“Siyaset, toplumun yönetilmesi ve düzenlenmesi sürecidir.
”
İnsanların bir arada yaşarken kurallar koyması, bu kurallara uyulmasını sağlaması ve ihtiyaçları karşılaması gereklidir. Siyaset, yalnızca hükümetin veya milletvekillerinin işi değil, aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve bireylerin de aktif rol aldığı geniş bir alandır. Toplumsal düzenin sağlanması, adaletin tesis edilmesi ve halkın refahının artırılması için gereklidir. Eğitim, sağlık ve ekonomi alanında yapılan düzenlemeler siyasetle şekillenir.
Siyaset, yalnızca kişisel çıkarlar veya güç mücadelesi değildir; toplumun ortak yararı için yapılan bir faaliyettir. Bazen siyasetin kişisel çıkarlar için kullanıldığı eleştirileri olsa da asıl amacı toplumun genelini ilgilendiren sorunlara çözüm bulmaktır.
Siyasetçiler, toplumun temsilcileridir ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışırlar, halkın oylarıyla seçilir ve görev yaparlar. Siyasetin toplumsal rolü ve etkisi, halkın siyasetçilere duyduğu güven ve inanç ile doğru orantılıdır. Ancak siyasi partilerin kendi iç yapılarında reform yapmamaları ve liyakate yeterince önem vermemeleri, bu güvenin azalmasına neden olmaktadır.
Halkın beklentilerini karşılayacak, nitelikli ve donanımlı siyasetçilerin yetişmesi, siyasetin daha etkili ve verimli olmasını sağlayacaktır. Ayrıca, siyasi partilerin gençleri ve kadınları daha fazla teşvik etmesi, toplumun tüm kesimlerinin siyasete katılımını artıracak ve demokratik süreçleri güçlendirecektir.
Siyaset, tarih boyunca çeşitli zorluklar ve dönüşümler yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e geçiş süreci, çok partili hayata geçiş ve darbelerle şekillenen siyasi tarihimiz, bugünkü siyaset anlayışımızı etkilemiştir. Bu süreçte, siyasetçilerin ve siyasi partilerin rolü büyük olmuştur. Ancak, zaman içinde siyasetin toplumsal yarar yerine kişisel çıkarlar için kullanıldığına dair eleştiriler artmıştır. Günümüzde birçok siyasetçinin toplumdan ve vatandaştan önce kendi çıkarları için uğraştığına dair gözlemler ve analizler artmaktadır.
Siyasi arenada bireysel çıkarların ve güç mücadelesinin ön plana çıkması, halkın beklentilerinin ve ihtiyaçlarının ikinci plana itilmesine yol açmaktadır. Bu durum, siyasetçilerin kişisel menfaatlerini koruma ve güçlerini pekiştirme çabalarının, toplumsal fayda sağlama amacının önüne geçtiği bir tablo oluşturmaktadır. Özellikle seçim dönemlerinde verilen vaatlerin, iktidar elde edildikten sonra unutulması veya yerine getirilmemesi, bu eleştirileri daha da güçlendirmektedir.
Siyasi kararların, belirli grupların veya bireylerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde şekillendirilmesi, toplumsal adaleti ve eşitliği zedelemekte, siyaset kurumuna olan güveni sarsmaktadır.
Diğer bir açıdan bakılınca da siyasi parti örgütlerinin kendilerini geliştiremedikleri, liyakatli kadrolara erişimin zor olduğu ve çıkarların ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Siyasi partiler, çoğunlukla kendilerini yenileyememekte ve parti içi demokrasi sorunları yaşamaktadır. Bu durum, partilerin halkın gerçek sorunlarına odaklanmasını zorlaştırmakta ve seçmenlerin siyasi kurumlara olan güvenini sarsmaktadır.
Liyakat esaslı kadroların oluşturulması, siyaset kurumunun etkinliğini ve verimliliğini artıracaktır. Ancak, parti içi çekişmeler ve kişisel çıkarların ön plana çıkması, nitelikli kişilerin karar alma mekanizmalarına erişimini engellemektedir. Bu durum, siyaset kurumunun toplumsal sorunlara çözüm üretme kapasitesini düşürmekte ve toplumun geneline yayılan bir güvensizlik yaratmaktadır.
Siyasi parti örgütlerinin yaşadıkları ülkenin tarihine, dış politikasına ve gündemine uzak olması da bu sorunları derinleştirmektedir. Bu uzaklık, parti politikalarının toplumun gerçek ihtiyaçlarını yansıtmasını zorlaştırmakta ve siyasetçilerin güncel meselelerle ilgili doğru ve etkili kararlar almasını engellemektedir.
Aktif siyaset, bilimden ve akademiden kopmuştur. Siyasi kararlar alınırken akademik araştırmalar ve bilimsel veriler yeterince dikkate alınmamaktadır. Bu durum, siyasi kararların kalitesini düşürmekte ve uzun vadeli etkilerini olumsuz hale getirmektedir. Akademinin siyasetle daha bütünleşmiş çalışması, daha rasyonel ve etkili politikaların oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bilimsel veriler ve akademik çalışmalar, siyasetçilerin karar alma süreçlerinde önemli bir rehber olmalıdır. Siyasetin etik değerlerle uyumlu olması, toplumsal barış ve istikrar açısından büyük önem taşır. Yolsuzlukla mücadele ve şeffaf yönetim ilkeleri, bu hedeflere ulaşmak için önemli adımlardır.
Sonuç olarak, siyaset, toplumsal refahın artırılması, adaletin sağlanması ve demokratik değerlerin korunması için hayati öneme sahiptir. Siyasetin doğru anlaşılması ve uygulanması, toplumsal barış ve gelişim için elzemdir. Siyasi partilerin kendilerini yenilemesi, liyakat esaslı kadrolar oluşturması ve gençler ile kadınların siyasete katılımını artırması, siyasetin daha etkili ve verimli olmasını sağlayacaktır. Bu sayede, siyaset, toplumun her kesimi için daha adil ve eşitlikçi bir düzenin tesis edilmesine katkıda bulunacaktır.
YORUMLAR