Kültür

Seçil Çömlekçi, Beykoz'un yüzü olacak

Seçil Çömlekçi, Beykoz'un yüzü olacak
12.12.2015 17:44
| | |
6937

Video galeri

Beykoz Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim Merkezi'nden bir öğretmenin, popüler bir yazar olduğu ortaya çıktı.

Beykoz Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim Merkezi'nden bir öğretmenin, popüler bir yazar olduğu ortaya çıktı.

Adı: Seçil Çömlekçi... 1987 doğumlu… Beykoz'da bulunan iki 'Özel Eğitim' okulundan birisinde öğretmenlik yapıyor. Beykent Üniversitesi'nde Sinema ve Televizyon Bölümü'nde Yüksek Lisans'ını tamamlamış...

Seçil Öğretmen'in daha önce Carpe Diem Yayınevi'nden çıkmış tam 3 kitabı bulunuyor. Bu kitaplarını bir araya getirdiği ve yeni öykü ve hikâyelerle zenginleştirdiği 4. kitabı ise bugün piyasaya çıkıyor: 'Hayat Zor Ama Ben De Kolay Biri Sayılmam'… Dost Beykoz, devlet okullarında sayısız söyleşi ve panele davet edilen, kitaplarıyla ülkedeki gençleri kucaklayan; hikâyeleriyle hem güldüren hem de okurunu eğlendiren Seçil Çömlekçi ile görev yaptığı Beykoz Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim Merkezi'nde bir araya geldi. Artık Beykoz'a yerleşen ve Beykozlu olan, bundan sonraki kitap tanıtımlarını da yine Beykoz'da yapmayı tasarlayan güler yüzlü Seçil Çömlekçi ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte henüz 20'li yaşlarında olan genç ve başarılı bir Beykozlu'nun hikâyesi...

Beykoz'u nasıl buldunuz ve 1 yılı aşkın zamandır burada Öğretmen olarak hangi izlenimleri edindiniz?

"Beykoz benim hayalimdi... Beykoz'da yaşamayı çok istemiştim fakat öğretmen olduğumdan dolayı, Doğu görevlerimin bitmesini bekledim. Sonra ise Beykoz'da olmayı çok isteyerek buraya geldim ve aradığımı da buldum... Beykoz çok sakin ve çok güzel bir yer... Herkes çok sevimli ve çok iyi niyetli... Birbirini tanıyan sıcak insanlar... Babam ile birlikte henüz 1 yıldır burada olsak da çok uzun zamandır buradaymışız gibi davranıyorlar. Bizi çok sahiplendiler. Ben Beykoz'da olmaktan dolayı çok mutluyum...

Öğretmen olarak konuşacak olursam da şunu söyleyebilirim: Daha önce gittiğim yerlerle kıyasladığımda, Beykoz'un çocukları için çok terbiyeli ve saygılı diyebilirim. Bunun nedeni de sanırım Karadeniz kültürünün etkisi... Hem Karadeniz'e yakınız hem de buradaki ailelerin çoğunluğunun Karadenizli ailelerden oluşması dolayısıyla, öğrenciler de bu kültürle yetişmiş oluyorlar. Tabi ki, ülkemizin her yerinde çok güzel çocuklar yetişiyor ama Beykoz'un bu anlamda sanki daha tatlı bir yanı var."

Beykoz'un doğasını nasıl buluyorsunuz?

"İnternette 'İstanbul'daki gezilecek yerler' denildiğinde ilk 10 içerisinde 6-7 tanesi Beykoz'dan çıkıyor. Polonezköy, Riva, Anadolufeneri... Hepsi burada... Zaten 'doğa' denildiğinde İstanbul'da ilk olarak akıllara Beykoz gelir. Burada bozulmamış bir doğa var. Gelme nedenlerimden birisi de buydu: Denizin ve yeşilliğin bu kadar bol olduğu başka bir ilçe yok İstanbul'da... Ben hakikaten Beykoz'u çok seviyorum..."

Bugün 4. kitabınız piyasa çıkıyor ve tüm kitaplarınız da Carpe Diem Yayınevi'nden değil mi?

"Evet, Carpe Diem Yayınları... Ben mizah yazıyorum ve biz aslında gençlere bir mizah dili oluşturabilmek adına yola çıktık. Şimdi 4. kitabımla birlikte yayınevim konsepti genişletti: Biraz daha gençlikten çıkıp yetişkinlik dönemine geçen kişileri hedef kitlesi olarak seçip kitap hazırlıyoruz. Son kitabım da biraz bu yönde olacak... İlk 3 kitabımın birleşimi ve yeni metinlerle birlikte bir roman tadında, 'Hayat Zor Ama Ben De Kolay Biri Sayılmam' adında bir kitap hazırladık. O da bugün çıkıyor, inşallah hayırlı, uğurlu olur; şans getirir."

