürülüyor. Mağdur hemşerilerimiz inde olduğu bir gerçek ama belediyede bu konuda kararlı. Kah anlaşma sağlanıyor, kah tartışma devam ediyor. Sonu tüm taraflar için hayırlı olur inşallah.

Yağmura hasret kaldığımız yaz günlerinde öyle amam aman da değil bir yağdı her yağmurda olduğu gibi Küçüksu iptal oldu. Küçüksu’da her yağmur sonrası çevre sakinlerinin evleri ve çevredeki esnaf arkadaşların işyerleri sular altında kalarak ciddi anlamda maddi kayıplar veriliyor. İnsanlar perişan oluyor. Küçüksu’da yaşanan felaketi yetkili mercilere baş vurarak, sosyal medya üzerinden sesimizi duyurarak ivedilikle ilgililerin müdahalesini sağladık ama bu çözüm sadece palyatif. Aslında dere çok güzel ıslah edildi, lakin ıslah edilen derenin yarı genişliğe sahip olan Küçüksu Köprüsü nedeniyle dereden gelen sular yanlardan yola doğru akarak büyük felaketin yaşanmasına sebep oluyor. Eğer bu köprüye yetkililerimiz çözüm bulmazsa bu felaketi komşularımız maalesef yaşamaya devam edecek.

Bu önemli konuya şimdilik nokta koyuyorum, başka bir yazıda daha detaylıca yazacağım.

Gaziantep'te Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu'nun Nizip bölümünde kaza yapan bir araca müdahale eden ekiplere ve İhlas Haber Ajansının (İHA) canlı yayın aracına, kaza yerinden yaklaşık 200 metre geride devrilen ve kayan yolcu otobüsü çarptı.

Kazalarda, aralarında 3 sağlık görevlisi, 3 itfaiye personeli ve 2 basın mensubunun bulunduğu 15 kişi yaşamını yitirmiş, 31 kişi de yaralandı. Ülke olarak mateme büründük.

Bu acı kazanın şokunu atlatmadan bir benzeri saatler sonra Mardin’in Derik ilçesinde meydana geldi. Saat 17.00 sıralarında freni boşalan gübre yüklü tır, 2 araca çarparak devrildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi. Kazayı gören çevredeki vatandaşlar olay yerine toplandı. Ekiplerin çalışmasının sürdüğü sırada gübre yüklü bir başka tır, cinayet gibi hızla kalabalığın arasına daldı. Kaza yerinde bulunanlar panik ve korku içinde kaçmaya çalışırken, tır bir apartmana çarparak durabildi. Can pazarının yaşandığı bu kazada da 1’i polis ve aralarında çocukların bulunduğu 20 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi ise yaralandı.

Büyük acı, hepimiz üzüldük ama ateş en çok düştüğü yeri yakıyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Güzel yurdumuzun güneyinde bu cinayet gibi kazalar yaşanırken memleketim Rize’nin manevi değeri yüksek bir muhiti olan Güneysu ilçesindeki Kıbledağı Camii’ni ziyaret eden turistlerin içinde bulunduğu midibüs, dönüş yolunda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu Asmalıırmak Köyünde duvara çarparak devrildi. Burada yaralanan 3’ü ağır 25 kişi ambulanslarla hastanelere kaldırıldı, tesellimiz can kaybı olmaması.

 

Beykoz’umuzda da bu süreçte birçok trafik kazası haberi aldık. Sağolsun Dost Beykoz editörleri ilçemizdeki haber değeri olan hiçbir detayı kaçırmadıklarından bu konuda da haberdar olmamızı sağlıyorlar. Trafik haberlerini sanatçı İbrahim Tatlıses’in Bodrum da geçirdiği ve ucuz atlattığı kazayı anımsatarak sonlandırayım. İnsanın içi kararıyor.

Aslında bu haftaki yazımı trafik haberlerinden ziyade ülkemizde trafik kuralları ve şoförlerin psikolojik sorunları üzerine yazmayı planlamıştım. Ama üst üste gelen ve hepsi nerdeyse bir hafta içinde olan ölümcül kazalara değinmeden edemedim. Sayfada kalan yerimi düşünerek şoförlerle çalışan, dağıtım ağı olan bir işveren olarak trafiğe dair düşüncelerimi önümüzdeki yazımızda paylaşacağım.

Dostlar, bunca acı ve üzüntünün arasında Gülşen isimli sahnede şebeklik yapan bir sanatçı bozuntusunun İmam Hatip Liselilere yönelik sarf ettiği toplumda ayrımcılık yapan hadsiz sözlerine ülkemizin dört bir yanından gelen tepkiler bu asıl milletin bazı konularda ne denli hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İslam’a, Müslümanlara dil uzatarak birilerinin çoban köpekliğini yapan bu kişi ve benzerleri böylelikle pirim yapacaklarını zannetmesinler.

Gülşen'in "İmam hatipte okumuş kendisi, sapıklığı oradan geliyor" sözleriyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şikâyet olmaksızın, derhal soruşturma başlattı. Türk Ceza Kanununun 216. maddesinde yer alan "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan hakkında soruşturma açılan Gülşen, polis nezaretinde getirildiği adliyede ifadesi alındıktan sonra Savcılığın tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi.

Farkındayım bu ay ki yazım pek iç açıcı olmadı, Eylül ayında daha güzel günlerde, yazılarda buluşmak dileğiyle selamlıyor, hayırlı işler diliyorum.

Önceki Beykoz’dan çıktık yola, Rize’de verdik mola
Sonraki İHH sadece bir yardım kuruluşu mu?