Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş

  • 05.08.2019 15:31
  • Okunma: 1501 kez

Tarihte iz bırakan abide şahsiyetler vardır. Yahya Kemal’in ifadesiyle ‘Baki kalan şu gök kubbede hoş seda bırakmanın’ yakın geçmişteki en güzel örneğini Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hocamızın ardında bıraktığı izlerde gördük.

            İstanbul’un manevi ikliminin merkezi olan Topkapı Anıt kabristanındaki gönül dostlarının yanına 15 Temmuz 2016’da ebedi istirahate uğurladığımız Nevzat Yalçıntaş hocamızın aradan geçen 3 yıl sonrasında hala terütaze duygularla, capcanlı anılarla, buram buram hasretle, bir büyük ihtiramla, bir güzel saygıyla, sayısız rahmetle ve fatihalarla, dopdolu özlemle anıyor, anıyor, anıyoruz.

            Nasıl anmayalım ki? Nasıl unutalım ki? Vefa öldü mü? Kadirşinaslık bitti mi?

            ‘Zerre kadar hayır yapan hiç unutulur mu?’

            ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ mesajından hiç mi hissemiz yok…

 Nevzat Yalçıntaş’ı farklı kılan, Aziz kılan, büyük kılan o kadar çok şey var ki, saymakla bitmez. Hele onunla yakın mesaide bulunanlar için bu bitmez tükenmez bir anılar deryasıdır. Tam bir gönül ehliydi, dost canlıydı. Ve o kadar çok sevenleri vardı ki, saymakla bitmez. Çevresindekilerin sevgi çemberi ve dualarla bereketli bir ömür sürmüştü.

    O İslam’a hizmet edenleri, gönül dostlarını ihmal etmezdi. Vefakârdı, hiç unutmazdı. Kadirşinastı. Alicenaptı. Hediye vermeyi çok severdi. Hep verici olmak isterdi. Bununla ilgili bir anımı ifade etmek isterim.

Mazlumların avukatı Bekir Berk ağabeyle yakın dosttular.

Merhum ve meşhur Prof. Dr. Ayhan Songar ve eşi Dr. Reyhan Songar da kendilerinin kadim dostlarıydı. Ta Cidde yıllarında sık sık görüşürlerdi. Bekir ağabey İstanbul’a geldikten sonra bu dostluk hukuku devam etti…

Bir ramazan bayramı vesilesiyle Bekir Ağabeyin riyasetinde bir grup arkadaşla Nevzat Yalçıntaş hocamızı bayram ziyaretine gittik. O dost meclisinde ikramlar yapıldı,   Özetle Hocamızın hatırası şöyleydi: “Hicaz’a umreye gittiğimizde sıcaktan bunalan gözlerimiz için Bekir Bey bize birer güneş gözlüğü ve kıymetli eşyalarımız muhafaza için bel çantası alıp armağan etmişti. Biz ne kadar parasını vermek istesek te kabul etmedi.  İşte bakın aradan bunca yıl geçti o gözlükleri hatıra olarak halen saklıyoruz...”

Ve yıllardır sakladıkları o gözlükleri sanki birer kutlu emanetmiş gibi bize göstermişler ve Bekir ağabeyin her gidişlerinde kendilerine yaptığı izzet, ikram ve armağanları saymakla bitirememişlerdi. Bu hal Bekir ağabeyin  ‘Hediyeleşin, hediye muhabbeti artırır’ anlayışının bir güzel örneğiydi...

Nevzat Yalçıntaş Hocam herkese, her camiaya,  her gruba yakındı. Ve kendisine gelen makul talepleri geri çevirmezdi.  Bu vesile ile bendeniz de yönetiminde bulunduğum İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFINDA bir konferans vermesini rica etmiştim. O da Bediüzzamanın İKTİSAT RİSALESİ Konusunda muhteşem bir konuşma yapmıştı. Vakıf olarak açtığımız sergilere ve toplantılara katılırdı. Bizi yalnız bırakmazdı.

        Her türlü hayri ve hasbi hizmetlerin destekçisi ve müdavimi idi…

Tarih öyle büyük insanlar kaydediyor ki, birçok büyükler onlara nispeten küçük kalır.

Bu derin hakikat, adeta Nevzat Yalçıntaş hocamda buluşmuştu.

            Hocamın temel özelliklerini kısaca sıralayacak olursak:

  • ŞEFKAT VE MERHAMETLİYDİ. İSTİĞNA SAHİBİYDİ. FEREGAT VE FEDAKÂRDI. TAVAZUU VE MAHFİYETLİYDİ. ÖRNEK BİR BABA ve AİLE REİSİYDİ. ÇOK İYİ BİR BİLİM ADAMIYDI. İLİM VE FİKİR DERİNLİĞİ MUHTEŞEMDİ. TASAVVUF DERİNLİĞİ VARDI. İYİ BİR EDİP VE HATİPTİ. KUCAKLAYICI VE KUŞATCIYDI. ZOR GÜNLERİN ADAMIYDI. İYİ BİR DEVLET ADAMIYDI. HALL İNSANI VE EHLİ HALDİ. SAĞLAM KARAKTERLİYDİ. DOST CANLI, KADİRŞİNASTI. KISACA BİR GÜZEL İNSANDI…

Ümit ve temenni ediyorum ki, Prof. Dr. Sabahattin Zaim Üniversitesi gibi PROF. DR. NEVZAT YALÇINTAŞ ÜNİVERSİTESİ tez zamanda kurulur. Bu millet ve ümmet için bir vefa borcudur.

Kanamadan, doyamadan, sevemeden, sayamadan, kadrini kıymetini bilemeden o çok sevdiği ve hayatının gayesi bildiği Peygamberinin yanına, o kendisini yoktan var eden ve bihakkın varlığından haberdar olduğu Rabbi’sinin yanına göçtü gitti, koptu gitti, uçtu gitti...

Bizleri de arkasından melül melül ağlatarak, öksüz bıraktı, yetim bıraktı, garip bıraktı, yalnız bıraktı, sahipsiz bıraktı...

Ama kavuşmamız yakındır, gene bir olacağız beraber olacağız; gene o bizim Nevzat Yalçıntaş hocamız olacak, biz onun ‘Aziz Kardeşleri’ olacağız...

Bekle bizi Hocam, geliyoruz; yanından bir küçük yerde bize ayır olur mu?..

Bu vesileyle vefatının 3. Sene-i devriyesi münasebetiyle kendisini rahmetle yâd ediyoruz. Ruhu şâd, makamın ali olsun…

(Ruhu için el Fâtiha.)

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları