Tatlı dillerdeki acı ve sinsi niyetler

  • 01.06.2019 15:59
  • Okunma: 2371 kez

Hz. Muhammed’in SAV övgüsüne mazhar olmuş olan İSTANBUL şehrinin âkıbeti hakkında, siyaset adına değil, DİN-İman, mukaddesat, hak ve hukuk adına birkaç kelâm etmek isterim:

Herkesi kendisi gibi saf ve temiz zanneden şu güzide halkımızın her zaman düştüğü tuzak olan, acı ve sinsi niyetlerin arkasındaki “tatlı diller, uygulanması mümkün olmayan bol keseden, fakat tamamen yalan vaadler” zokasını kullanan şer güçlerden ve din düşmanı zihniyetten bahsedeceğim bugün. Önce birkaç belgesel örnek arz edeyim:

Mâlûm İstilâcı ve sömürgeci devletler ve PKK, HDP, FETÖ, vs. terör örgütleri; eğer “BARIŞ” diyorlarsa, neticesinde mutlaka darbe, istilâ, müstemleke (sömürge) ve kaos çıkacaktır.

Eğer “DEMOKRASİ” diyorlarsa, mutlaka yine darbe, istilâ, müstemleke (sömürge) ve kaos çıkacaktır. Bunun; Afganistan, Irak, Libya, Tunus, Mısır, Cezayir, vs. gibi çok örnekleri vardır. Eğer bunlar bir ülkeye yardım etmek isterlerse, acı ve sinsi niyetleri yardım değil, zokadır.

Önceleri; Thomas Edward Lawrence ve FETÖ gibi proje imamlarla, çeşitli isimlerle besledikleri Terör örgütleriyle, satın aldıkları hâin medya ve sendikal kurumlarla, o ülkeleri zaafa düşürürler. Bunlarla haklı olarak mücadele eden devlet ricâlini de diktatör ilân ederler. Sonra da sözde diktatörden kurtarma ve halka yardım etme vaatleriyle son vuruşlarını yaparlar. Ülkemiz bu vartayı 15 Temmuzda da atlattı. Venezüella ise hâlâ boğuşuyor…

Ülkemizdeki bu mâlum zihniyet de; “DÜRÜST YÖNETİM” den bahsederler. Daha işin başındayken, yani daha seçim sürecinde; usulsüzlüklerle, hilelerle, yalanlarla, yolsuzluklarla, hırsızlıklarla suçüstü yakalanırlar. Bu OY hırsızlıkları da; sınavlardaki SORU-CEVAP hırsızlıkları da, diğer hırsızlıklardan çok daha beter bir hırsızlıktır. Çünkü halkın ve gençliğin geleceği, istikbali, huzuru ve tüm hakları çalınıyor…

Bakınız; böyle tatlı dillerle “Turgut ÖZAL giderse, her şey çok güzel olacak” dediler…

Evet, Mrh. Özal gittikten sonra, NE Mİ OLDU? (Gençler bunu çok iyi araştırsın.)

Sadece bu sloganı hazırlayan sinsi zalimler için her şey çok güzel oldu. Yani, tam 22 bankayı hortumladılar. Milletin cebinden 42 MİLYAR Dolar çaldılar. Ülkemizi dış ülkelere muhtaç edip, el pençe divan durdurup ABD’den yardım dilendirdiler. (Sn. Ecevit’in o günkü resmini hatırlayınız.)

Sözde; Lâikliğe aykırı sloganlarıyla, kendilerine ters düşen İmam Hatipleri ve Meslek okullarını bitirdiler. Başörtüsünü; okullarda, devlet, askeri ve diğer tüm kurumlarda yasakladılar. Bu milleti hastane, ilâç, tüp, yakıt, su, ekmek, maaş vs. kuyruklarına mahkûm ettiler. Güzel ülkemizi IMF’e mahkûm ettiler. Borç alınca, EMİR de alır olduk.

Dış şer güçlerin istediği (terörün önünü açan) kanunları çıkardık. Bu kanunlarla polis, asker ve jandarma, anarşistlere sadece seyirci kaldı. Böylece ANARŞİ, Güneydoğuya hâkim oldu.

Ordu, Emniyet ve MEB’de eşleri veya kızları başörtülü olduğu tespit edilenler görevden atıldı, yerleri chp militanlarıyla dolduruldu…

Oğlunun yemin merasimine gelen anneler bile, zorla dışarı atıldı. Muhafazakâr firma, fabrika, kobi ve işyeri sahipleri, bazen sudan bahanelerle, bazen de sebepsiz yere yıldırıldı. Meselâ; PETLAS, KOMBASSAN vd. gibi fabrikalar (o günkü) devlet tarafından ‘satın alındı muamelesi’ yapıldığı halde, bedeli kasıtlı olarak yıllarca ödenmediği için İFLAS ettirildi.

  • Yani, kısacası; sadece bu tatlı sloganı çıkaranlar için her şey çok güzel oldu.

Fakat şu saf millete ve özellikle dindarlara ve muhafazakârlara kan kusturuldu.

Ülkemiz anarşi, krizler, kaos, hortumculuk, yokluk, çöp yığınları, susuzluk vs. çilelere mahkûm edildi. Bunların hepsi resmi belgelerle sabittir…

  • Bu gerçekleri, o zihniyetin bugünkü tatlı vaatlerine itibar edilmemesi için arz ettim.

Bakınız daha dünkü seçimlerden önce K. K.oğlu:

-“Bizim belediyelerde kesinlikle İŞÇİ ÇIKARILMAYACAK” dedi, hatta taşeron işçilere bile KADRO sözü verdi.

Peki, seçimden sadece bir ay sonra neler yaşandı?

Chp’ye ait 64 belediyelerde TOPLU İŞÇİ ÇIKARMALAR nedeniyle işçiler isyanlarda ve sokaklarda. K. K.oğlu niçin hiç müdahale etmiyor? Hani “chp’nin sözü sözdü?...”

Saf ve temiz gençler ve tatlı söz ve kuru-sıkı ve bol keseden vaadlere kanan birçok kişi, işte bu nedenlerle maalesef zillete(!) düşüyorlar...

Tatlı dille verilen sözler ve güzel vaatlerden bir başka örnek:

İzmir B. Bşk. Tunç Soyer, halk için, halkın içinde olacağını vurgulayarak seçildi. İlk günlerde bisikletle işe gitme pozlarından birkaç hafta sonra, Varyant semtinde bulunan tarihi Şato ’ya konut olarak göz dikmesi, yakınlarını bile çileden çıkardı. 4 350 m2 botanik bahçeli, 1700m2 özel çimli, 26 Odalı, 5 banyolu, 4 WC., sinema ve spor salonları, hamam, sauna, şarap mahzeni olan şatonun sadece tadilatı 18 MİLYON. Yani bu zihniyetteki o tatlı sözler, sadece OY içindir, sadece ZOKA içindir. Bu zokayı yuttuktan sonra 5 sene kurtulma şansınız yok. Kanınızı emip semirecekler ve diğer yandan da teröristlere taze kan gönderecekler…

  • İstanbul’da ise durum daha da vahim:

Sinsi tuzaklar “Kırmızı Başlıklı kız” hikâyesindeki kurt gibi sinsice yürütülüyor. Figüran, yani tatlı dilli B. B. Bşk. adayının eline, halkın hoşuna gidecek sinsi ve sahte roller tutuşturulmuş. Hırsızlıklarını ve din düşmanlıklarını kamufle ettirerek, dindar ve mağdur edebiyatı turları attırılıyor. Maalesef bu temiz yürekli halkımızın bazıları da, sahte ve zehirli BAL misali bu tatlı sözlü vaadlere inanabiliyor. Tecrübesizliklerinden dolayı, zoka yuttuklarını bilmiyorlar…

Yukarıda arz ettiğim gibi, sonradan çoook pişman olacakları tuzaklara düşebiliyorlar.

Hâlbuki Peygamber Efendimiz SAV. “Bir Mü’min aynı delikten kendisini iki kere sokturmaz” buyurmamış mıydı?....

Jön Türklerden bu güne kadar geçen süreç, çok iyi tahlil edilmeli ve basiret sahibi insanlar tarafından, bu temiz vatandaşa detaylarıyla izah edilmelidir. Aksi takdirde, geçmişte yaşanan acıların tekerrür etmesi, maalesef kaçınılmazdır. Vesselâm…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları