Sabun köpüğünden silahşorlar

  • 18.11.2020 15:57
  • Okunma: 967 kez

Muharrem ERGÜL


Bu konu uzun süredir zihnimi meşgul ediyordu.

Neden herkes her konuyu bildiğini zannediyor?

Neden herkes her konuda konuşuyor?

Neden herkes her konuda yazıyor?

Neden herkes her makama talip oluyor?

Neden herkes kendine uzman sıfatını yakıştırıyor?

Neden herkes kendini araştırmacı diye takdim ediyor?

Neden? Neden? Neden? Neden? Neden? Neden?

Sorular uzar gider.

Tabii ki insanlar konuşmalı, yazmalı. Kastımızın bu olmadığı anlaşılmıştır sanırım.

Tabii ki çok değerli uzmanlarımız ve araştırmacılarımız zaten bilinmektedir. Onlar zaten sözlerini tartarak, ölçerek, biçerek kamuoyuyla paylaşmaktadırlar.

Neden diye bahsettiğimiz grup son yıllarda ortalığı kasıp kavuran fikir meczuplarıdır.

Eline laptop, ipad, cep telefonu alan kendini adeta gladyatör sanıyor.

Twitter'dan, Instagram'dan ve benzeri mecralardan ortalığı kasıp kavuruyor.

Sağdan soldan edindiği yalan yanlış bilgileri ortalığa atıyor, ortalıkta dolaşan bu yanlış bilgiler elden ele geçtikçe doğru diye toplumda kabul görmeye başlıyor.

Ayrı bir klavye silahşorları de kendilerine menfaat sağlamak için hakaret ve karalama kampanyaları yaparak doğruyla yanlışı yer değiştiriyorlar.

İmkanı olan olmayan herkes mutsuz bir toplum oluşmasına bilerek veya bilmeyerek katkıda bulunuyor.

Sözde uzman ve araştırmacı etiketiyle gazetelerde ve sanal mecralarda yazan, televizyonlarda ve Youtube kanallarında her konuda ahkam kesenler inandırıcılıklarını da çoktan kaybetmiş görülüyorlar.

Siyasi figürler de başlı başına bir vakıa.

Bugün beyaza beyaz.
Yarın beyaza gri.
Öbür gün beyaza siyah demelerine çoktan alıştık bile.

Siyasi figürlere ve rol modellere olan genel güven gün gün azalmaya devam ediyor. Bunun bir tehlike olduğunun farkındalığı ortadadır.

Bu durumun sonunda;

Cehalet bilginin önüne geçiyor.
Sadakat gösterisi, liyakatin yerini alıyor.
Siyaset kurumu inandırıcılığını yitiriyor.
Bilgisizliğin arkasına sığınan topluma korku salıyor.
Trollük, lejyonerlik, maaşlık dalkavukluk yeni meslekler haline geliyor.
Öğretilmiş yanlışlar doğrunun yerini alıyor.
Gösterişli sözler gerçeğin öğrenilmesini engelliyor.

Böylece bugün içinde bulunduğumuz ortam birçoğumuzun rahatsız olduğu bir hal alıyor.

Bu halimiz bir kader mi yoksa bizim kendi yapıp ettiklerimizin sonucundaki bir sendrom mu?

Buna karar verip, buradan bir çıkış yolu bulmak durumundayız.

Hal ne olursa olsun bu yalan rüzgarından hep birlikte kurtulmak ve geleceğimizi daha doğru inşa etmek durumundayız.

Klişe sözlerle, sağdan soldan kopyalanmış bilgilerle zihnimizi allak bullak eden yanlış insanları fark edip onlarla bir yere varılamayacağını kavramakta artık gecikmemeliyiz.

Toplumun hassas değerleri üzerinden algı operasyonu yapan sözde uzman ve araştırmacıların yanında üzerine vazife olmayan konularda karşımıza çıkartılan insanları da dikkatle süzmekte fayda var.

Deprem uzmanı, Ortadoğu konusunda ahkam kesiyor.
Siyaset bilimci, salgın hastalıkları yorumluyor.
Tıp doktorunu, müzikolog gibi konuşturuyorlar.
Savaş muhabirlerine, sanat tarihçisi gibi yorum yapılmasına izin veriyorlar.

Mesleği sadece gazetecilik olanlar bilimsel konularda kesin hüküm cümleleriyle bilim insanlarının karşısında adeta köpürtülüyorlar.

Üzerine vazife olmayan ve ihtisası bulunmayan konularda yazan ve konuşanlardan asıl ihtisas sahiplerine sıra gelmiyor.

Toplum, yanlış bilgi verenlerin etkisiyle gerçeğe ulaşamıyor.

İnsanlar öğretilmiş yanlışlarla okyanusta dümeni kırılmış bir tekne gibi başıboş sürükleniyor.

Bilesiniz ki,
Bilginin kıymetsiz
Fikrin yok olduğu,
Yanlışların doğruların önüne geçtiği bir toplumun akıbeti hayra alamet olmaz.

Ellerimizi başımızın arasına alarak Akif'in şu mısralarına kulak verirsek sanırım hayli faydalı olacaktır.

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak.
Ey dipdiri meyyit "iki el bir bir baş içindir"
Davransana eller de senin, baş da senin içindir.
His yok, hareket yok, acı yok... leş mi kesildin.
Hayret veriyorsun bana... sen böyle değildin.

Kalın sağlıcakla.

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları