Prof. Dr. Faruk ŞEN
  • 12/06/2023 Son günceleme: 12/06/2023 21:13
  • 3.463

Türkiye ilginç bir ülke. Son seçimlerde Millet İttifakının kazanacağına dair bir beklenti vardı. Fakat seçim sonuçlandığında Millet İttifakının Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun %48’i geçemediği görüldü.

Neden böyle oldu?

CHP parti olarak seçimlerde neden %25’de kaldı?

Gelecek zamanlarda da bu oranda bir değişim olmayacak mı?

Tüm bu sonuçları ve nedenlerini araştırmak lazım.

CHP son 30 yıldır %25’lik bir parti durumunda. Gerek Deniz Baykal, gerek Kemal Kılıçdaroğlu bu %25’lik oy oranını yukarılara taşıyamadılar. Buna karşılık yönetim şekli çokça eleştirilen Tayyip Erdoğan %50’yi rahat alıyor. Bu nasıl oluyor? Öncelikle Türkiye’de sosyal demokrat oylarının en fazla %25 olduğu kanısına varıyoruz. Konservatif saha Türkiye’de %50-60’ın üzerinde. Hangi ittifakla olursa olsun CHP bu önyargıyı sosyal demokrasi açısından geçemiyor. Peki, çözüm ne? Türkiye’de seçimleri kazanmak için öncelikle %25’in üzerinde oy almak lazım.

Kemal Kılıçdaroğlu 2009 yılından bu yana en az 12 defa kaybederek bunu gösterdi...

Meral Akşener'in aday olması için ısrar ettiği Ekrem İmamoğlu da aday gösterilseydi oy oranı yine %25-30 aralığında kalacaktı.

Bu Türkiye'nin kaderi.

İç Anadolu, Karadeniz bölgesine baktığımız zaman sosyal demokratların oy oranın ne kadar az olduğu malum, Güneydoğu Anadolu’da HDP etkisiyle oy oranı biraz daha değişkenlik gösteriyor. Kıyı bölgelerinde ise CHP oyları alıyor, Türkiye tarihinde bu durum hemen hemen her seçim tekrar ediyor. Anlaşıldığı üzere bu durum Türkiye'nin kaderi olmaya devam edecek. Türkiye seçimlerinde %72 civarında oy oranı ile AKP’yi seçen Almanya’daki  Avrupalı Türkler, Almanya'daki seçimlerde ise neredeyse oylarının tamamını sosyal demokratlardan yana kullanıyorlar. Kendi ülkelerine karşı bu kadar tutucu oy tercihlerinin altında yatan pek çok neden olsa da, öncelikli neden; çocuklarının iyi bir Müslüman olarak yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak için Avrupalı Türkler yaşadıkları yerlerde kapalı gruplar olarak yaşamlarını sürdürmeye özen gösteriyorlar. Çocuklarını, örf ve adetlere bağlı, eğitimlerini sağlam bir dini temel üzerine kurmak, yaşadıkları ülkelerin kültürüne mümkün olduğunca dahil etmemek için çocuklarını kreş döneminde temel eğitimleri için bölgelerindeki kuran kurslarına gönderiyorlar. Kendileri ve gelecek nesilleri için hiç bir değişimi kabul etmiyorlar.

Tüm bu durumlar bize şunu anlatıyor, gelecek seçimlerde de farklı beklentiler içine girmenin alemi yok. Türkiye’de 1972 yılında yaşanan Kıbrıs Çıkartması benzeri bir olay olmadığı takdirde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine kim gelirse gelsin sosyal demokratların oy oranı değişmeyecek. Oylar tutucu olarak kalacak.

Yazarın Yazıları