İlk 3 kitapla ilgili nasıl bir geri dönüş aldınız? Satış rakamlarınız da iyiydi sanırım, öyle değil mi?

"Evet... Hem Carpe Diem Yayınevi'nin iyi olması, hem de çocukların eğlenceli bulmasından dolayı çok güzel bir satış rakamı elde ettik. Kahramanmaraş, Bursa gibi birçok ile gittim. İstanbul'da da Çatalca, Bahçelievler gibi birçok yerde de okullarda bulundum; söyleşiler düzenledim. Oralarda aldığım geri dönüşler ve sosyal medyadan aldığım geri dönüşler; kitaplarımın çok sevildiği yönündeydi."

Kitabın içerisinde yer alan hikâyeler daha çok Seçil'i mi anlatıyor? Yanılıyor muyum?

"Evet, Yeliz adlı bir karakterimiz var. Yeliz aslında Seçil'i anlatan bir karakter... Şimdi bu 4. kitap da Seçil'in romanı gibi oldu ama biz bunu Yeliz'in romanı olarak sunuyoruz. Biz bu Yeliz karakteriyle, yazar ve okur arasında küçük bir perde koymaya çalıştık. Bu biraz daha beni rahatlatacak bir şeydi... Bu şekilde, daha rahat, daha özgür yazabilirdim. Bir insan kendisinden bahsederken biraz zorlanabilir belki ama bunları Yeliz'e anlattırdığımda hiç zorlanmadım."

Gençlerle ilgili kitaplar yazmış bir yazar olarak, geçmişe oranla gençlerin kaybettiği bir şeyler olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa bu değişim aslında normal ve kaybettiklerimiz aslında çok mu önemsizdi?

"Kaybettiklerimiz önemliydi bence... Mesela eskiden utanma duygusu vardı, yüz kızarması vardı. Şu an bu biraz daha genişledi. Ben kendimi de içine katarak söylüyorum: Mesela ben babamın yanında bacak bacak üstüne atabiliyorum. En basit örneği bu... Belki 1970'lerde bu yapılmıyordu. Onlar adına da konuşmak istemem çünkü ben de kendimi 'yeni nesil' denilen gruba dâhil ediyorum. Ancak belli şeyleri de kaybettiğimizi düşünüyorum. Bunun nedeni de çok hızlı yayılan bir kitle iletişimimizin olması... Şu an bu röportaj yapılırken, bunu 5 bin kişiye aynı anda izlettirebilirim... Sosyal medya aracılığıyla... Dolayısıyla örnek olduğumuzda bunu çok daha geniş kitleler örnek alıyor. Bu ise olumlu bir örneğin yayılımını artırdığı gibi olumsuz örneklerin de çok hızlı bir şekilde yayılmasına neden oluyor. Yanlış yapılan hareket de böylece kısa zamanda popüler oluyor ve yayılıyor.

Ben kaybettiğimiz bir şeyler olduğunu düşünüyorum ama bunu 'yeni nesil' diyerek ötelemek de istemiyorum. Çünkü bundan 10 yıl önce de başka şeyleri kaybetmiştik. Bazı şeyleri kaybede kaybede, bazı şeyleri de kazana kazana ilerliyoruz. Evet, maneviyatta ve saygı gibi bazı durumsallıklarda 30 yıl öncesine göre geriyiz ama mesela yardımlaşma konusunda geçmişe oranla biraz daha ilerideyiz. Çünkü daha fazla haber alabiliyoruz, ihtiyacı olanlara daha hızlı ulaşabiliyoruz. Hem artıları var, hem de eksileri var..."

Kitap okumak kuşkusuz çok iyi ve yararlı bir iş ancak hem internet ve dolayısıyla da sosyal medyanın popülarite kazanmasıyla hem de sinema sektörünün, televizyon dizisi sektörünün çok hızlı gelişmesiyle birlikte acaba kitaplar arka plana mı düştü? Eğer böyleyse de siz nasıl rahat bir şekilde kitap yayınlayabiliyorsunuz?

