Tedavisi için trilyonlar harcanan hastalık

  • Güncelleme: 31.07.2019 18:56
  • Okunma: 7025 kez
  • Yorum: 0
Beykoz Devlet Hastanesi’nde, ilk kez kapalı akciğer ameliyatı yapmasıyla haberlere konu olan Op. Dr. Ali Fuad Durusoy’a çağın hastalığını sorduk.
Tedavisi için trilyonlar harcanan hastalık

Akciğer Kanseri!

Beykoz Devlet Hastanesi doktorlarından Göğüs cerrahisi Uzmanı Ali Fuad Durusoy ile ülkemizin sağlık harcamaları arasında en büyük kalemlerden biri olan Akciğer Kanseri’ni konuştuk.

Hastalığın ilk etapta verdiği belirtilerin sigaraya bağlı olduğu gerekçesiyle önemsenmediğinden yakınan Op. Dr. Ali Fuad Durusoy, Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür’ün sorularını yanıtladı.

İlk etapta önemsenmeyen belirtilerin hem hasta için risk teşkil ettiğini hem tedaviyi zorlaştırdığını hem de maliyeti ciddi oranda arttırdığını kaydeden Dr. Durusoy, “devletin insan sağlığına verdiği önemi insanlarımızın da kendi sağlıklarına vermesi gerektiğini belirtti.

Akciğer Kanseri nedir, diğer kanser türlerinden farklı mıdır?

Kanser dokularımızı oluşturan farklı tip hücrelerden bir grubun kontrolsüz çoğalmaya başlamasıdır. Hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı organ akciğer olduğunda hastalığınız akciğer kanseri adını alıyor. Diğer kanser türlerinden farkı tanı konulmasındaki zorluk, çünkü akciğer kanseri çoğu zaman büyüdüğünde veya vücudun uzak bir bölgesine sıçradığın (metastaz yaptığın) da farkına varılıyor.

Neden daha erken tanı konulamıyor?

Hastalık ilk başladığında belli belirsiz önemsenmeyecek belirtiler (semptomlar) verebiliyor veya hiç şikâyet oluşturmuyor. Bu da hastaların doktora ulaşıp erken dönemde tanı almasını geciktiriyor. Hali hazırda bu hastaların büyük çoğunluğu sigara içen insanlar oldukları için şikâyetlerinin sigaraya bağlı olduğunu düşünüp hekime başvurmada geç kalıyorlar.

Kanser cinsiyet seçiyor mu?

Cinsiyetlerimiz davranışlarımızı belirliyor… Bu durum hangi kanser türüne yakalanacağımızı gösteriyor. Şöyle anlatmak gerekirse; eskiden sigaraya bağlı gelişen yassı hücreli akciğer kanseri erkeklerde daha sık görülürken, şimdi kadınlarda sigara kullanımının yaygınlaşması ile bu kanserin kadınlarda görülme ve kadınların akciğer kanseri olma sıklığı belirgin artmıştır. Şu gerçeği biliyoruz ki, kadın erkek demeden kansere bağlı ölümlerde akciğer kanseri maalesef birinci sırada.

Hastalar nasıl tanı alıyor?

Israrcı öksürük, kanlı balgam geçmeyen akciğer enfeksiyonu, kötüleşen göğüs ağrısı, ses kısıklığı, nefes darlığı vb şikayetleri yada şikayeti olmayan ama 40-50 paket/yıl (günde 1 paket 40-50 yıl veya günde 2 paket 20-25 yıl ) sigara içmiş hastalara  akciğer tomografisi( toraks bt) çektirerek işe başlıyoruz. Saptadığımız lezyonlara göre ya takip etme kararı veriyoruz ya da bronkoskopik inceleme, iğne biyopsi, kapalı (VATS) veya açık cerrahi biyopsi işlemlerinden en az birini uyguluyoruz, hastalığın adını ortaya koymak için.

Kanser hastaların tedavisini nasıl yapıyorsunuz?

