Röportajlar

Suriyeli öğretmen Beykoz’da Arapça dersi veriyor

Suriyeli öğretmen Beykoz’da Arapça dersi veriyor
10.02.2018 13:17
| | |
41801

Foto galeri

Suriye'de iç karışıklıkların ardından Türkiye'ye gelen ardından Beykoz’a yerleşen Mahmut Lebabidi, öğretmenlik yaparak geçinmeye çalışıyor.

Dost Beykoz’a özel bir röportaj veren Suriyeli öğretmen, Türkiye’de çok rahat olduklarını anlatırken, kaçış hikâyesini de kelimelere döktü.  Beykoz eski Müftüsü Hüseyin Demirtaş’ın kendisine ekmek kapılarını açtığını söyleyen Mahmut Lebadibi şu anda Beykoz’da çeşitli gruplara ve din görevlilerine Arapça dersi vererek geçimini sağlıyor.

Tercümanı aracılığı ile röportaj yaptığımız 41 yaşındaki Suriyeli Mahmut Lebadili, ülkesinde başlayan iç savaşı ve yaşadıklarını anlatıyor:

“Savaştan önce huzurluyduk”

Suriye'de savaştan önce güzel bir şekilde geçimlerini sağladıklarını ve huzurlu olduklarına değinen Lebabidi, "Özel üniversitelerde daha çok İslami eğitim yapıldığı için o üniversiteyi tercih ettim. Savaştan önce bütün kardeşlerim evliydi ve kendi evimizde yaşıyorduk, ben o zaman bekârdım. Sonra harp başladı. Savaştan önce aldığım maaş ile gayet güzel geçiniyorduk, huzurluyduk. Sıkıntımız yoktu ve Suriye'de hayat ucuzdu. Ama savaştan önce sürekli bir takip edilme ve baskı vardı. Babam yaşlıydı ve yaşından dolayı savaşın başladığı zamanlarda eceliyle vefat etti" dedi.

Suriye de ki iç savaşın yaşattıkları

Kuşatmaların ardından bölge halkının rejim karşıtı gösterilere başladığını anlatan Suriyeli Arapça Öğretmeni Mahmut Lebabidi, bu gösterilere katıldığı için altı gün hapishanede kaldığını söyledi.

Lebabidi, "Ben Şam'da kalıyordum, savaş başladıktan sonra üç kardeşim Lübnan'a gitti. Harp başladığı zaman gösterilerde başladı. İnsanlar ölüyordu ama benim olduğum yerde o zaman bir sıkıntı yoktu. Ben yine derslere gidip geliyordum. 1,5 sene boyunca bulundukları mıntıka meşhur bir yermiş ve hiçbir şekilde giriş çıkış yoktu. Ben girip çıkabiliyordum. Belli şartları taşıyan insanların giriş çıkışına müsaade ediliyordu. Ne imam var ne de okullarda eğitim vardı. Sadece azar azar yemek götürüp getiriyordum" diye konuştu.

Lebabidi, Rejimin bölgeyi tam olarak ele geçirmesinden önce birkaç arkadaşıyla birlikte özel bir okul açtıklarına ve çocukların eğitimine burada devam ettiklerine işaret etti.

"Anlaşmadan sonra az da olsa gıda girişine izin verildi"

Bulundukları bölgeye 9 ay boyunca hiçbir şekilde elektrik, su ve gıdanın verilmediğini söyleyen Lebabidi, "Nizam tamamen bulunduğumuz mıntıkayı ele geçirdi. Tamamen söz sahibi oldukları zaman ben de dışarı çıkamadım. O bölgeye tam 9 ay boyunca ne yemek, ne elektrik ne de su. Hiçbir şey gelmedi. Bu süre sonrasında Esed'in askerleriyle, onlara karşı savaşan grup bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmadan sonra az da olsa gıda girişine izin verildi. Bir defasında camiye girdim. İki çocuk çöp karıştırıp oradan yiyecek bir şey bulmaya çalışıyorlardı. Çöp de yoktu. Onlar toprak yiyorlardı. Buna benzer bir olayı üç defa gördüm. Çocukları çağırıp ne yaptıklarını sordum ve 3 bin Suriye Lirası verdim. O kadar parayla bile ufacık bir çikolata alabildiler. O parayı gördüklerinde dünya onların olmuş gibi sevindiler" ifadelerini kullandı.

"Çıkmadan iki hafta önce evlenmiştim"

Bölgede 9 ay sonrasında Esed'in askerleri ve muhalifler arasında barış olduğunu ve burada bir okul açıldığını söyleyen Lebabidi, Suriye'den nasıl kaçmayı başardığını şöyle anlattı:

"Bulunduğumuz yerde Nizam ve muhalifler arasında barış olunca Esed oraya bir okul açtı. O okulun öğretmenlerini dışarıdan gönderdi. Ben de onların arasında karışarak dışarı çıkabildim. Çıkmadan iki hafta önce evlenmiştim. Ben çıktıktan bir hafta sonra da eşim çıkabildi. Bazı bölgelerde internet vardı. Bu şekilde iletişim kurduk."

"Buradaki komşularımı unutmayacağım"

"Çıktıktan sonra kara yoluyla Lübnan'a, oradan da hava yoluyla Türkiye'ye geldim. Türkiye'de Osman adında bir arkadaşım vardı. Kendisi beni direk Beykoz'a getirdi. Birkaç gün arkadaşımın evinde misafir olduktan sonra aynı binadan kiralık bir daire tuttum. Lübnan'a gittiğimde ailem bin dolar para vermişti. Bu parayla İstanbul'a geldim. Hiç bir şey bilmiyorum, kimseyi tanımıyorum. İlk başta çok zorlandım. Ev tuttuk bomboştu. Komşularımdan Allah razı olsun. Onları hiçbir zaman unutmayacağım. Onlar da fakir ve kiracı ama kimi battaniye getirdi, kimi halı getirdi bu şekilde evimi kurdum."

"Şu anda hiçbir sıkıntım yok"

Beykoz'a bir arkadaşının vasıtasıyla geldikten sonra İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek buradan geçici kimlik kartı aldığını söyleyen Mahmut Lebabidi, "Geldikten sonra emniyete gittim. Oradan bana geçici bir kimlik verdiler. Eşim de geçici kimlik aldı. Sonrasında Beykoz Devlet Hastanesi'nde eşim doğum yaptı. Orada da bize çok yardımcı oldular. Üç ay peynir fabrikasında çalıştım. Daha sonra o zamanın Beykoz Müftüsüne geldim. Arapça öğretmeni olduğumu, Türkiye'ye nasıl geldiğimi kendisiyle paylaştım. Allah razı olsun, o da bize çok yardımcı oldu. O zaman müftü Hüseyin Bey'di. Onu ve sizleri tanımadan önce hayatım çok kötüydü. Şu anda hiçbir sıkıntım yok. Ama bu çok şaşılacak bir şey, eksiden birden artıya çıkmak. Eskiden çok kötü bir ortamlarda kaldık. Şu anda iyiyiz ama iş açısından belirsizlik olduğu için sıkıntılıyız" dedi.

"Türkiye'de emniyet var, huzur var"

Suriyeliler'in şu anda Türkiye'de güvende olduklarını söyleyen Mahmut Lebabidi, "Şam'dan kaçıp, Lübnan'a geldikten sonra Türkiye'ye git dediler. Nasıl gideceğim, ne yapacağım diye düşünürken Türkiye'ye gidersen rahat edersin dediler. Lübnan'da hayat çok zor, burada iş bulamazsın. Onlar Müslümanları sever dediler. Lübnan yönetimiyle Esad birlikte çalışıyordu. Benim adım arananlar listesinde yer alıyor. Lübnan'a kaçtıktan sonra yakalanarak Esad rejimine teslim edilen insan sayısı da çok fazladır. Türkiye için emniyet yeri dediler ve gerçekten de gördük. Burada emniyet var, huzur var. Gördüğüm kadarıyla sadece ben değil bütün Suriyeliler güvendeler" ifadelerini kullandı.

Şam Üniversitesi Arapça Öğretmenliği bölümü mezunu 41 yaşındaki Mahmut Lebabidi şöyle devam etti:

"Afrin Harekâtı, Türkiye'nin hakkıdır"

"Biz şu anda Türkiye'de yaşıyoruz. Hiçbir sıkıntımız yok. Biz Suriyeliler olarak Türkiye'nin başına bir şey gelmesin, başı belaya girmesin, bir sıkıntı yaşamasın istiyoruz. Türkiye'nin savaşa girmesini istemiyoruz. Türkiye'nin her zaman huzurlu ve güvenli bir yer olmasını istiyoruz. Biz başlarda Türkiye'nin savaşa girmesini, bize silah ve taktik vermesini, eğitmesini istiyorduk. Biz böyle bir şey istemezdik ama Türkiye sınırlarını korumak için buna mecbur kaldı. Buraya girdi ve topraklarını daha güvenli bir hale getirmeye çalışıyor. Bu kesinlikle Türkiye'nin hakkıdır. Türkiye'nin hudutlarını koruması lazımdır."

"Allah'tan zafer istiyoruz"

"Bundan önce Fırat Kalkanı Harekatı'ndan biz memnunduk. Çünkü burası artık emniyetli bir yer oldu ve insanlar artık geri dönmeye başladılar. Biz bunu destekliyoruz. İnşallah Türkiye, Afrin'i de teröristlerden temizleyecektir. Oraya da insanlar geriye dönecektir. Bundan dolayı mutluyuz. Türkiye'den çok şey beklemek de doğru değil. Biz isteriz ki Türkiye bütün beldelerimize giderek, özgürleştirsin fakat Türkiye'den bunu beklemeye hakkımız yok. Allah'tan zafer istiyoruz."

"Türkiye ve vatandaşlarını çok sevdim ama Suriye benim vatanım, Şam benim kalbimde süreklidir. Çocukluğum ve gençliğim hep orada geçti. Bütün insanlar, orası güvenli hale geldikten sonra yurtlarına geri dönmek ister. İnşallah biz oraya döneriz ve sizler de benim sevdiğim insanlar olarak kalbimde kalırsınız."

"Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) iyi bir oluşumdur"

Özgür Suriye Ordusu ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Lebabidi, "Özgür Suriye Ordusu'nun içinde kötü niyetli insanlar olabilir. Önemli olan komutanlardır. Komutanlar neye yönlendirirse o olur. Ben inanıyorum ki Özgür Suriye Ordusu iyi bir oluşumdur" diye konuştu.

Dost Beykoz / Özel Haber

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haber Gazetesi, Suriye, İç Savaş, Mahmut Lebadibi, Arapça Öğretmeni


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"