Makaleler

Şafak yakın, şafak bizim

09.05.2018 18:17
| | |
5931

Osmanlı Devleti'nin manevi kurucusu Şeyh Edebali Hazretleri Osman Gazi'ye buyuruyor ki: "Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin. Allah yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Cenab-ı Hak yolunu yararlı etsin, Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin, sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin!

Ey Oğul! Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın!                                    

Sevgi, davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilmez, Osman! Geçmişini iyi bil ki, nereye gideceğini unutmayasın..." 

Bilemediğimiz geçmişimiz, kim bilir kaç yılımıza mal oldu? Neden hakkım olan tarihimi yine hakkım olan eğitim hayatımda öğrenemedim? Ne bileyim mesela, ailemde veya öğretmenlerimin derslerinde satır aralarında karşıma çıkmadı buz gibi gerçekler? Tabi nasıl anlatabilirlerdi ki onlardan da saklanmıştı. Fakat vakit artık akla karanın ayrışma zamanı. Bir söküldü çorap, arkası dibine kadar gidecek ve hiçbir düğüm kalmayacak inşallah. Artık istiyorum, talep ediyorum, hatta ısrar ediyorum, ediyoruz. Biz nasıl zorlu asırlardan, hangi kefere ve müşrik oyunlarından, hangi hainlerin işbirliklerinden geldik Türkiye'min bugünlerine? Bizim 1931 yılında Bulgaristan'a ot balyalarıyla kaçırılıp satılan, sonra bir kısmı zar zor geri alınan Osmanlı arşivimizi anlatsınlar. Süleyman Şah ve 624 sene hükmeden Osmanlı'nın temelleri için ön hazırlığı yapan Ertuğrul Gazi'yi... 2.Abdülhamit Han'ın eşsiz dehasını, kültürünü, müziğe, kitaba, tiyatroya ilgisini ve marangozluğunu mesela. Birçoğu bugün hala hizmet veren Darülaceze, Şişli Etfal Hastanesi, Ziraat Bankası, kâğıt fabrikası, terkos suyu, siyasal bilgiler-hukuk-ticaret fakültelerinin açıldığını, Hicaz Demiryolunu, Efendimizin (sav) mübarek ruhaniyetleri sesten rahatsız olmasın diye raylara keçe döşettiğini... Anlatın ki bilelim. Zira Alman Prensi Bismarck bile: "Dünyada 100 gram akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit Han'da, 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir." diyerek O'nu dünyaya anlatmış. 

Geçmiş bugünü anlamamızı sağlayacak, hepimizce malum. Yoksa bazı af buyurun eziklenen ve aşağılık duygusuyla yok sayma psikolojisine giren biçarelere cevap değil gayem. Onların tercihi onları ilgilendirir. Ama devletimin bekası, ümmetin felahı beni ve tüm müminleri bağlar. Bizler hain oyunlara malzeme olmayı, mukaddesatımızı çiğnetmeyi asla istemeyiz ki. Lakin bunlar bizlere anlatıl(a)mayan tarihte maalesef vuku bulmuş. Artık uyanmanın tam vakti. Her şeyi bilmeliyiz dostlar, bilmeliyiz ki doğacak güneş üzerimize sımsıcacık doğsun. Çünkü sadece Ümmeti Muhammed değil tüm insanlık bizden insanlığı, güzelliği, zarafeti öğrenecek, görecek, yaşayacak. Ve bu bizlere dünyada da ötelerde de cenneti getirecek. Dejenere edildik, özümüzden koparıldık, hatta bu saydığım vasıflar millet olarak bizde kalmadı ki dünyaya dağıtalım dersiniz belki. Hayır, bence öyle değil dostlarım. Hala içimizde özünü koruyan, derdimizle dertlenen, dili duada, aklı-fikri ilim ve irfanda yolculuk eden kardeşlerimiz var. Hepimiz üçer beşer onların yamacında çay kahve içsek bile, bize yeter. Adım adım hakkaniyet yolunu ve safiyane benliğimizi buluruz biiznillah.

