Röportajlar

Prof. Erbakan’ın danışmanı Mete Gündoğan bağımsız aday

Prof. Erbakan’ın danışmanı Mete Gündoğan bağımsız aday
18.04.2015 15:50
| | |
20439

Profesör Dr. Mete Gündoğan… Uzun süre Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı ve Prof Dr. Necmettin Erbakan’ın baş danışmanlığını yaptı.

Şimdilerde ise 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri için İstanbul 1. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı.

Dost Beykoz Yazarı Ekrem Tuncer’e konuşan Gündoğan, neden bağımsız aday olduğunu ve para politikasını anlattı. Endüstri alanında öğretim üyeliği yapan Prof. Gündoğan, TÜBİTAK ve F16 Uçak Fabrikası’nda çalıştı.

Hocam kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle bu söyleşi için teşekkür ederek sözlerime başlayayım. Üniversite’de Endüstri Mühendisliği alanında profesör olarak görev yapıyorum. Çok çeşitli üniversitelerde çalıştım ve idarecilik yaptım. Örneğin bunlardan bir tanesi İstanbul Ticaret Üniversitesi’dir. Sistem Mühendisliği dersleri verdim. Tübitak, DPT, F-16 Uçak Fabrikası, Başbakanlık, TBMM gibi değişik kurumlarda çalıştım. Sn. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın hem uzun yıllar danışmanlığını hem de Saadet Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığını yaptım. Son sıralarda üniversitede iken, bu bölgeden bağımsız milletvekili adayı olmaya karar verdim. Bütün Anadolu Yakasında yaşayan vatandaşlarımızın desteğini bekliyorum.

Bağımsız aday olmayı tercih ettiniz?

Bağımsız aday olmayı tercih etmemin en önemli sebebi, partiler üstü olarak gördüğüm bir konuda farkındalık oluşturmaktır. Bu konu da BDPS/KRS diye ifade ettiğimiz, Borca Dayalı Para Sistemi ve Kısmi Rezerv Sistemi konusudur. Bunlara bağlı olarak birçok konu daha gündeme geliyor. Onların tamamına karşı bir farkındalık oluşturup bir düzeltme hareketinin başlamasını ya da başlatılmasını istiyorum.

Hocam bu para sistemi ile ilgili konuyu biraz daha açar mısınız?

Tabi. Şöyle ana hatları ile hem sorgulama hem de anlatım yapayım. Hiç düşündünüz mü acaba kullandığımız para kimindir? Piyasada ne kadar para olacağına kim karar veriyor ve milletin ne kadar borçlandırılacağına kim karar veriyor?

Biz normalde, piyasada dolaşan para devletin deriz. Öyle değil mi?

Değil. Çünkü piyasada dolaşan kâğıt para, Cumhuriyet Merkez Bankası Anonim Şirketinindir. Bozuk paralar devletin. Zaten, kâğıt paranın üzerindeki ifadeye bakarsanız orada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazar. ‘Cumhuriyet’ kelimesinde aidiyet bildiren ‘i’ harfi yoktur. Ama bozuk parada Türkiye Cumhuriyeti yazar. Diğer bir ifade ile biz, bir anonim şirketin malını para olarak kullanıyoruz. Piyasa parayı, Merkez Bankasından ödünç yani borç olarak alıyor!


Peki piyasada ne kadar para olacağına kim karar veriyor?

Hah, ona da Bankalar karar veriyor. Bankalar, Kısmi Rezerv Sistemi dediğimiz bir mekanizma ile Merkez Bankası’ndan ödünç olarak aldıkları parayı defalarca satarak piyasaya veriyor. Örneğin, Merkez Bankası’nın piyasaya verdiği 80 milyar lirayı bankalar KRS ile 1 trilyon 380 milyar liraya çıkarıyor. Tabi o da borçla!

Devletin ne kadar borçlandırılacağına da bankalar karar veriyor, öyle mi?

Aynen öyle. 

Hocam bunlar ilk kez duyanlara biraz karışık gelebilir. Vatandaş olarak bize bunun zararı nedir? Niçin bu konu sizi bağımsız aday yaptıracak kadar önemlidir?
 

