Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK

Şu ibretlik manzaralara bakınız!

Tarih 24 Mart ile 31 Mart arasında, gram ALTIN fiyatları 7 850-TL.’dan, 6 100-TL’ya düşmüştü. Konu uzmanları, “yakında gram altın tekrar yükselecek” şeklinde yorumlar yapıyorlardı.

Şu ibretlik manzaralara bakınız!

Tarih 24 Mart ile 31 Mart arasında, gram ALTIN fiyatları 7 850-TL.’dan, 6 100-TL’ya düşmüştü. Konu uzmanları, “yakında gram altın tekrar yükselecek” şeklinde yorumlar yapıyorlardı.

Bu kur dalgalanmalarından istifade etmek için, Kapalı Çarşıdaki bütün kuyumcuların önünde haftalarca çok uzun kuyruklar oluşturuldu. Daha 3. Günden sonra kuyumcuların çoğu YOK satmaya başladılar. Halk hiç geri adım atmadı ve rağbetleri bu kez GÜMÜŞE döndü.

Gram altın veya Çeyrek altın bulamayanların bir kısmı ise yarım, tam veya işlenmiş altın aldılar, yanı kuyumculardan boş çıkmadılar.

Hatta çoğu zaman itişmeler, kakışmalar ve kavgalar da yaşandı. Bu aşırı rağbetler 8-10 gün sürdü.

Sonra ana haber bültenlerinden öğrenildi ki; Türkiye’nin neredeyse tüm kuyumcularında, bu manzaralar yaşanıyordu…

  • Bu manzaralar ÇOK NET olarak, açlık yaygaraları koparanların çanlarına ot tıkamıştı.

Yani Türkiye’nin kalkınmasına KÖR olanlar veya gözlerini kapatanlar, 20 Küsur seneden beri, varoş bölgelerden resimler çekerek veya bazı senaryolar uydurarak, açlık edebiyatı yapıyorlardı.

Sonra da “biz iktidar olursak, herkese ek maaşlar vereceğiz” vb. gibi yalan ve BOŞ vaatlerle, halkı kışkırtmaya çalışıyorlardı. Hâlbuki birçok belediyelerindeki çalışanları bile, haklarını alamadıkları için, eylemler veya grevler yapıyorlar… BU BÎİİİR.

  • İKİNCİSİ ÇOK DAHA ÖNEMLİ:
  • Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam araç sayısı 33 milyon 612 bin 650‘ye ulaştığı bildiriliyor.
  • Araştırmalar, Türkiye’de hane başına ortalama 1,7 konut civarına ulaşıldığını göstermektedir.Yani %30-40 Kiracı bu rakamdan çıkarılsa, %60-70’i İKİ ve daha fazla EVİN SAHİBİ olduğu hesaplanıyor. (Zaten ALTIN KUYRUKLARI, bunun ispatıdır.)
  • Şehirlerimizdeki en önemli problem, OTOPARK SORUNU değil mi? Hatta bu konuda tartışmalar, kavgalar, hatta cinayetler işleniyor.
  • Bendeniz 76 yaşındayım ve her gün mesleğim gereği, çeşitli ve ayrı kanallardan haberleri izlediğim halde, tek bir defa başka ülkelerde ALTIN KUYRUĞU görmedim ve duymadım…
  • 24 Senede Türkiye, her konuda olduğu gibi, savunma sanayiinde de yerlilik oranını %80’in üzerine çıkararak İHA/SİHA Bayraktar TB2/TB3, Akıncı, Kızılelma, deniz platformlarında; TCG Anadolu, MİLGEM, Prina ve denizaltı vs. kendisi üretir oldu.

Hava savunma sistemleri; Hisar, Çelik Kubbe, Milli Muharip Uçak, KAAN, Hürjet, Hürkuş, Bayraktar Kızılelma (İnsansız Savaş Uçağı), Bayraktar TB3, T929 Atak 2 helikopteri vb. gibi birçok projelerle küresel bir oyuncu haline gelmiştir.

Bu hamleler, dışa bağımlılığı azaltıp ihracat odaklı büyümeyi sağlamıştır. 

Bu arada da tek bir memur ve işçi veya emekli, maaşlarında veya diğer sosyal haklarında hiçbir aksama görmemiştir. Peki, bu açlık edebiyatı yaparak, halkı kışkırtmak NİYE?

Oysa Türkiye’mizde, 2000 yılından önceki manzaralar gerçekten de yürekler acısıydı.

Sadece Kıbrıs savaşı sonrasında, memurlar ve işçiler maaşlarını yâ çok çok gecikmeli veya yarım maaş alıyorlardı. İkramiye cinsinden hiçbir sosyal haklarını alamıyorlardı.

  • Yağ, benzin, tüp gaz, hasta hane, ilâç vs. KUYRUKLARI, ayyuka çıkmıştı. Kısıtlı yakıt alabilmek için, tek parti dönemindeki gibi, YAKIT ALMA KARTI çıkartma zorunluluğu getirilmişti. Ve bu acı manzaralar çok uzun yıllar sürdü.