"Enteresan bir şekilde aslında şu ortamda kitap okuma sayısı git gide artıyor. Daha doğrusu kitap alması diyeyim; okunması konusunu tespit edemeyiz. Sosyal medyadaki paylaşımlar, özendirmeye yönelik işliyor. Sosyal medyada çekilişlerin olduğu, yazarlara kolayca erişimin sağlandığı alanlar açıldı. Dolayısıyla mesela yanına bir kahve fincanı koyup, benim kitabımla birlikte bir fotoğraf çekip, bana yolluyorlar. Ben de bunu beğeniyorum. Bu fotoğrafı seven 10 kişi de gidip aynı kitabı alıp, aynı fotoğrafı çekiyorlar. Böyle artıları var. Ama bunun yanında sinema sektörü var, internet çok hızlı... Dışarıda ise bir hayat var. Kitabın biraz daha geri plana düşmesi gerekiyordu ama bence dengeliyor. Mesela e-kitap çıktı ama yine de kitap satışları iyi bir seviyede... Hele ki, son zamanlarda artan fuarlar, festivaller, Belediyelerin düzenlediği programlar, paneller bunu biraz destekliyor. Dediğim gibi hep bir dengede oluyor aslında..."

Şunu sormak istiyorum: Seçil Özdemir, imza gününü bu kez Beykoz'da gerçekleştiremez mi? Böylece Beykoz'da yerel basında yer alması ve ilçenin tanıtımına da katma değer sağlaması, güzel olmaz mı?

"Beykoz'daki birkaç okuldan teklif geldi. Görüşmelerimiz sürüyor. Büyük bir ihtimalle Beykoz'da fuarımız olacak. Kitap imzalama ve okullarda söyleşimiz olacak. Ben de çok istiyorum: Geçen yıl kısmet olmamıştı... Ama bu yıl Beykoz'da en az 1 etkinlik düzenleyeceğiz."

Bu sizi gururlandırır mı? Seçil Özdemir, adının Beykoz’la birlikte anılmasını ister mi?

"Kesinlikle gururlandırır... Ben geçen yıl buradaki İlçe Milli Eğitim'deki yetkililere de söylemiştim: Ben Beykoz'da en az 1 okula gidip, kendi çalıştığım ve hayranı olduğum Beykoz'un gençleriyle buluşmak istediğimi söyledim. Bu yıl mutlaka bunu gerçekleştireceğiz."

Son olarak Seçil Özdemir'e tavsiyelerini sormak istiyoruz. Hem Beykozlu erkeklere hem de Beykozlu kızlara; yazmaya çalışan ve yazmayı seven Beykozlu gençlere Seçil Özdemir ne önerir? Seçil Özdemir gibi bir kitap yazarı olmak için hangi aşamalardan geçmeleri gerekiyor? Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

"Bu konuda sosyal medyadan da sorular geliyor: 'Ben de istiyorum, sizce nereden başlayayım? diye... Şöyle söyleyeyim: Yazmak için bir kere çok iyi bir okur olmak gerekiyor. Bu yüzden sanırım en kilit noktası bu: Çok fazla okumak... Bana bu soruyu sorduklarında ilk olarak bunu söylüyorum: 'Çok fazla okuyun, içinizde onları biriktirin ve sonra da kendinizi sokağa atın' diyorum. Sokaktaki hikâyeleri merak etmek, onlarla ilgili olmak gerekiyor. Bunları yapınca zaten 'yazma' isteği kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Benim bu konuda bir anekdotum var: Çok ünlü bir yazara öğrencileri, 'Hocam, ben yazar olmak istiyorum, sizce olayım mı?' diye soruyor. O da yanıt olarak, 'Eğer olmamak elindeyse; olma!' diyor. Yani yazarlık böyle bir şey... Yapmamak, yazmamak elindeyse eğer 'Hiç bulaşma' derim. Çünkü zor bir süreçtir: Uykuların bölünür, aklına hikâyeler gelir; hayatından birçok şeyi de çalıp götürebilir. Ama bazen işte insanın kelimeler beynine batıyor ve mutlaka yazma isteği doğuyor. Dolayısıyla yazmamak elindeyse bir insanın yazar olmasın ama yazarlık bir dürtüdür, bir güdüdür; bu tarz güdüleri olan da bol bol kitap okusun ve her zaman kalem-kâğıdı elinde bulundursun."

Dost Beykoz / Özel Röportaj 

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Gazete, Seçil Çömlekçi, Yazar, Röportaj

1 Yorum
Başak Ayçin Dönmez24.02.2017 19:01:53

Sayın Seçil Çömlekçi'nin heniz bir kitabını okudum."Keyfin Yerinde Değilse Annen Bir Yerlere Kaldırmıştır"ı...Üslubunun sıcaklığına ve sürükleyiciliğine hayran kaldım. Hem güldürüyor, hem düşündürüyor ve hem de okuyucuyu ayrı bir dünyanın içine sokabiliyor. Toplumdaki bazı yanlış âdetlere bile adeta bir gitarın en yumuşak teline dokunur gibi değiniyor.Yalnız gençlere değil yüreği genç kalanlara da hitabediyor. Kısacası bayıldım. Cağaloğlu'na gittiğimde diğer kitaplarını da almayı planlıyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"