Şeref KAÇMAZ
  • 20/02/2024 Son günceleme: 20/02/2024 19:55
  • 5.603

Değerli dostlar zaman su gibi akıp gidiyor, seçimler geldi çattı, son düzlüğe girmek üzereyiz. Aday listeleri bugün seçim kuruluna teslim edilecek, ek süreler itirazlar vs. derken listeler kesinleşecek ve yarış başlayacak.

Peki, Beykozlu seçmenler olarak bizler neye göre tercihimizi belirleyeceğiz? Başkan adayına göre mi?  Meclis üyelerine ve listedeki yer dağılımına göre mi? Verilen vaatlere göre mi? Yapılan ya da yapılmayan hizmetlere göre mi? Yoksa bunların hiçbir önemi yok! Siyasi görüş doğrultusunda amblemi gördüğümüz yere mührü basacak mıyız?

Tabi bütün bunların bir faktör olduğunu belirtmekle birlikte, yerel seçimlerin kendi içinde dinamikleri olduğunu, ön görülen ya da görülmeyen farklı etkenlerin seçmen tercihleri üzerinde belirleyici olduğunu 1994 ve 1999 yıllarında yapılan yerel seçimlerde tecrübe ettik.

Buradan bütün Başkan adaylarına SESLENİ - YORUM. 2024 Seçimlerinin belirleyici faktörlerinin başında Beykozluların kuşaklar boyu Beykoz’da yaşamaya devam edeceklerini garanti altına alan söylemler ve çözümler olacaktır. İktidar için de muhalefet için de bu böyledir. Seçmeni ikna eden ipi göğüsleyecektir. Tabi ki mevcut iktidar bir adım öndedir, yapılanlar yapılacakların teminatıdır diyerek Tokatköy örneğini gösterebilirler. Ancak diğer bölgelerdeki emsal oranları, beklenen DOP kesintileri (18 uygulaması yapılan yerlerdeki DOP kesintilerini inceleyebilirsiniz), hak sahiplerinin müteahhitlerle hareket etmeye mecbur kalması ve imar haklarının yarısını veriyor olmaları gibi nedenlerle pek çok Beykozlu, birkaç sene sonra Beykoz’a yerli turist olarak nostalji yapmaya ancak gelebilecek.  Bu sorunu ve çözümün ne olacağını son 10 yıldır siyasi kimliğimle yaptığım toplantılarla, köşemden yazdığım yazılarla anlatmaya çalıştım, uyardım, ikazlarımı yaptım. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!

Beykozlu Beykoz’da kalacak!, Müteahhitleri Beykoz’dan kovacağız! Her yerde yerinde dönüşüm olacak! İsteyen kendi evini yapacak! Kiptaş gelecek! Kaç evin varsa o kadar daire vereceğiz! Yeni kanunla sizi başka yere gönderecekler! Evlerinizi yıkacaklar! Arsalarınıza çökecekler! Vs. gibi hamaset dolu gerçek dışı söylemlerle siyaset yapılmaz.  Mesela bu saatten sonra müteahhitleri Beykoz’dan kovamazsınız, İsteyen kendi evini yapamaz, kaç ev varsa o kadar daire veremezsiniz, tapusu olanı başka yere gönderemezler, arsasına çökemezler, (tapusu olmayanı bile göndermediler). Dolayısıyla merkezi yönetim değişmediğine göre bu saatten sonra bunların hiçbirini yapamazsınız. 

Bu saatten sonra ne yapılabilir? Umarım sizleri rakamlara boğmadan anlatabilirim.

‘’3194 Sayılı İmar kanunu m.18 uyarınca parselasyon işlemi sonrası idare tarafından en fazla %45 oranında DOP (düzenleme ortaklık payı) kesintisi yapılır.’’ Yani imarsız yerler imara açılırken belediyelere, okul, cami, hastane, park, yol gibi ortak alanlar yapmak için %45 ‘e kadar kesinti yapma hakkı verilmiş. Yaşam olmayan boş arazilerde bu kesinti normal, ancak zaten yaşam olan, yol, cami, okul vs olan bir alanda %40 -45 kesinti normal değildir. Daha az kesinti ile çözüm bulunabilir.

İlk olarak Belediye Başkan adayları, ihtiyaca göre ve %20 civarında DOP kesintisi yapılacaklarının sözünü vermelidir. Bu ne işe yarar? 1000 m2 arsanın 400 m2 si yerine 200 m2 sinin kesilmesi, yani 600 m2 yerine 800 m2 kalması, yani müteahhitle paylaşımdan sonra 300 m2 yerine 400 m2 hak sahibine kalmasına yarar.

İkinci olarak paylaşımın adaletli olmasının sağlanması. Kat karşılığı değerlemelerinde oranlar belirlenirken, arsanın değeri ile toplam inşaat maliyetinin değeri karşılaştırılır. Misalen; 1000 m2 yerin satış değeri m2*30.000 TL = 30.000.000 tl olsun. Buraya mevcut duruma göre 780 m2 inşaat yapılabilir. 2024 lüks inşaat maliyeti yaklaşık 7.000 Tl ise toplam inşaat maliyeti 5.460.000 tl olur, arazi şartlarına göre %100 artışla 10.920.000 TL toplam maliyet olur. Maliyetin hasılata oranı %37 olarak hesaplarız. Bunu da yuvarlak %40 - %60 olarak dikkate aldığımızda hak sahiplerinin paylaşım hakkı %10 artar. Yani yukarıdaki 1. Seçeneği uygularsak DOP %20 olur ise 1000 m2 de 800 m2 imar hakkı olur, paylaşım Beykozlu lehine %60 olur ise alacağı m2, 300m2 den, 480 m2 ye çıkar. SPK kayıtlı değerleme firmalarına yaptırılacak Kat karşılığı değerleme çalışması ile bütün Beykoz’da Kat Karşılığı oranları Beykozlular lehine değişecektir.

Bütün adaylardan, seçildiklerinde, değerleme raporundaki paylaşım oranları dışındaki projelere onay vermeyeceklerini şimdiden ilan etmeleri ve söz vermelerini isteyin. Müteahhitler kazanmayacak mı? Elbette kazanacak ancak, Beykoz’u yönetmeye talip olanlar Beykozluların da kazanacağı çözümleri üretmek zorundalar.

Üçüncü olarak, ilk iki çözümü uyguladık, 300 m2’yi 480 m2 ye çıkardık. Yine de hak sahibinin ihtiyacını karşılamadı, kardeş, çocuk sayısı fazla, alınacak daireler yetmiyor, ama Beykoz’da yaşamak istiyor, bu durumda her başkan adayı TAKAS sistemini devreye sokarak, Beykoz içinde belirlenen rezerv alanlarında yapılacak konut projelerinden ihtiyaç kadar daireyi hak sahibine vermeyi taahhüt etmelidir. Yani değerli olan yerdeki 480 m2’yi diğer alanlardaki 600 m2-700 m2 ile takas etmek üzere söz vermelidir.

Özetle; düşük DOP kesintisi, adil paylaşım ve rezerv alanlarla takas imkanı çözüm olur.

Beykozlu Beykoz’da kalacak mı? Bu kararı Beykozlular verecek…

Adaletin güçlü, güçlünün de adil olduğu bir Dünya (!)’nın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (CC) emanet olunuz.    

Yazarın Yazıları