Neşat YAYLA
  • 16/12/2022 Son günceleme: 16/12/2022 11:14
  • 2.841

Sınıf düzenini bozucu davranışlar karşısında öğretmenin uyması gereken ilk kural soğukkanlı kalmaktır.

Davranış sapmalarının, haylazlığın kendisine yöneldiğini düşünen ya da kendisine saygısızlık olarak gören bir öğretmen soğukkanlı kalamaz, işleri düzelteceğine büsbütün karıştırır. Arka sıralardaki gülüşme karşısında birden tepki gösteren bir öğretmenle sınıf arasında diyalog kopar. Böyle bir durumda öğretmenin kızmak yerine "Ahmet kalk bize de anlat birlikte gülelim" demesi yetebilir. Bunu yapmayıp da Ahmet'e nutuk çekmek, "dalga geçmeye utanmıyor musun? Ananın, babanın ve bu milletin seni okutmak için katlandığı özveriler." diye konuşmak Ahmet'i kazanmaya yaramaz.

 

Gençler olur olmaz şeye gülebilirler, arada bir de çok yerinde nükteler yaparlar. Bu durumda yapılacak en iyi şey birlikte gülmek ve dersi sürdürmektir. Bir divan edebiyatı dersinde öğretmen "Çocuklar bu günkü dersimiz Fuzuli" demiş, arkadan bir ses duyulmuş: "hangisi değil ki hocam?"Herkesin kahkahayı bastığı bu durumda öğretmenin kızması, bağırması, susturmaya çalışması akıntıya kürek çekmek olur. Bunun yerine sınıfla birlikte gülebilir, "nükteni beğendim ama bu seni Fuzuli'yi öğrenmekten kurtaramaz" diyerek derse dönebilir. Böyle bir yaklaşım, derse ilgiyi arttırıp eğitici bir işlev yapar.

Ancak pek çok öğretmen böyle bir nükteyi dersinin küçümsenmesi, dolayısıyla kendine saygısızlık sayar ve ona göre bir tepki verir. Bu nedenle öğrenciye takan ve disiplin kuruluna verenler vardır. Öğrenciyle birlikte gülmeyi öğretmenlik ciddiyetiyle, bağdaştıramayan öğretmenler de çoktur. Oysa biraz gülmece, biraz mizahî yaklaşım havayı yumuşatır ve derse ilgiyi arttırır.

Ne yazık ki hoşgörü eksikliği eğitimde en önemli sorunlarımızdan biridir. Sanıldığının tersine hoşgörü disiplinsizlik değildir. Sınıf içinde hoşgörüyle karşılanmayacak davranışlar da olabilir. Bir gencin ters bir cevabı, saygısızlığı öğretmeni güç durumda bırakabilir, haklı olarak kızdırabilir. Bu durumda öğrenciyle sınıf önünde tartışmak yararsız, hatta sakıncalı olabilir. Davranışın niteliğine göre öğretmen ya "seninle dersten sonra konuşuruz" ya da "sınıf düzenini bozmana izin veremem, dersten çıkmanı istiyorum seninle sonra konuşuruz" diyebilir.

Öfkesine kapılarak öğrenciye ağır ve onur kırıcı sözler söylemek tehlikeli ve geri tepebilen bir yöntemdir. Arkadaşları yanında aşağılandığını, küçük düşürüldüğünü gören bir gencin öğretmene tepkisi çok ölçüsüz olabilir. Bu durumda işler düzelmeyecek bir noktaya varabilir. Öğretmen saygınlığını koruyabilmek için daha da sertleşebilir, öğrencinin üstüne yürüyüp tokatlayabilir. Genç, arkadaşları içinde küçülmek- tense, öğretmenle ilişkiyi koparmayı yeğleyebilir. Kimi genç de öğretmene başkaldırarak arkadaşları gözünde kahraman olmaya özenebilir, tüm sınıfın sözcülüğünü üstlenebilir.

Sınıfta sürekli sorun çıkaran uyumsuz gençler de olabilir. Bunlarla öğretmenin başa çıkması kolay olmayabilir. Bu durumda sınıf öğretmeninin ya da Rehberlik Bürosunun ilgilenmesi gerekir. Aileyle konuşmalar gencin davranışlarının nedenini aydınlatabilir. Okulda disiplin sadece öğretmenler ve yöneticilerce sağlanmaz.

Gençlere kendi kendilerini denetlemelerini öğretecek en demokratik yol Onur Kurullarıdır. Öğrenciler arasından seçilecek üç-beş kişilik böyle bir kurul belli anlaşmazlıklara ve sürtüşmelere çözüm getirebilir. Başkalarını yargılamak zorunda kalan bir genç kendi davranışını da denetlemeyi öğrenir. Onur Kurulları öğrencilerle yöneticilerin karşı karşıya gelmesini en aza indirdiği için gerginliği azaltan bir yöntemdir. Gençlerin yöneticilerden gelen cezalara tepkileri daha sağlıksız olabilir. Ancak arkadaş kümesinden gelen cezalar ve kısıtlamalar daha eğitici sonuç verir.

Yazarın Yazıları