Biyopsi sonucunda kanser tanısı alan hastalarımızdan tüm vücut taraması dediğimiz PET-BT tetkiki istiyoruz. Bu tetkik bize hastalığın yayılıp yayılmadığı noktasında önemli bilgiler sunuyor, çoğu zaman bu tetkiki biyopsi işleminden önce yaptırıyoruz. Çünkü doğru yerden biyopsi almak hastalığın tanısının daha doğru konulmasını sağlıyor. Eğer PET-BT de hastalık yayılmış bir hastalık ise hastayı doğrudan Kemoterapi (KT) ve Radyoterapi (RT) ye yönlendiriyoruz. Akciğer de sınırlı kalmış bir hastalık ise de zaman kaybetmeden hastaları ameliyat ederek hastalığı vücuttan uzaklaştırıyoruz. Bu şekilde hastalar KT ve RT ye gerek olmadan tamamen iyileşmiş oluyorlar.

Akciğer ameliyatlarını nasıl yapıyorsunuz?

Günümüzde akciğer ameliyatlarının neredeyse % 60 ı VATS dediğimiz yöntemle kapalı olarak yapılmaktadır. Bu yöntem kısaca ya tek delikten (uniportal) ya da daha fazla delik (multiport) kullanılarak kamera yardımıyla akciğer ameliyatının yapılmasına dayanır. Hastanın göğüs kafesini önden arkaya açmadığınız için hasta daha az travma yaşamış olur.

VATS yönteminin hastaya sağladığı faydalar kozmetik görüntünün ötesinde midir?

Kapalı ameliyatların hastalara sağladığı faydalar, yapılan bilimsel çalışmalar ile de ortaya konulmuştur.  Mesela iyileşme sürecinde ve hastanede kalış süresinde belirgin düşüş olmaktadır. Dolaylı olarak hastaların hastane enfeksiyonlarından korunmasına ve günlük hayatlarına daha çabuk dönebilmelerini sağlamaktadır. Şunu da söylemekte fayda var, kapalı ameliyat ile açık ameliyat arasında kanserin temizlenmesi (komplet rezeksiyon) ve yeterli sayıda lenf bezi örneklenmesi (nodal evreleme) açısından farklılık yoktur.

Siz Beykoz Devlet Hastanesinde ameliyatlarınız için hangi yöntemi tercih ediyorsunuz?

Öncelikle yöntemi hastalığa göre karar veriyoruz. Bu konuda aldığım eğitime, okuduğum kitaplara ve makalelerde paylaşılan bilgilere göre hareket ediyorum. Çok büyük tümörü olan bir hastaya, ‘sana kapalı yöntemle ameliyat yaparım’ demiyorum. Siz de hatırlarsınız ki, Beykoz Devlet hastanesinde ilk kapalı akciğer ameliyatı haberini beraber yapmıştık, o haberin etkisi mi diyelim hastaların erken evrede yakalanması mı diyelim, o günden bu güne bugüne Beykoz Devlet Hastanesi’nde bütün akciğer ameliyatlarını kapalı yöntemle yaptım.

Bugüne kadar hangi ameliyatları yaptınız?

İlk ameliyatımız bir akciğer sönmesi vakasıydı, daha sonra benzer ameliyatlar yapıldı. El terlemesi noktasında yine kapalı yöntemi kullandık. Ve kanser cerrahisi alanında da kapalı yöntemle başarılı ameliyatlar yaptık.

İlk tümör hastamız 59 yaşında bir bayan hastamızdı. Bir yıldır akciğer nodülü takibinde olan hastamızın nodülünde büyüme tespit ettik. Tüm vücut tarama (PET-CT ) tetkiki ile değerlendirdiğimizde nodülün aktivite gösterdiğini gördük. Hastamıza VATS yöntemi ile biyopsi önerdik çünkü dışarıdan iğne biyopsi işlemine uygun değildi. Kapalı yöntem ile çevre akciğer dokusu (wedge) ile nodülü beraber çıkardık. İyi huylu sayılabilecek bir tümör olarak rapor edildi. Hastamız ameliyat sonrası bir gece yoğun bakımda takip edildikten sonra servise alındı ve 3. gününde evine gönderildi.

