Makaleler

Polikistik Over Sendromu...

17.04.2015 16:53
| | |
4151

Polikistik over Sendromu (PCO), yumurtalıklarda birçok küçük iyi huylu kist oluşması ile seyreden ve kadınlarda değişik hormonal problemlere sebep olan bir rahatsızlıktır.

Polikistik over sendromunun genellikle Akdeniz bölgesinde görülmesi, belirli bir genetik özelliğe bağlanmakta ve sıklıkla genç kızlarda ve üreme çağındaki kadınlarda görülen bir problemdir. Adet döngüsünde etkin olan hipofiz bezinde salgılanan LH ve FSH hormonlarının anormal şekilde üretilmesinden kaynaklanan düzensiz adetlerle karakterize yumurtlama bozukluğu görülen bu tabloda LH’daki artış ile orada salgılanan erkeklik hormonu üretimini artırır. Salgılanan bu erkeklik hormonları (Androjenler) yağ dokusunda östrojene dönüşmekte tekrar artan bu östrojen LH üretimini artırmakta ve bir kısır döngü ortaya çıkmaktadır. İşte bu kısır döngüyü kırmak tedavinin altın anahtarıdır.

Uzun süre yumurtlamanın olmaması ile karşımıza şu belirtiler ortaya çıkacaktır:

  • Adet düzensizliği, kadında (% 75) seyrek adet görme şeklinde seyreder.
  • Sivilcelenmede artış     
  • Cilt yağlanması (Erkeklik hormonu ve Androjen hormonlarının artışı ile karakterizedir.)
  • Tüylenmede artış
  • Kısırlık  (Yumurtlamanın olmaması)
  • Kilo artışı % 40 insülin direncine bağlı gelişen bu durum gerek gebe kalmayı zorlaştırır, gerekse gebelikte de gebelik şeker hastalığı olarak karşımıza çıkar.

Tanısı

En son tanı yöntemlerinden biri transvajinal ultrasonik incelemede yumurtalık kenarında milimetrik çapta gelişen ancak yumurtlama ile atılamayan su dolu keseciklerdir. Bu görüntüye inci kolye belirtisi denmektedir. PCOS belirtiler grubu hastalığıdır. Genel olarak overlerinde PCO görüntüsü olan %20 kadında klinik tablonun normal olduğu hormonal değerlerin normal olduğu unutmamak lazımdır. PCOS’lu kadınlarda ise kanda erkeklik hormonu=androjen artışı LH/FSH oranının 3’ün üzerinde olması, 21 günün kan progesteronun düşük oluşu, ultrasonografik tablo ile birleşince kesin tanı konulmaktadır. Ayrıca zayıf PCOS’lu kadınlarda % 30, şişman PCOS’lu kadınlarda %75’e kadar insülin direnci tespit edilmektedir.

 Polikistik Sendromu olan kadınlardaki riskler

  1. Rahim içi kalınlaşma: Rahmin iç çeperini örten müköz membran olarak tanımlanan endometriyum, over hormonlarının etkisiyle değişiklikler göstermektedir. Polikistik over hastalarında yumurtlamasız adetler sonucu meydana gelen hormonal değişimler, karşılıksız östrojen yüksekliği, bu kalınlaşmaya neden olmaktadır. Tedavi edilmezse endometrial kansere sebebiyet vermektedir.
  2. Endometriyal kanser (Rahim duvarı kanseri): Bu riskin doğrudan sendroma mı yoksa obezite, hiperinsulinemi (kandaki insülin düzeyinin aşırı yükselmesi) ya da hiperandrojenizmin (androjenik yetmezlik) mi yol açtığı tam olarak bilinmemektedir.
  3. İnsülin direnci /Tip II diyabet sıklıkla görülmektedir. Zira mevcut olan bir insülin direnci vardır.
  4. Yüksek tansiyon
  5. Karın yağlarındaki bozukluk
  6. Kalp rahatsızlıkları
  7. Felç=inme
  8. Kontrol edilemeyen kilo alımı
  9. Düşük yapma riski

Tedavide amaç gebelik isteyen ve istemeyen gruba göre değişmektedir. Gebelik istemeyen kişilerde amaç kistlerin oluşmasını önlemek ve adet düzensizliğini ortadan kaldırmaktır.

En iyi yöntem doğum kontrol haplarıdır. Şayet tüylenme varsa bunu azaltıcı ilaçlar “Anti androjenler” kullanılmalıdır. Özellikle kilolu veya kiloya meyilli grupta mutlaka insülin direncinin kontrolü için ilaçlar kullanılması başlıbaşına bazen yüz güldürücü sonuçlara sebebiyet vermektedir. Kilolu ise ilk planda yapılması gereken kilo verilmesini sağlamak için diyet ve egzersiz planını birlikte uygulamak hatta bunu yaşam tarzı haline getirmek tavsiye edilmektedir.  Sadece %5 civarında bir kilo kaybı bile yumurtlamanın hemen başlamasını  sağlamaya muktedirdir. Gebe kalmak isteyen gruba ise yumurtlama uyarıcı ilaçlar bu ilaçların tablet ve enjeksiyon şekilleri sırayla kullanılarak ve aşılamanın da ilave edilmesi ile %50 üzerinde gebelik şansının olduğu bildirilmektedir. Eğer başarısız olunursa tüp bebek yöntemleri ile sağlıklı bir gebelik elde etme yoluna gidilmektedir. Gerek yumurtlama tedavilerinde gerek tüp bebek tedavilerinde yönetimi en zor kılan şey birden fazla çok sayıda yumurtanın gelişmesine paralel meydana gelen ve vücutta damar dışında kalan alanlarda sıvı birikimi ile karakterize olan OHSS dediğimiz bir tablo ile karşılaşabilmek mevzubahis olabilir. Bu nedenle tedavilerde doz ayarlamasının kişiye özel ve sıkı kontrol içinde yapılması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Dost Beykoz Köşe Yazarı

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"