Şöyle pratik bir şey söyleyeyim. Bu mevcut yapıda bizler değişik işlemlerle toplamda 125 milyar lira yıllık faiz ödüyoruz. Buna yurtdışı borçlarımızın faizini de eklersek 200 milyar liraya çıkıyor. Her yıl 200 milyar lira faizi ödemek için her türlü sıkıntıya katlanıyoruz! Biliyorsunuz verdiğimiz vergiler, harçlar, katkılar, haraçlar neredeyse hepsi faize gidiyor! Hâlbuki bu sistem bir tercih meselesidir. 

Yani bu sistem değişebilir. Değiştirilebilir.

Evet, bunu da Parlamento yapar. Parlamento’yu milletvekilleri oluşturur. İşte şimdi seçim zamanı, milletvekillerini seçerken en doğal haklarımızı savunacak insanları seçmemiz lazım. Onun için de 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri çok önemlidir.

Pekiyi hocam, anlattıklarınız çok önemli ve siz de çok güzel bir şekilde ifade ediyorsunuz. Ancak tek başınıza ne yapabilirsiniz ki! Bütün bu anlattıklarınızı tek başınıza siz mi değiştireceksiniz? 

Evet, herkesin sorduğu sorulardan biri budur. Benim yapmaya çalıştığım şey, anlattığım konularla ilgili olarak bir farkındalık oluşturmaktır. Bir bilinç geliştirmektir. Ben, mevcut Borca Dayalı Para Sistemi’ne karşı bir isyan ateşi yakmak istiyorum. İnanıyorum ki bir kıvılcım, büyük bir ateş yakmak için yeter. Bir haykırış bütün uyuyanları uyandırmaya yeter. Benim yaptığım, bir “Domino Etkisi” oluşturmaktır. Domino etkisinin neler yapabileceğine çok şaşırırsınız. Onun için, bir oy ile ne olacak ki demesinler bana oy versinler. Bir vekil ne yapabilir ki demesinler, beni takip etsinler. Her bahar bir çiçekle başlar.

Sırf bu sebeplerle bir parti çatısı altına seçime girmedim. Partilerin genellikle çok geniş yelpazede programları oluyor. Bu programlar ve kısır çekişmeler arasında söylemeye çalıştıklarımız kayboluyor. Hem partilerde birkaç kişi bütün kitleyi yönetip yönlendiriyor. Eğer onlar sizin ne demek istediğinizi anlamazlar ya da anlayamazlarsa, sizin fikirleriniz hiçbir zaman söylemlerde yer bulamıyor. 

Yani sizin hedefiniz, mevcut borca dayalı para sistemi hakkında toplumda bir farkındalık oluşturmak. 

Evet, ancak bu konu o kadar önemli ki hemen hemen diğer bütün konuları ilgilendiriyor. Çünkü mevcut sistem parayı bir kısıt haline getirmiştir. Para bir kısıt olarak algılandığı takdirde ‘para yok’ diye yapılması gereken birçok iş yapılmıyor.

Neler mesela hocam. Bu konuda birkaç örneği kısaca sıralayabilir misiniz?

Tabi. Planlı Eskitme ile başlayabilirim mesela. Biz Planlı Eskitme’ye karşıyız. Planlı Eskitme ile dayanıklı tüketim malları dayanıksız tüketim malları haline getiriliyor. Bunun yerine kalitenin ve malların ömrünün verimliliğinin artırılmasını öneriyoruz.

Hormonlu, GDO’lu, temiz olmayan ve helal olmayan gıdalar adım adım hepimizi hasta ediyor. Geleceğimizi karartıyor. Bunların yasaklanmasını, çok sıkı denetlenmesini ve bunun yerine doğal yaşam koşullarında üretimi öneriyoruz.

Havamız ve suyumuz bir meta haline getirilmiş ve ticarileştiriliyor. İnsanların en doğal haklarının bir meta haline getirilmesini şiddetle reddediyoruz. 