İkinci hastamız ise 56 yaşında bir bayan hastaydı. Geçmeyen öksürük şikayeti ile değerlendirilmiş ve yapılan akciğer tomografi değerlendirilmesinde şüpheli lezyon saptanmıştı. Antibiyotik tedavisi sonrası kontrol görüntülemelerinde lezyonun sebat ettiği görülmesi üzerine dışarıdan iğne biyopsisi uygulandı. Biyopsi raporu kanser şüpheli hücreler olarak geldi. Hastamıza durumu anlattık ve ortak karar ile ameliyat noktasına geldik.

Hocalarımla sürekli istişare ederim

İhtisasımı aldığım Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Hasan Fevzi Batırel hocamı Beykoz Devlet Hastanesi’ndeki ilk VATS  lobektomi  vakası için davet ettim. Kendisi kapalı akciğer ve yemek borusu ameliyatları söz konusu olduğunda Türkiye de ilk akla gelen sayılı göğüs cerrahlarından biridir.

Ayrıca Marmara Üniversitesi Hastanesi dışında da Avrupa Göğüs Cerrahisi (ESTS) Derneği’nde eğitim direktörü olarak Avrupalı genç göğüs cerrahlarına kapalı ameliyatlar noktasında ileri eğitimler vermekte ve bu alanda yayınlanmış çok önemli makaleleri bulunmaktadır.

Başarılı geçen bir sol üst lobektomi ameliyatından sonra hastamız yoğun bakım takibine alındı. Ertesi sabah servis takibine alınan hastamız ameliyat sonrası 5. günde evine gönderildi.

Bu şekilde Beykoz Devlet Hastanesinde ilk kez  kapalı yöntem ile kanser ameliyatlarına başlamış olduk.

Sonrasında 70 yaşında kadın hasta 1 yıl önce akciğerde 1 cm’lik nodül saptanmış, takiplerinde nodülde büyüme ve PET-BT incelemesinde aktivite artışı mevcuttu. Yerleşimi nedeniyle iğne biyopsiye uygun değildi, hastamız ile konuştuk… ‘Kapalı ameliyatla girip, önce akciğerden biyopsi yapacağımızı ve ameliyat devam ederken patoloji (frozen) ye göndereceğimizi eğer kanser gelirse akciğerin o lobunu kapalı yöntemle alacağımızı’ söyledim. Konuştuğumuz gibi oldu ameliyat sırasındaki patolojik inceleme kanser olarak rapor edildi. Ameliyatı kapalı yöntemde kalarak sağ üst lobu ve lenf bezlerini de çıkararak tamamladık. Yüksek tansiyon, diyabet ve daha başka ek hastalıkları olan hastamızı bir gece yoğun bakım gözetiminden sonra servis takibine aldık. Ameliyat sonrası 6. günde evine gönderdik.

Gerçekten başarılı işler yapmışsınız ve bizimle paylaştıklarınızdan anladığım kadarıyla bu yolda devam edeceksiniz. Son olarak okuyucumuza söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Her ne kadar bugün göğüs cerrahi mesleki pratiğimizin büyük bölümünü kaplayan akciğer kanseri tanı ve tedavisi üzerine konuşmuş olsak da, göğüs cerrahisi denilince göğüs kafesi deformitelerinin tedavisi, el terlemesi hastalığın tedavisi, yemek borusu hastalıklarının cerrahi tedavisi ve göğüs kafesi içinde akciğer dışındaki dokulardan köken alan diğer kanserlerin ve hastalıklarında tedavisi birincil uğraş alanımızdır.  Tekrar söylemekte fayda var maalesef bu organlardan kaynaklanan bir kanser hastalığı farklı sebeplerden (bir uzmana ulaşamamak, risk grubundaki hastalarda gerekli detaylı incelemelerin yapılmaması, semptomatik tedavinin yaygınlaşması, hastaların sık doktor değiştirmesi vb)  dolayı geç tanı almakta ve hastalık ilerlemiş olmaktadır.  Hastalara önerim şikâyetiniz hangi organ veya sistemden kaynaklanıyor ise o alanda bir uzmana başvurun, sağlığınız konusunda ısrarcı olun, size hastalık olarak dönebilecek her türlü zararlı tutum ve davranıştan uzak durun.

Dost Beykoz / Özel Haber – Kader Gür

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz