Suriye'de çok işimiz var!

  • 01.03.2020 14:18
  • Okunma: 6423 kez

Soru yanlış sorulduğu için cevap da yanlış veriliyor. Doğrusu Suriye'de ne işimiz var değil, madem Sayın Erdoğan'ın ifadesiyle bizi "Suriyeliler Davet etti", biz neden Suriye'de, Suriye Devleti ile çatışıyoruz olmalıdır. Madem Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bizim için önemli neden yıllardır bölgeyi istikrarsızlaştıran operasyonlara destek verip, Suriye'de bir PYD PKK devletine dolaylı destek verdik? 

İdlib'in kontrolünü elinde bulunduran HTŞ bizim terör örgütleri listemizde ise, biz İdlib'te ne için bulunuyoruz? Barış ve gözlem için girdiysek TSK niçin 10 Şubat'tan beri 1709 rejim askeri ve çok sayıda  rejim araçlarını vurduğumuzu açıkladı? Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarına destek vermeyen, hatta Türk Devleti İslam Devleti değildir, dolayısıyla ne Türk  askeri ne de onlarla birlikte savaşa katılanlar şehit sayılmazlar diye fetva veren Nusra imamları değil miydi? Suriye için sorulacak çok soru var, ama maalesef akl-ı selim cevapları alamıyoruz. Mesela El Nusra ya da HTŞ bizi meşru ve İslami görmezken, bizim bölgedeki yetkililerimizin içinde  yeni adıyla HTŞ'nin "cihad" ettiğine "ümmet" için hizmet ettiğine inananlar var mı?

Hükümetin  18 yıllık dış politika karnesinde belki en doğru yaptığı iş, Suriye ile yakınlaşma, vizeleri kaldırma ve ticari ilişkileri geliştirme hamlesiydi. O günler iki ülke içinde maddi manevi birçok kazanımların olduğu günlerdi. Bu ilişkiden en çok kimlerin rahatsız olduğuna bir bakmak lazım. Mesela İsrail, bölgede Türkiye ile barışık, yüzünü batıya ve demokratik değerlere dönük güçlü bir Suriye Devleti ister miydi? 

Sayın Cumhurbaşkanı ve eşleri ile Esed ailesinin samimi fotoğraflarını hatırlamayan yoktur. Esed ya da Esad o günlerde de Aleviydi ve Hafız Esad'ın oğluydu. Eleştirmiyorum bilakis çok doğru bir yakınlaşmaydı, 54 İslam ve Türk Devletinden KKTC'yi tanıyan yokken Suriye'den Kıbrıs'a uçak ve gemi seferleri başlıyordu. Bu yıllar sonra ilk defa yarı tanıma demekti.

Devletimizin yetkili ağızlarının verdiği rakamlara göre 7 milyon Suriyeliye biz bakıyoruz. (Sinirlioğlu 9 milyon dedi) Peki öyleyse bizi ülkelerine davet eden bu insanlar, neden ülkelerinde değiller? Rusya ve İran neden bu denkleme dahil oldular? Yeniden ABD ve koalisyon güçlerine inanıp Rusya Iran destekli Esed ile savaşmalı mıyız? Bu sorunun cevabı evet ise şunun cevabı da verilmesi lazım; iyi ama niçin?

Savaşlar savaş meydanında yapılır, ama bütün savaşlar barışla ve masada biter. Türk Devletinin şehitlerinin hesabını sorması gerekiyor, tabii ki bütün sorumlularından. Ancak aylar önce de yazdık, yanlışı yanlışla devam ettirmek, bize şehitlerimizin sayısını arttırmaktan başka bir kazanım sağlamayacak gibi görünüyor. Devleti yöneten irade, eğer Ya Hakk naraları ile yay çekip ok atan yiğitlerini de cepheye gönderecekse, ben de en ön safta gönüllü olarak bölgeye gitmeye hazırım. En azından bugün klavye başında, ya da ekranlarda ahkâm kesenlerin hepsinden fazla bölgeyi bildiğimi söyleyebilirim. Ama diplomasi hamaset üzerinden yürümez! 

Dostum (!) Putin 5 Mart'ta ki toplantıya katılmayacağını açıkladı, Dostum (!) Trump ise pusuda bekliyor, tekrar bir maceraya ya da Erdoğan'ın yenilmezliğini ispata tahammülümüz yok. Devlet aklı bir an evvel akl-ı selim ile buluşmalı, bölgeyi iyi bilen tecrübeli diplomatların ve muhalefetin de olduğu bir heyet, bir an evvel Türk Devletini bu açmazdan çıkarmanın çarelerini aramalıdır. Gariban milletin çocuklarının kanının hesabı, intikam naralarıyla yeni Mehmetlerin körü körüne cepheye sürülmesi ile sorulmaz!

Vesselam...

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları