Son Dakika
Recep ÖNCEL
  • 30/08/2022 Son günceleme: 30/08/2022 17:34
  • 1.951

Seçimler yaklaşıyor. Son günlerde Türk milletinin hassasiyetleri üzerine bir takım provokasyonlar yapılıyor. Yapılanların bazılarını şöyle özetlemek mümkündür.

1 - Bir Profesör, YouTube kanalında yaptığı açıklamada; başörtülü kadınların psikolog, psikiyatr ve rehber öğretmen olmamaları gerekir’ dedi.

Tabii ki, bu görüşün ilmi bir açıklaması yoktur.

İş tarafsız olması gereken bir akademisyenin, siyasi ve ideolojik yaklaşımından ibarettir.

 Bakış acısı insan haklarına aykırıdır.

 2 - Bir şarkıcı verdiği konserde  ‘İmam Hatipte okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor’ diyerek,  İmam Hatiplere ve büyük bir kitleye hakaret etti.

Çok tepki aldı.

Bu şarkıcının yaptıklarına bakalım.

Müzik kalitesi tartışılır.

Sürekli sahnede yarı çıplak şarkı söyler.

LGBT’yi savunur.

Kimse bu hanıma kardeşim sen ne yapıyorsun?  

Senin sanatın nedir? Diye sormuyor.

Üstelik bu ülkede, inançlara hakaret etmek prim yapıyor.

Hakaret eden için özgürlük isteniyor.

Hakaret edilen insanların yaptıkları hukuk mücadelesi ise eleştiriliyor.

Sivil Toplum kuruluşlarının tepkileri, hak aramaları gericilik ve yobazlık olarak görülüyor.

Soralım, bu şarkıcı Müslümanlara yaptığı hakareti başka inanç gruplarına yapabilir miydi?

Hatırlanırsa, Güner Ümit Alevi vatandaşlarımıza saygısızlık yapmış ve mesleğinden olmuştu.

3 - Yine hem akademik unvanı olan,  hem de bir partinin Genel Başkanı olan bir zat Cuma namazında imama ‘Atatürk’e fatihe okuyun’ diyerek tepki gösterdi.

Daha sonra Diyanet işleri Başkanına hakaret eden basın açıklaması yaptı.

Diyanet Teşkilatı; Atatürk isminin anılmasını kendisi istemedi; diyerek, yazılı ve gayet seviyeli bir cevap verdi.

Sorarım, bu şahıslar bu tür hareketleri başka bir ülkede yapabilir mi?

Bir Hristiyan Papaz veya bir Yahudi Hahama  ‘bu adam’ diye konuşabilir mi?

Mesela, Papa’ya saygısızlık edebilir mi?

Üstelik dini konular ayrı bir uzmanlık alanıdır.

Nasıl ki, bir psikolog, nasıl bir mühendis, bir iktisatçı, bir doktor, bir öğretmen, bir hukukçu ve benzerleri üniversite eğitimi alıyorlarsa bir ilahiyatçı da eğitim alıyor.

Bu konuda akademisyen oluyor ve İlahiyat profesörü olunuyor.

Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanına herkes saygı göstermek zorundadır.

İnanır veya inanmaz o kendi bileceği iştir.

Ancak saygısızlık, bütün toplumu yaralamaktadır.

Tekrar söylüyoruz; ülkemizin bir numaralı meselesi İslam düşmanlığıdır!

Ne acıdır ki, bazıları İslam’a hakaret ederek, kendilerini ön plana çıkarmak istiyorlar.

Akademisyen hakaret ediyor, gazeteci hakaret ediyor, siyasetçi hakaret ediyor, şarkıcı hakaret ediyor.

Mesleki başarıları vasat, ama bu şekilde gündemde kalmaya çalışıyorlar.

Aslında, memlekette aydın sorunu var.

Birçoğu ezik. Pek çoğu da milli değil.

Adamlar camiye yan bakar ezandan rahatsız olur.

Kilisenin önünde sanat eseri diye resim çektirir.

Biz prensip olarak ayrımcı değiliz

Bizim inanç ve kültür anlayışımız herkesi kucaklamak noktasındadır.

Ancak başkalarının inançlarımıza hakaret etmesinden rahatsız oluruz.

Böyle şey olmaz!

Artık provokasyonların zamanı geçti.

Bu millet uyandı.

Bu millet kaliteye bakıyor.

Bu millet yapılan projelere bakıyor.

Bu millet, entelektüel birikime bakıyor.

Millete operasyon çekmeye çalışanlar, eminiz 2023’ de gereken cevabı alacaktır.

Yaşanmış bir hadise anlatarak konuyu bitirmek istiyorum.

“Âlim bir zat talebeleriyle birlikte seyahat ediyor.

Seyahat esnasında, bir yerde mola veriyorlar.

Mola yerinde,  içki içen bir gurup insanla karşılaşıyorlar.

Guruptan birisi ayağa kalkıyor, bu âlim zatın ve talebelerin yanına geliyor.

‘Kusura bakmayın biz içki içiyoruz, sizler kıymetli insanlarsınız’ diye saygı gösteriyor.

Biraz sonra içki sofrasını toplayıp oradan ayrılıyorlar.

Hoca Efendi şöyle diyor, ‘Dünya’nın birçok yerini gezdim, bu Türk milleti kadar İslam’a saygılı bir millet görmedim. Bu millet saygısı dolayısıyla yıkılmayacaktır’ diyor

Evet, böyle kendini bilmezler milletimize zarar veremez.

Bu millet çoğunluk olarak, İslam’a saygılıdır.

Ve yıkılmayacaktır.

Çünkü Türkiye sadece Türkiye değildir.

Dünya üzerindeki bütün mazlumların teminatıdır.

Çok çalışmak, dik durmak ve mücadele etmek gerekir.

Durmak yok, yola devam!

 

 

Önceki Uluslararası İslami Dayanışma Oyunları
Sonraki LGBT dayatması