“Ne yaptınız, ettiniz; en sonunda bu ülkede ne kadar milliyetçi, ülkücü ve vatansever insan varsa hayallerini yıktınız. Geleceğe umutla bakan gözleri kör ettiniz.
”
“Şehitler Ölmez” Diyorduk… Şehitler Şimdi Öldü
Ne yaptınız, ettiniz; en sonunda bu ülkede ne kadar milliyetçi, ülkücü ve vatansever insan varsa hayallerini yıktınız. Geleceğe umutla bakan gözleri kör ettiniz.
Hani “Şehitler ölmez” diyorduk ya…
Şehadete gidenler bu vatan, bu millet için aşkla, şevkle mücadele ederek kara toprağa düştüler. “Olsun, bu vatan için gerekirse diğer oğlum da gider, hatta ben bile şehit olurum” diyen babalar vardı. “Vatan sağ olsun” diyerek bağrına taş basan analar vardı.
Vardı…
Ama bugün, “devlet aklı” dediğiniz akıl;
“Türkiye huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir” anlayışıyla, vatan için koşa koşa askere giden, ölüme ve şehadete yürüyen bir nesli öldürdü.
Siz, hayalleri öldürdünüz.
Sayenizde şehitler de, hayaller de maalesef öldü.
Bu açıklamalardan sonra, bizim gibi vatan‑millet‑bayrak sevdalısı insanlar hayal kırıklığı yaşarken; canı yanarken, kırk yıldır bu ülkeyi kana bulayan, huzuru bozanların yandaşları sevinç çığlıkları attı.
DEM Parti Genel Başkanı Bakırhan; bu sürecin Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve Bahçeli’nin “ezber bozan” yaklaşımıyla mümkün hale geldiğini söyleyerek,
“Öcalan’ın 40 yıldır arayıp da bulamadığı bir muhatap var artık. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin yaklaşımıyla kuruluyor. Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı; o badireli yolun önünü açtı” ifadelerini kullandı.
Devamında ise,
“Coğrafyamız barışa, hukuk rayına, sandık iradesine, siyasi tutuklular özgürlüğe ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar bizim de sözümüz nettir ve arkasındayız” dedi.
Özerklik tartışmalarına da değinen Bakırhan, merkez‑yerel ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının hem merkezin yıpranmışlığına çözüm olacağını hem de yerelin nefes almasını sağlayacağını belirterek,
“Türkiye’yi bölmek değil, demokrasiyi büyütmek istiyoruz” dedi.
Anayasa’daki vatandaşlık tanımıyla ilgili olarak ise, etnik vurgudan arındırılmış, kapsayıcı ve barış odaklı bir tanım istediklerini;
“Herhangi bir etnik kimlik vurgusu olmasın, herkesi kapsayan Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun” şeklinde açıkladı.
Şimdi sormazlar mı?
Bu ülkede kırk yıldır barışı bozan kim?
Yaklaşık 50 bin insanı; asker, polis, doktor, öğretmen, kadın, çocuk, bebek demeden katleden kim?
Ülkede huzuru bozan kim?
Dün bebek katiline “sayın” diyenlere karşı dimdik duranlar, bugün aynı bebek katiline “kurucu önder”, “barış havarisi” diyerek methiyeler dizme yarışına girmiş durumda.
Evet…
Şehitler şimdi öldü.
Sizin yüzünüzden.
Vatansız, bayraksız, vatan düşmanlarıyla aynı safta durdunuz.
Şehitleri, hilal bıyıklı bozkurtları, bu ülkeyi karşılıksız seven vatanseverleri siz öldürdünüz.
YORUMLAR