Makaleler

Teşekkür ve Acabalar!

2015.01.19 00:00
| | |
4321

Bir sağlık çalışanı olarak kendileriyle 2007 / 2012 yılları içerisinde Beykoz Devlet Hastanesi’nde çalışma imkânı bulmuş olduğum, çizgisini, karakterini takdir ettiğim Sayın: Op. Dr. Yavuz Baştuğ hocama, göreve geldiği İst. Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği / İdari Hiz. Başkanlığı biriminde, başarılı hizmetlere imza atması temennilerinde bulunurken; Beykoz Devlet Hastanesi’nde Başhekim / Yöneticilik görevine getirilenen Sayın: Op. Dr. Süleyman Erdoğdu hocama da hayırlı olsun dileklerinde bulunuyorum.

Bu minval dâhilinde görevlerini layıkıyla devrettiğine inandığım Sayın: Op. Dr. Yaşar Çelik hocama ve İdari ve Mali Hizmetler Müdürlüğü görevini yürütmüş olan Sayın: Halis Demir’e bu geçen süre zarfında hastanemizde sağlık adına yaptıkları hizmetlerinden ötürü şahsım adına teşekkür ederken, şahsım adına da buradan;

AK Parti İlçe Başkanımız: Mustafa Gürkan’a, Teşkilatlanma Birim Başkanı: Mehmet Temel’ e, Siyasi ve Hukuki İşler Birim Başkanı: Kadir Alarcin’e, Sosyal İşler Birim Başkanı: Yaşar Şahin’e, şahsıma yönelik, yeni dönemde Sağlık Komisyon Başkanlığı Birimi’nde görev arz ettiklerinden dolayı hepsine tek tek teşekkür ederim.

Bu bağlamda bölgemizde Sağlık Komisyonu adı altında kurduğumuz ekibimizle, başkanlarımızla birlikte bir sinerji oluşturup, belirlenen hedeflere iyi bir stratejiyle ve ivmelik katarak, ilçemizde ki tüm sağlık çalışanlarının ve sağlıktan hizmet alan hastalarımızın haklarını gözeterek, Partimiz, İktidarımız ve bağlı bulunduğumuz Bakanlığımız adına Beykoz’da hayırlı işlere imza atmak temennisiyle, yazıma devam etmek istiyorum.

Evet; Sevgili okurlar; son zamanlarda bazı benim virüs diye nitelendirdiğim güruh’un tohumları herhalde, derinde olmadığından ötürü, bahar gelmeden topraktan birerli, ikişerli çıkmaya başladılar bile. Buda kanımca oluyor ki; tohumları daha çürümemiş.

Bu güruh her dönem bir yerlere monte olup, çabucak oradaki sistematik işleyişe ayak uydurarak ben de sizdenim deyip, merdivenleri basamak basamak çıkmadan daha, adeta birilerinin, peri masallarında olduğu gibi, prens değneğini oynatıyor ve merdiven yerine asansör kapısı açılıyor. Sonra gidecekleri kata kadar çıkıyorlar. Bundan sonrada bir kat daha nasıl yukarı ya çıkabilirinizin hesapları oluyor. Vay ansını be…

Ben sizleri çok iyi analiz edebiliyorum. Hani halkımız arasında ‘‘senin ciğerini bilirim’’ diye bir söz vardır ya, aynen öyle. Hatırlarsınız değilmi gezi parkı eylemlerini?  Devleti, İktidarı özelliklede o dönemdeki Başbakanımızı pasifize etmek anlamında, paralel yapının başlattığı ve hiçbir şekilde de muvaffak olamadıkları bir eylemdi.

Şimdi buradan bir gazeteci olarak,  kamuoyunu bilgilendirmek adına, soralım bakalım: 1)Devlet sektöründe çalışıp ta! O dönemde gezi eylemine çanak tutup görevleri esnasında televizyon karşısına geçerek alkış tutanlar varmıydı, acaba?

2)Bazı devlet kurumlarında, o süreç içerisinde makam ‘da olanlar, bu gezi parkı eylemlerine alkış tutarak,  el altından hükümeti provoke etmişler midir, acaba?

3)Bu tür eylemler gereklidir. Böyle bir ültimatom lazımdı, bunlar çok oldular zaten diyenler, olmuşmudur, acaba?

4)Belki de o dönemde avuçlarını ovuşturanlar, görevlerinde bir üst tura çıkarıldılar mı, acaba?

Sorsanız öyle bir şey yok, safsata bunlar,  komplo derler belki de biz yaptığımız her şeyin hesabını verebiliriz imasında bulunurlar. Eyvallah…

Zira birisi veya birileri de; bizlere yani gazetecilere, size yukarıda bahsedilen konuyla ilgili, canlı şahitler, gizli tanıklar sıralarım der mi, acaba? Bunlarla ilgili, telefon kamera kayıt görüntüleri olabilir mi, acaba?

Bunlar, Yerel Basına ve Ulusal Medyaya, azıcık ucundan servis edilirmi, acaba?

Neyse, gerekirse bir daha ki yazımda, ‘‘acabaları’’netleştiririz. Biraz daha açarız. Belli mi olur!

Ben size üst düzey bir dava ve davasının adamı olan çok sevdiğim bölge milletvekilimiz olan Sayın: Metin Külünk’den bahsedeyim de hissiyatlı ve omurgalı insan nasıl olunur bir görelim.

Bundan bir ay öncesi kadem dostum olan aynı zamanda Dost Beykoz Gazetesinin imtiyaz sahibi ve çalışma arkadaşım Kader Gür’le Metin Külünk abimizin Ümraniye deki ofisinde bir araya geldik maksat röportaj yapmak ve birazda Beykoz üzerinden hasbıhal etmekti.

Orada konuşmamız arasında reis öyle bir konuya değin diki, size o anekdotu kelimesi kelimesine aktarayım da, bazılarının kulaklarına küpe olsun.

Ben teşkilat geleneğinden gelen biriyim.1976 yılında Dönemin Milli Selamet Partisi’ nin Genel Başkanı olan Merhum Necmettin Erbakan hocanın ansızın İl Teşkilatına geleceği söylendiğinde, kolları sıvayıp, su kovasını doldurarak yerleri paspasla silmekten mutluluk duymuş, bir kardeşinizim. Bugün bile bunu iyi ki yapmışım diyorum. Kış ayazında sıcak yatağımdan kalkıp beni niçin çağırıyorsunuz? Konu nedir? Diye sormayan bir gelenekten geliyorum diyerek ve aynı zamanda da duygulanarak konuşmasına devam etti.  

Yani yukarıdaki söyleşiyi bir çerçeve içine alıp ve bu perspektiften analiz ettiğinizde bu yolda sağlam bir alt yapınız ve maneviyatınızın olması gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla da bu manzume üzerinden yola çıktığımızda Metin Külünk gibi değerlerin Ülkemiz ve İslam coğrafyasında artması gerektiğini düşünenlerdenim.

Bu da şu anlama geliyor ki; merdiven basamaklarını çıkmadan, bir gayret sarf etmeden, gideceğin yere asansörle çıkarsan, bindiğin asansörle’ de, kolaylıkla inersin. Vesselam.

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"