Para… Para… Para…

  • 02.06.2020 18:49
  • Okunma: 1225 kez

Kastamonu-Taşköprülü Osman Ağa; “Ağzı olup ta yemeyen var mı” derdi.

Bu tekerlemeyi duyan pek çok kişi de doğal bir refleksmiş gibi onu anında doğrular ve tartışmaya son noktayı koymuş olurlardı.

Aslında bu deyim apaçık güdük bir bilgidir yani eksik,  tamamlanmamış bir bilgi…

Öyle Taşköprülü Osman Ağa’nın sandığı gibi ağzı olan her insan, her lokmayı yutmaz…

Çünkü her ülkenin kalitesiz, karaktersiz, ahlaksız ve haramzadeleri olduğu gibi aynı ülkelerin yiğit, mert, namuslu, şerefli, cesur ve erdemli olmayı seçen insanları da vardır.

Ve yine her ülkenin; yediği haram ve haksız kazançları içselleştirmek için kilise ve camilerde günah çıkaranları olduğu gibi, aynı ibadethanelere gerçekten huzur içinde gidenleri de vardır…

Örneğin ünlü Uluslararası dolandırıcı Reza Zarrab’ın ABD’de itiraf ettiği gibi: “Rüşvet Almaya Eğilimli İnsanlar” dediğine göre miktarı ne olursa olsun rüşvet almaya eğilimli olmayan insanlar da vardır bu dünyada.

Hiç kuşkusuz, zalimlerin egemen olduğu despot yönetimlerde belki erdemli olanlar, erdemsizlerden daha az etkin sanılabilirler ama erdemlilerin her biri, öyle nitelikli insanlardır ki;  ne haram avantalarla satın alınabilir, ne de kalleş tehditlere boyun eğerler; gün gelir bin haksız, hatta bin ahlaksıza tek başlarına bile bedel olabilirler.

Ve o günler, er ya da geç bir gün mutlaka gelir…

Her şeyin gerçek ama geçici olduğu bu fani dünyada tabi ki para çok etkili bir güçtür ve insanların bir kere insan olma şansını elde ettikleri doğum ve ölüm tarihleri arasında, para denilen bu fenomen sayesinde kendilerini çok daha kolay ifade edebilirler…

Fenomen ne midir? Felsefede; somut, algılanabilir ve denenebilir olay ve nesnelliktir. 

İşte bu nesneyle çok şey yapılabilir; yine insan bilgisinin icat ettiği son model lüks uçaklara, lüks arabalara çok kolayca erişilebilinir, savaşlar çıkarılır, hükümdarlıklar kurulur, örgütler beslenir, çeteler oluşturulur, terör estirilir, devletler, devlete, kardeş, kardeşe, komşu, komşuya kolayca düşman edilebilir. Canlı, canlı; çoluk, çocuk, genç, yaşlı, mazlum, suçlu demeden vahşice kafalar bile kesilebilir.

Ama bazılarına göre parayla saadet olmaz, bazılarına göre de parasız saadet olmaz.

İşte böyle bir ikilem içinde dünya varlığını sürdürür…

Gerçekten de insanlık tarihinin en önemli icatlarından biridir para:

Bilindiği gibi ilk olarak M.Ö 7. yüzyılda Lidyalılar tarafından icat edilmiştir. Lidyalılar daha öncesinde alışveriş yaparken takas sistemini kullanıyor, takas ile birbirlerine mal alıp veriyorlardı.  Daha sonra Lidya kralı tarafından madeni paraların basım emri verildi. Tarihte üretilen ilk madeni paralar gümüşten oluşan bir sikkeydi.

Bu sikkeler birbirine eşit olacak şekilde üretilmişti. Aynı zamanda altın ile de bu madeni paralar basılmıştı.

İşte bu tarihsel süreçte ve günümüzde para aynı zamanda gücün de simgesi oldu.

Örneğin katmerleşmiş kapitalistler, “paran kadar konuş” derlerken, “gücün kadar konuş” demek isterler. Oysa gücün gerçek simgesi ne para, ne sikke, ne altın ne de çil, çil dolarlar değil, bütün bu fenomenleri ortaya çıkaran bilgi ve emektir…

En azından bu nedenle kimilerinin para yüzünden yaşadıkları veya karşılaştıkları her durumda sanki asıl suçlu paraymış gibi ona küfür etmeleri hiç doğru değildir. İnsanlar yaşadıkları veya tanık oldukları haksızlık ve fenalıklarda asıl öfkelenmeleri gerekenler; parayı haksız ve ahlaksızca kullananlar olmalıdır…

Yoksa helalinden, emek ve bilgi ile edinilen paranın ne günahı vardır?

Rivayettir; Napolyon’a sormuşlar; “Savaşı kazanmak için ne gerekir

O da güya başparmağıyla, işaret parmağını ovuşturmuş; “Para… Para… Para ”demiş

Gerçek ise;Biz Şerefimiz için, siz ise para için savaşıyorsunuzdiyen İspanya Kralı’na, Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart, şöyle cevap vermiş:

İnsanlar, kendilerinde olmayanlar için savaşırlar

Anlaşılan dünyada ve ülkemizde de pek insan, yanlışlıkla Napolyon’a atfedilen bu rivayeti kendisine baş rehber edinmiştir.

Tıpkı bütün dünyadaki mafya babaları Baronlar gibi…

Hırsızlık, gasp, cinayet, uyuşturucu ticareti ve tehditle elde ettikleri saltanatlarını korumak için, Bakanlar, Milletvekilleri, Valiler, Kaymakamlar, Belediye Başkanları, Hâkimler, Savcılar, Emniyet Güçleri, Medya, Terör Örgütleri, İstihbarat Ajanları ve Din Tüccarlarını para ile satın alıp çapları düzeyinde birlikte saltanatlar sürerler…

Varsın erdemsizler haksız, ahlaksız olmaya devam etsinler, yaratanın yüzde yüz hünerleriyle insan doğduktan sonara, yüzde yüz kendi yetenek ve eylemleriyle insan olamamayı tercih etsinler ama kıldan ince kılıçtan keskin ilahi ve insani adaletten asla kurtulamayacaklarını da çok iyi bilsinler…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları