Makaleler

Savunmak için inanmak lazım!

28.02.2015 20:15
| | |
3455

7 Haziran Seçimleri yaklaştıkça, siyaset piyasası da ısınıyor.

Bir taraftan il ve ilçe kongreleri yapıldı, diğer yandan da milletvekili aday adayları birer ikişer boy göstermeye başladı. Bu seçimde kimse fazla adrenalin beklemesin. Zira sonucu aşağı yukarı kestirilebilen bir seçim sürecine giriyoruz. Araştırma şirketlerinin, tahmini; % 48-%52 civarında bir oy oranıyla seçimi AK Parti’nin alacağı yönünde. Tabii ki AK Parti, bu süreçte yapılan anketlerde çok önde görünmesiyle itibariyle, ‘bu iş şimdiden bitmiştir’ anlayışıyla rehavete kapılmamalıdır.

Niye peki, AK Parti 4.kez iktidarı garantilemiş görünüyor? 
Bence en önemli sebep; seçmen  Kılıçdaroğlu’nda ve  Bahçeli’de iktidar olabilme yetkinliğini ve yeterliliğini göremiyor.

Nasıl görsün ki; Rahmetle andığımız milli golcümüz Lefter’e çok iyi bir kaleciydi diyen, yukarıya çıkan yürüyen merdivenlere binerek, aşağıya inmeye çalışan, rahmetli olmuş sanatçımız Kazım Koyuncu’ya selam gönderen Kılıçdaroğlu’na ve geçen genel seçimden önceki bir mitinginde MHP’ li seçmenlere;  İlkokul arkadaşlarınızdan 5 oy, mahalle arkadaşlarınız dan 5 oy, asker arkadaşlarınız dan 5 oy, akrabalarız dan 5 oy isteyeceksiniz ve razı getireceksiniz, böylelikte’de tek başımıza iktidar olacağız diyebilen Bahçeli’ye bu millet nasıl güvenebilir. Böyle bir realite olurmu hiç. Buradan siz değerli okurlarıma soruyorum.

Eskilerin deyimiyle,’’ aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış.’’

Ayrıca bu iki partimiz de soğuk savaş döneminden kalma kodlarla bocalıyor.Yeni sürüm ve yeni paradigmalara cesaret edemiyorlar.Seçmen bu ürkekliği çözüm sürecinde, paralel örgütle mücadele de  ve Anayasa değişikliğinde daha net olarak gördü.Kısaca seçmen kendine güvenmeyene ben de güvenmem mesajı veriyor.

Velhasıl, görünen o ki, muhalefet yine iktidarı, AK Parti’ye kendi elleriyle hediye edecek. Bu konuda sadece anketçiler, analistler değil, görüştüğüm  CHP’li  ve MHP’li arkadaşlarımda aynı şeyi söylüyor. BBP’yi hiç saymıyorum zaten, zira partinin üst düzey yöneticileri Pensilvanya’nın dümen suyuna girmişler. Aheste aheste şelalenin kayalıklarla buluştuğu yere doğru gidiyorlar. Allah selamet versin.  Rahmetli Muhsin Başkan’ın Partisi bu durumlara düşmemeliydi.

O nedenle diyorum ki; 7 Haziran Genel Seçiminde, kimse kıran kırana bir yarış beklemesin.

Seçim sonucu aşağı-yukarı belli olduğuna göre, hiç olmazsa seçim gündemine biraz kafa yormakta fayda var. Kanaatim odur ki, 7 Haziran seçimi  üç ana gündem üzerinde seyredecek; Çözüm süreci, paralel yapılanmayla mücadele ve başkanlık sistemi.

Geçtiğimiz günlerde Beykoz Devlet Hastanesi kantininde otururken bir arkadaşım gelip masama oturdu ve oturur oturmaz da bana başkanlık sistemini, Türkiye’nin teamülleriyle ve beklentileriyle örtüşüp örtüşmediğini sordu.

Ne yalan söyleyeyim, belki de ilk defa bir konuda hazırlıksız yakalanmıştım. Evet, kulaktan dolma, yanlı –yansız gazete kültürüyle cevap vermek istemedim. Çünkü onu da yanıltmak doğru olmayacaktı. O nedenle arkadaşımdan bu konuyla ilgili sana döneceğim dedim ve dersime çalışmaya çoktan başlamıştım bile.

Kişi için eksiğini görmek bir erdemdir deyip, hummalı bir şekilde dünyadaki örnekleriyle birlikte şu aralar başkanlık sistemine odaklandım.

Peki, niçin önemsiyorum bu konuyu? Öngörüm odur ki, er ya da geç Türkiye başkanlık sistemiyle tanışacak. İnşallah daha sonraki yazılarımda izlenimlerimi ve eleştirilerimi dile getireceğim. Bu benim vatandaş  Çetin olarak sorumluluğum.

Ancak beni kızdıran, sinirlendiren husus muhalefet partilerinin başkanlık sistemini bodoslama bir biçimde karşı çıkmaları. Lakin muhalefet her şeye karşı. Bunu ben söylemiyorum. Kendi seçmenleri de aynı şeyleri devşiriyor.

Yarın meydanlarda AK Parti seçmenin nabzını tutar da, bu yeni sistemin faydaları konusunda, iyi bir konjonktür oluşturulursa, muhalefet yine ters köşe olacak ve sandıkta her zaman olduğu gibi nal toplayacak. 

Bu teknik ve ülke için hayati bir konuyu seçim refleksiyle doğrudan ve gerekçesiz reddedemezsiniz ve bu tavrınızla sağlıklı bir sonuç alamazsınız.

Aynı eksikliği maalesef iktidar kanadında da görüyorum. AK Parti teşkilatları başkanlık sistemi konusunda hala donatılmadı. Bu da seçimlerde AK Parti’lileri, seçmeni ikna etmek hususunda zora sokar. Zira partili bilmediği, hatta kendisinin bile inandırılmadığı bir sistemi nasıl başkalarına anlatacak.

O halde daha fazla vakit kaybetmeden siyasetçi, akademisyen, hukukçu ve bürokratların görüş ve önerileri, dünyadaki örnekleri, artıları ve eksileriyle birlikte tüm birikimleri havuzda toplayıp “ ortak akıl” ürünü olarak Türkiye’yi rahatlatacak önünü açacak, hatta ekonomik olarak da uçuracak “Türk tipi başkanlık sistemi” modeli ortaya çıkarılma hazırlıkları başlasın.

Aksi takdirde, AK Parti bu süreci inanarak değil, dayatarak halletne yoluna gider ki bu çok körü sonuçlar doğurabilir…

Demem o ki, bende dahil, herkes dersine iyi çalışmalı. Ülkemizin geleceği adına kritik bir eşikteyiz. Hatta paralelle mücadelenin, çözüm sürecinin ve ekonomik istikrarın selameti “ BAŞKANLIK SİSTEMİ “ne endeksli.

Sonuç olarak sistemi; toptan ve kökten reddetmekle muhalefet yapmış olunmaz. Gerekçeleri ve belgeleriyle birlikte eteğinde taş olan döksün ortaya. Yeni Türkiye’nin önünü tıkamaya geleceğimizi karatmaya kimsenin hakkı yok. 

Anahtar Kelimeler: Köşe yazısı, Başkanlık Sistemi, AK Parti

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"