Makaleler

Sizler, İSTEYİN YETER...

2014.07.26 00:00
| | |
7764

Bir caminin bahçesinde sohbet ederken, mübarek bir zât, 40-50 yaşlarındaki bir cemaate “sıfat-ı sübutiye”yi sordu. O bilemeyince bir başkasına, o da bilemeyince yani birkaçını söylemeye çalışırken, hepimiz birbirimize baktık.

İnanınız ki kendimizden utandım.

Evet, uzun yıllar (tek parti veya 28 Şubat gibi) “fetret dönemleri” yaşadık ama bugün bu kadar serbestiyet varken hâlâ bu konuda cehalet içinde yüzmek, bir Müslüman’a, özellikle de bir cami cemaatine hiç yakışmıyordu.

Evet, yeri gelmişken söyleyeyim: Cami cemaatimizin maalesef çok kötü bir alışkanlığı var. Cami içinde vaaz verilirken dahi, bahçede geyik muhabbeti yapıyorlar. “..Yahu, kitap okumuyorum bari hiç olmazsa, hazır burada anlatılanları öğreneyim” demiyor.

Ne kadar çok para kazanırsa kazansın yeterli bulmuyor da, zamanında öğrendiği birkaç eksik dîni bilgiyi kendisine yeterli görüyor. Oysa ilim, her mü’min üzerine bir farîzadır. Özellikle dînî ilimler, yaratılışımızın gayesi olan İBADETLERİMİZ için şarttır. Bilinçsiz ibadetler tad ve haz vermediği gibi, kabul de edilmeyebilir.

İşte bu nedenle bu gün, her mü’minin mutlaka bilmesi gereken birkaç konuyu arz etmeye çalışacağım. Belki dost ve okurlarımla, unuttuklarımızın önemlilerini hatırlarız da bu sorumluluktan bir nebze olsun kurtuluruz…

ALLAH’IN c.c. SIFATLARI.

Zatî sıfatlar : 
1- Vücut. (Varlık) 
2- Kıdem. (Ezeliyet, evveli olmama) 
3- Beka. (Ebediyet, ahiri olmama) 
4- Vahdaniyet. (Bir olma, şeriki bulunmama) 
5- Kıyam binefsihî. (Varlığının devamının zatından olması-başkasının yardımıyla olmaması) 
6- Muhalefetü’n- lil-havâdis. (Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi)

Sübutî sıfatlar:
1- Hayat.
2- İlim.
3- İrade.
4- Kudret.
5- Sem’. (işitme) 
6- Basar. (görme) 
7- Kelâm. 
8- Tekvin. (Yaratma, var etme.) Tekvin sıfatı Maturîdû mezhebine göredir. Diğer İtikat imamımız İmam Eş’arî, bu sıfatı müstakil bir sıfat olarak düşünmez. Böylece bu mezhepte Sübutî sıfatlar yedi tane olmuş olur.

Peki, Mezhep nedir?

Herhangi bir İslam müçtehidinin şer'i delillerden çıkardığı hükümlerin bütünüdür. Tarz, usul, yol, prensip anlamlarına da gelir.

Mezhepler kaça ayrılır, hangileridir?

Önce ikiye ayrılır. 1.) İtikatta mezhep. 2.) Amelde mezhep.

İtikatta mezhepten bahseder misiniz?

 

İtikatta hak mezhep:

"Ehl-i sünnet vel cemaat" mezhebidir. Bu mezhep Peygamber Efendimizin ve ashab-ı Kiramın itikad ve ameli üzerine olan mezheptir. Buna "Fırka-i naciye" kurtulan fırka da denir. Bunun dışında da bazı fırkalar vardır, onlara da "Fırak-ı dalle" denir.


İtikattaki mezhep imamları ikidir:

İmam Ebu Mansur Muhammed Matüridi.

İmam Ebü'l Hasani'l Eş’ari Hazretleridir.

Bizim itikattaki mezhebimizin imamı Ebu Mansur Muhammed Mâtüridi Hazretleridir.

Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebine mensup olanların itikatta imamları Ebü'l Hasani'l Eş’ari Hazretleridir.

Amelde mezheplerimiz dörttür:

Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbelî mezhepleridir.

NOT: Bir kimse, önemli bir zaruret olmadıkça, yani canı istediği zaman Hanefi  mezhebine, canı istediği zaman diğer mezhebin hükümlerine göre hareket edemez.

***

ESMÂ-ÜL HÜSNÂ: Allahın C.C. Güzel isimleri.

Çokluğu vurgulamak için 1001 Esmâ olarak ifade edilir, fakat en meşhurları 99’dur. İsm-i Âzamı ALLAH’dır c.c..

 

Peki, Esmâ ne anlama geliyor?

İsim, tanıtım sembolü, unvan, özellikler ve kabiliyetler şeklinde de düşünülebilir.

Meselâ, bir doktor düşünelim: İsm-i Âzamı doktor’dur.

Bu doktor ayrıca merhametli, bilgili, cömert, gören, işiten, konuşan, yazan, uzun veya kısa boylu, şoför, (belki de) başhekim, evinde baba, herhangi bir dernek veya vakıfta başkan, tahsiline devam ediyor ise öğrenci olabilir. İşte bu saydıklarımızın her biri, onu tanımlayan esmâdır denilebilir.

Bu tanımlamalar Allah c.c. için ise “Esmâ-ül Husnâ” denir. Yani “Allahın c.c. en güzel isimleri” anlamına gelir.

 

Şimdi de Yüce Rabbimizin Esmâ-ül Hüsnâsından bazılarını hatırlayalım:

Rahmân, (Esirgeyen, bütün canlılara nimet veren) Rahîm (Bağışlayıcı ve merhamet edici), Azîz (İzzet ve azamet sahibi), Şâfî (Şifa veren), Alîm (Her şeyi çok iyi ve hakkıyla bilen), Kadîr (Kudreti her şeye ulaşan), Hakîm (Hikmet ve hüküm sahibi), Semi’ (İşitmesi sınırsız olan), Basîr (Görmesi sınırsız olan),  Âdil (mutlak Adalet sahibi),  Rezzak (tüm rızıkları veren), Ganî  (mutlak zengin),  Kuddûs  (Pâk olan ve her şeyi temiz kılan),  Muhyî  (Hayat sahibi ve hayat veren),  Mümît  (Ölümü yaratan),  Mâlik-ül mülk  (her şeyin sahibi),  Samed  (Herşey O’na muhtaç fakat hiçbir şeye muhtaç olmayan), Kebîr  (En büyük), Bâkî (Ezelî ve Ebedî olan), Hâlik (her şeyi yaratan), Muktedir (Her şey yapmaya yetkisi ve gücü olan), Nûr (âlemi nurlandıran, bilinmeyenleri bildiren) Sabûr (Çok sabırlı olan, cezayı erteleyen) Afüvv (Tövbeleri kabul eden, af eden, bağışlayan.) v.d.

 

Köşe yazısı sınırlarını aşmamak için, devamını daha sonraki haftalara bırakıyoruz. Ancak“taşıma su ile değirmen dönmez” atasözü gereğince, buradaki bilgilerle yetinmeyeceğiz. Mutlaka ilgili dînî kitapları alarak veya bir hocanın dizi dibine oturarak, gerekli bilgileri ikmal edeceğiz inşallah. Çünkü, bu bilgilere hem çok muhtâcız, hem de artık bu konuda öğrenme yollarımız açıldı çok şükür.

Diyanet İşleri Başkanlığımız bu konuda seferberlik ilan etti. Her ilde ve ilçede, her müftülük nezaretinde, her camide ve kurs yerlerinde, bay-bayan ve genç-yetişkin, herkese eğitim kapıları ardına kadar açıldı. SİZLER İSTEYİN YETER…

Anahtar Kelimeler: Dost Beykoz, Beykoz, Raif Öztürk

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"