“Ramazan-ı Şerif yaklaşıyor… 
Kalbinizi zikir ile doldurun,
Kesenizi helal para ile doldurun, 
Kalbinizi iman ile doldurun." 
Gönlünüzü peygamber sevgisiyle doldurun." (Zikri Şerif)

Güneşli günler, bahar ve ramazan iklimi elbet yakınımızda. Gelecek ve her şey çok güzel olacak. Gözle görülmeyen lakin sadece ruhlara işleyecek o manevi iklimde kalplerimiz aşkla huzurla dolsun, dolsun da taşsın inşallah. Bir aylığına da olsa oynanan ali cengiz oyunlarından, sahteleşen ve hatta sanalda çok samimi zahirde gayet yalanbaz olan ilişkilerden, katılaşan iç dünyamızdan, kim ne yapacak, ahvalimiz ne olacaklardan hicret edelim. İnsan sınavını, fatura tarihini, seçimi, açık oturum programlarını, basın açıklamalarını kaçırsa kaybı olmaz da Allah ve Resulü’ne en yakın olacağımız o büyülü geceleri kaçırsa çok şeyi heba eder. Öyle ya beraat gecesi yenilendi bir yıllık kaderimiz, görecek miyiz başka ramazanı şerifi, kim bilir? Ömür nakdimizi en doğru yatırımlarda kullanmalıyız. Gerisi teferruat. Dünya hayatı kalabalık, şaşaalı, düğün-cümbüş içinde görünse de kabir tek başımıza gideceğimiz geçici durağımız. Gerçek yurdumuz olan ahret ise çok daha çetin sorulardan oluşan bir platform. Bundandır ki; dilerim kendi nefsim ve tüm müminler için her iki cihanda saadetimize vesile olacak günler geçirelim. Heybesi boş şekilde Allah'ın huzuruna varmaktan yine o büyük Rahman'a sığınırım. Hele de "ah ne güzel yaşadık, dolu dolu yaşadık, hayatı çok keyifli yaşadık valla" teraneleri içerisinde boğulmamak en büyük dileğim. Elbet helal dairede her nimet bizim için yaratılmış, Allah'ımız (c.c) bildiriyor Kuran'da: 

"O, göklerde ve yerde bulunan her şeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır." (Casiye Suresi 13. Ayeti Kerime)

Bizler aynı zamanda: "Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız"  (Tekasür Suresi 8.Ayeti Kerime) emri ilahisiyle de uyarılmaktayız. Verilen nimetlerin hesabını sanıyorum şu şekilde ödeyebiliriz; güzel bir kulluk, ahlaklı bir yaşam, nimetlere nankörlük etmemek, kibirlenerek ben kazandım da oldu dememek, cömertçe her nimeti paylaşmak hatta acıyı bile...

         Tatlı ramazan yolculuğumuzda her durağımız kazanca dair olsun dilerim hepimiz için. Evvela tüm Ümmeti Muhammed için, can vatanımız için, ailemiz için, tüm yaratılmışlar için. Midesi ve kalbi acıkanların doyacağı, arayanların hidayet ve huzuru bulacağı, Rasulullah (sav) Efendimizin manevi teşrifleriyle geçecek güzelliklerle dolu günlerimiz olsun. Her yeni gelen gün gücümüzün, kuvvetimizin, dirilişimizin muştusu olsun. Vatanımız coştukça coşsun, taştıkça taşsın, kardeşliğimiz ve birliğimiz asla bölünmesin. Her hayrı Rabbimiz vatanımız nezdinde ve bizim de gayretlerimizi vesile kılarak tüm dünyaya yaysın.

Baki Huda’ya emanet olunuz dostlar...

Müseddes Nat-ı Şerifi Nebevi

Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim, 
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim, 
Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim, 
Menşur-ı 'le-amrük'le müeyyedsin efendim.

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim, 
Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim.

Şeyh Galib

Anahtar Kelimeler:

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"