Sürdürülebilir hale getirilmiş ilaç sektörüne karşıyız. Sürdürülebilir ilaç sektörü sürdürülebilir hastalıkları seviyor! Yeni ve sürdürülebilir hastalıklar hepimizin sağlığını tehdit ediyor. Bunun yerine önleyici, doğal ve alternatif tıbbi çalışmaları öneriyoruz.

İnsanların, neoliberal politikalar neticesinde, psikolojik zorlanmalarının bir hastalık olarak tanımlanarak, sonunda uyuşturucu bağımlılığına kadar götüren ilaçla tedavisine karşıyız. Bunun yerine sevgi ile yoğrulmuş alternatif yardımları ve Sosyal Adaleti istiyoruz.
Enerjide ülkemizin ve dolayısıyla hepimizin tek kaynak (doğal gaz ağırlıklı) ve tek merkeze bağımlı hale getirilmesine karşıyız. Bunun yerine rüzgâr, güneş, jeotermal vb gibi doğal ve doğa dostu yeşil enerjilere ağırlık verilmesini istiyoruz.

Betonlaşmaya, çarpık kentleşmeye ve trafik keşmekeşliğine karşıyız. Bunun yerine, insanları toprakla buluşturan, yaygın ve doğal bir kentleşme öneriyoruz. Yürüme, motor/bisiklet ve doğal ulaşım hatları istiyoruz. Diploma güdümlü eğitime karşıyız. Öğrenciyi müşteri, öğretmeni işadamı, okulları ticarethane olarak gören zihniyete karşıyız. Bunun yerine her öğrenci ile tek tek ilgilenen doğal bir sistem kurgulanmasını istiyoruz.

Bilimde ve kalkınmada taklitçiliğe karşıyız. Bunun yerine, kendi medeniyetimizin bilgelerinin ve ilim adamlarının değer sayımına (paradigmasına) uygun yeni bir yapılanma öneriyoruz. 
Bilişim sisteminde ve teknolojilerinde küresel birkaç firmanın kullanıcısı haline getirilmeye itiraz ediyoruz. Bunun yerine, bilişimde özgün ve açık kaynak kullanarak kendi ayaklarımız üzerinde durmayı önceleyen bir yapılanma öneriyoruz.


Dolaylı vergilere, faiz ödemelerine, katkı paylarına, harç ve adı ne olursa olsun bütün haraçların tamamına karşıyız. Bunun yerine Doğal İktisat Döngüsüne dayalı Taban Ekonomisi Sistemi uygulanmasını istiyoruz.

Paranın küresel finans kapitale, ordunun NATO’ya bağlı olmasına itiraz ediyoruz. Devlet, paranın ve ordunun sahibidir, ona göre yeniden yapılanmasını istiyoruz.

Komşu ülkelerimizin karıştırılmasına, istikrarsızlaştırılmasına ve zulme karşıyız. Bunun yerine kardeşlik üzerine kurulu büyük bir bölgesel barış projesinin başlatılmasını istiyoruz.

Gerçekten birçok konu varmış dağarcığınızda. Bunların hepsi de para ile doğrudan ilişkili. Dolayısıyla bu konu neredeyse partiler üstü bir konu oluyor hocam. Ben güncel bir siyasi etkileşimden de soru sormak istiyorum. Geçmişte sizin de genel başkan yardımcılığı yaptığınız Saadet Partisi, BBP ile bir ittifak yaptı. Bu ittifak hakkında ne dersiniz?

Evet, anlattığımız konular partiler üstü ve herkesi doğrudan ilgilendiren konulardır. Doğru bir tespit yaptınız. 

Siyaset ile ilgili sorunuza gelince birkaç genelleme yaparak cevap vermek isterim. Biliyorsunuz siyaset bir rekabet işidir. Siz rakiplerinizde karşılığı olmayan bir şeyi ortaya koyup güzel anlatabilirseniz onları aşmış ve halkın güvenini kazanmış olursunuz. Diyelim ki bir ittifak yaparak görevdeşlik oluşturmak istiyorsunuz. O zaman ittifak ile oluşturacağınız tablonun benzeri karşıda olmaması gerekiyor. Olmaması gerekiyor ki millet dönüp size baksın. Ama birlikteliğin oluşturacağı tablonun benzeri rakibinizde varsa, millet onu bırakıp da niye sizi tercih etsin? Benim bu tablonun tam olarak ortaya konulabildiğine ilişkin tereddütlerim var. Diğer bir konu da kamuoyunda oluşturulan beklenti ile ilgilidir. Önce bu beklenti çok yüksek oluşturuldu. Sonra iş sadece iki partiye kaldı. Öyle görülüyor ki burada başarısız bir süreç yönetimi yapıldı. Bu ittifakın plan program önerilerini ise pek bilmiyorum. Öyle bir öneri okumadım. Ancak yine de kendilerine başarılar dilerim. Hepsi sevdiğimiz insanlar. 

Anladığım kadarıyla burayı üstü kapalı geçmek istiyorsunuz. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu bölgede herkesin ve her kesimin oylarına talibim. Türkiye hepimizin. ‘Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar’ diye bir atasözümüz var. Bugün uygulanan ekonomik sistem zenginlerin daha da zenginleşmesi üzerine kurgulanmış bir sistemdir. Gelin bunu değiştirelim. Taban Ekonomisi Sistemi ile Milli Geliri Adil bir şekilde bölüşebiliriz. Bu topraklarda, inandığımız gibi yaşayabilmeliyiz. Birbirimize güvenebilmeliyiz. Atalarımız gibi, ‘Güzel Ahlâk’ı tekrar yaşayabilmeliyiz ve yaşatabilmeliyiz. Vatanımıza, milletimize, bayrağımıza, tarihimize gururla sahip çıkabilmeliyiz. Bir problemi çözelim derken kendimiz çözülmemeliyiz. Bütün bunlar yapılamayacak şeyler değildir. Ama birilerinin sürekli hatırlatması ve öncülük etmesi gerekir. İşte biz, bu öncülüğe talibiz.

Hocam çok teşekkür ederim. Başarılar dilerim.

Ben teşekkür ederim. Herkese selam sevgi ve saygılarımı arz ederim.

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haber, Prof. Mete Gündoğan, Ekrem Tuncer, Röportaj, Milletvekili Adayı, Bağımsız, Danışman, Seçim 2015

6 Yorum
MEHMET GÜNYÜZÜ20.05.2015 13:04:47

CİHAD düzenli bir şekilde emir komuta zinciri içinde teşkilatlı olarak HAK kı tebliğ şerri engelleme faaliyetidir sayın gündoğan teşkilatlı olmak lazım hocamızdan bunu bile öğrenememişin teşkilatı terkederek cihad olmaz

adem27.04.2015 15:20:09

Ekteki adrese bakarsaniz ajandanin uzeriyle aynidir. http://www.teb.com.tr/tebyildiz/

Gültekin Çetiner22.04.2015 22:43:42

Hocanın kullandığı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından verilen ajandadır. Her yerde taşıyor.

adem20.04.2015 17:26:29

Roportaj fotograflarimda sayin adayin not aldigi defter dikkatimi cekti. TEB (turk ekonomi bankasi) yaziyor defterin uzerinde. Bu sekilde poz vermesi biraz ironik olmus.

Ahmet Yılmaz20.04.2015 10:57:26

Harika röportaj için çok sağolun. Bu konuları gündeme getiren nihayet bir vatan evladı çıktı. Allah'ıma şükürler olsun. İnşallah herkes uyanır herkeste farkındalık oluşur. Mete hocama bizim evden 5 oy garanti. İnşallah meclise gelir bu meseleleri herkese anlatır. Katalizör olur. Böylece halkımız mecliste sorunun asıl kaynağını görme fırsatını bulur. Yolunuz açık olsun Mete hocam.

Hatice Güler20.04.2015 09:30:29

bir solukta okudum. çok hoş bir yazı olmuş. bu seçimde ilk defa oy kullanacağım. mete hocayı bir arkadaşım tavsiye etti. gerçekten iyiymiş. Babamın kredi kartı borcu var. evimize nasıl kabus gibi borç çöktü bilemezsiniz. bunları mecliste söylesin diye ben destekleyeceğm.tşk.

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"