Bugün ise bütün dünyayı KAOSA sürükleyen, özellikle de Orta Asya’yı kasıp kavuran ABD/İsrail ile İRAN savaşlarına rağmen, tek bir yağ kuyruğu, doğalgaz ve yakıt yokluğu, hasta hane ve İLÂÇ sıkıntısı ve yokluğu görüldü mü?

Bunları görememek veya görmezden gelerek, fakirlik edebiyatı yapmak, NANKÖRLİK değil de nedir Allah aşkına?

  • Bir de bu konunun MÂNEVÎ YÖNÜ VAR:

Belediye Başkanlığı veya Valilik tarafından, “Sabah namazlarını Camide kılanlara, bir adet GRAM ALTIN verilecek” diye ilân edilse.

Aynı kuyruklar ve izdiham, camilerde de yaşanmaz mı acaba? Elbette yaşanır…

ŞİMDİ ÇOK DİKKATLİ DÜŞÜNELİM:

Belediye başkanı veya Vali değil, Dünyanın en doğru sözlüsü, düşmanlarının bile kendilerine Muhammed-ül EMÎN (En güvenilir kişi Muhammed) dediği Yüce Peygamberimiz, bakınız ne buyuruyor:

-“Sabah namazlarını, Camide cemaatle kılmak, DÜNYA ve İÇİNDEKİLERDEN daha HAYIRLIDIR” diye müthiş müjdeler veriyor.

Bir gözümüzü küçülterek, kabaca Dünya ve içindekilerini, kuyumculardaki ALTINLARI hesaplayalım.

  • Bu gerçekleşecek MÜJDEYE RAĞMEN, sabah namazlarında böyle kuyruk ve izdiham maalesef yok. Acaba NİÇİN?

Net ve kesin CEVAP: Cesurca empati yapalım ki, “Bu MÜJDEYE ve Ahirete tam inanılmıyor.”  

Oysa, İnansak ta inanmasak da, hepimiz Ahiret yolcularıyız.

Yolcu yolunu ve Akıbetini düşünerek, hazırlıklarını yapmalı. Vesselâm.

A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK HAKKINDA

A. Raif ÖZTÜRK... 20 Nisan 1950 yılında Tekirdağ Çorlu’da doğan Raif Öztürk, ilkokulu Çatalca’da okudu. O dönemin şartlarına göre eğitimini ve iş yaşantısını birlikte sürdürmeyi hedefleyen A. Raif Öztürk, Meslekî Ortaokulu Paşabahçe’de sürdürerek, Sultanahmet Meslek Lisesi’nde özel olarak Makine Yüksek Teknik Ressamlığa devam etti. Türkiye Şişe ve Cam fabrikalarında 26 sene ‘Robotik ve Tam Otomatik Makineler Üretim Hattı Makine Teknisyenliği’ & Fabrika Vardiya amirliği yaptı. ‘Özel Araştırma, Geliştirme ve Eğitmen’ (ARGE) görevlisi olarak 1980’de İngiltere’ye, 1986 yılında da Japonya’ya giden yazarımız, dönüşünde de Meslek Lisesi mezunlarına, (Üretim makinaları, Kalite çemberleri ve beyin fırtınası teknikleri hakkında) iş programlamaları, eğitmenlik, rehberlik ve liderlik dersleri verdi. 1990 yılında Türkiye Şişe Cam Fabrikalarından kendi isteğiyle emekli olan A. Raif Öztürk, Öz Emek Spor Ltd. Şt. Mağazalarını açarak, hâlen işletmeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda bir yıl Diksiyon, bir yıl Osmanlıca, iki yıl da Arapça eğitim alan Öztürk, Halen (1962’den beri) Beykoz, Kavacık’ta ikamet etmektedir. Hiç Kur’ân bilmeyen 30-40 kişiye; aynı anda ve 10 Saatte Kur’ân öğretme uzmanı olan yazarımız, 2014 yılında Sakarya Üniversitesinden “Eğitimciye Eğitim” adıyla eğitim aldıktan sonra, “DEĞERLER EĞİTİMİ UZMANI” sertifikası kazanarak, Beykoz Milli Eğitim Müdürlüğünde ve ülkenin çeşitli illerinde 6 yıldan beri konferanslar ve görsel seminerler vermektedir. Yazarımızın, 2002 yılından bu yana; ‘Fikir Bahçesinden BİR DEMET’, “Derdim bana DERMAN imiş”, ‘Biyoenerji ve Kozmik Bilimin ışığında ŞİFA OLAYI’ adlı Belgesel, tevhid ve tefekkür içerikli kitapları yayınlandı. Sn. Öztürk Ulusal ve Uluslararası Sempozyumlarda, 2015’te Kastamonu Üniversitesinde ve 2018’de Ukrayna Üniversitesindeki sunumlarda kürsü almış olup, hâlen köşe yazılarına ve Kitap çalışmalarına devam etmektedir. 2006 Yılından beri “Dost Beykoz Ailesi” mensubudur…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER