Risale-i Nur Okuyun

  • 24.03.2020 12:25
  • Okunma: 1687 kez

Mustafa ÇALIŞAN


BELGESEL YAZI DİZİSİ - 2

Dönemin kudretli komutanlarının bilmediği bir ayrıntı daha vardır. Üstad vasiyetinde kabrinin bilinmemesi gerektiğinin altını çizmiş, kendisiyle görüşmek isteyenlere adres olarak Risale-i Nur Külliyatı’nı okumalarını işaret etmiştir. 

Bediüzzaman Said Nursi, Hz. Peygamber’in (sav) ecel gelmeden önce vasiyette bulunma sünnetine uygun olarak ilk vasiyetini Ocak 1948’de Emirdağ’da yazdı. Bizzat kaleme aldığı bu vasiyetinde; şahsi eşyalarını ve kendisine ait Risale-i Nur nüshalarını talebelerinden bir heyete miras bıraktı. Vasiyetinde ve mektuplarında ayrıca “kabrinin bilinmemesini ve Risale- i Nur hizmetleriyle meşgul olanların geçiminin temininin diğer talebeleri tarafından karşılanmasını” talep etti. Bediüzzaman, kendi kabrini ziyaret etmek isteyenlerin bu ziyareti manen gerçekleştirebileceklerini; ruhu için uzaktan Fatiha okuyabileceklerini de beyan etti.

O Risale-i Nur eserlerinde şu ifadelere yer vermektedir: Bu dehşetli zamanda, eski zamandaki firavunların dünyevî şan ve şeref arzusuyla heykeller ve resimler ve mumyalarla nazar-ı beşeri kendilerine çevirmeleri gibi, enaniyet ve benlik, verdiği gafletle, heykeller ve resimler ve gazetelerle nazarları, mana-yı harfîden mana-yı ismiyle tamamen kendilerine çevirtmeleri ve uhrevî istikbalden ziyade dünyevî istikbali hayal edinmiş olmaları ile eski zamandaki lillâh için ziyarete mukabil, ehl-i dünya kısmen bu hakikate muhalif olarak mevtanın dünyevî şan ve şerefine ziyade ehemmiyet verir. Öyle ziyaret ediyorlar. Ben de Risale-i Nur’daki azami ihlâsı kırmamak için ve o ihlâsın sırrıyla, kabrimi bildirmemeyi vasiyet ediyorum.

Hem Şark’ta, hem Garp’ta, hem kim olursa olsun, okudukları Fatihalar o ruha gider. Dünyada beni sohbetten men eden bir hakikat, elbette vefatımdan sonra da o hakikat bu suretle, beni sevap cihetiyle değil, ünya cihetiyle men etmeye mecbur edecek. (Risale-i Nur)

Yani, Üstad’ın vasiyetine uygun olarak, meçhul bir dağ başında O’nu Rabbi ile baş başa bırakan, kabrinin bilinmesini engelleyen dönemin kudretli komutanları, herhâlde bilmeden Bediüzzaman’ın son isteğini de yerine getirmiş oldular!

6 Bin Sayfalık Külliyat

Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleme aldığı Risale-i Nur Külliyatı, 6.000 sayfalık bir Kur’an-ı Kerim tefsiri. Bu tefsir 14 temel eserden oluşuyor: Sözler, Lem’alar, Mektubat, Şualar, Tarihçe- i Hayat, Emirdağ Lahikası I, Emirdağ Lahikası II, Kastamonu Lahikası, Sikke-i Tasdiki Gaybi, Asayı Musa, Mesnevi-i Nuriye, İşaret’ül İcaz, Barla Lahikası ve Muhakemat. Risale-i Nur, Kur’an ayetlerini mana yönünden açıkladığı için “tefsir” ilmi içinde değerlendirilirken, inanç ve ahlak gibi kavramları derinliğine ele alması açısından da “kelam” ilmi çerçevesinde değerlendiriliyor.

Bediüzzaman, ilmî çalışmalarında genellikle Türkçeyi kullanmıştır. Nursi, bizler gibi okullarda düzenli bir öğrenim görmemiş olmasına rağmen, güzel ve anlaşılır bir Türkçe kullanmıştır. Nursi’nin kullandığı Türkçe, Türk dilinin değişim geçirdiği memleketimizde, dolaylı olarak Türk dilinin güzel vasıflarının muhafazasına yardımcı olmuştur. Onun kullandığı Türkçe, mevzuun mahiyetine ve vasfına uygun bir Türkçedir. Yani “Belagat” kavramının tarifine uygun bir dil kullanmıştır.

Said Nursi’nin eserleri, bugüne kadar 50 civarında dünya diline tercüme edilmiş ve neşredilmiştir. Nursi, insanların en çok muhtaç olduğu mevzuları kemal-i vuzuhla izah ettiğinden, insanlara faydalı olmuştur. Risale-i Nur Külliyatı’nın işlediği mevzuların tahlili, değerlendirmesi dikkatle yapılırsa bu gerçek ortaya çıkar. Nursi’nin eserleri, onun ölümünden sonra bıraktığı en önemli mirasıdır. Bu miras ona, hadislerde belirtilen sevabı kazandırmaya devam edecektir. Çünkü yazılmalarından bu yana, her geçen gün artan bir istek ve güvenle bu eserler okunmakta, elden ele dolaşmakta, dillerde konuşulmakta ve anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Vefatının 58. yılında Bediüzzaman Said Nursi’nin öğretisi bugün Türkiye’de ve dünyanın hemen her köşesinde ilgi ve dikkatle takip edilmektedir. Bu vesile ile kendisini rahmetle yâd ediyoruz..

 

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları