Para nedir, ne değildir?

  • 10.08.2020 12:35
  • Okunma: 3431 kez

Günlük hayatımızda en çok kullandığımız vasıtalardan en mühimi muhakkak ki paradır… İçinde bulunduğumuz asırda para kullanmayan cemiyetler yok gibidir. Bununla birlikte Avustralya, Rodezya, Güney Afrika ve Afrika’da para kullanmayan kavimlere rastlamak mümkündür. Bir de Afrika’da pigme’ler bazen çevrelerindeki toplumlarla para esasına dayanmadan alışveriş yaparlar. Bunlar paranın yerini tutan çeşitli maddelerle takas usulü ihtiyaçlarını gidermektedirler. Mesela, kutuplarda kürk, Afrika’da tuz ve tütün, Ekvator’da cilalı balta, Asya’da koyun-inek paranın yerini almaktadır. Biraz daha eski tarihlere indiğimizde deniz kabuğu ve cilalı taşların da para olarak kullanıldığını görüyoruz.

İktisadi fonksiyonu

İç ve dış iktisadi münasebetlerimizi ayarlayan temel unsur paradır. Parayla alakalı hareketlere yön veren faktörler ise çok çeşitlidir. Fakat temelde ülke ekonomilerinin istikrarlı işleyişine bağlıdır.

Bugün, paranın üzerinde yazılı olan itibari değeri pek büyük bir mana ifade etmemektedir. Pratik hayatta rol oynayan faktör o paranın satın alma gücüdür. Mesela, İtalya’da milyonlarla liret’e sahip olan İtalyan gerçekte çok zengin bir kimse değildir.

Buna karşılık Almanya’da milyonlarla Mark’a sahip olan bir Alman gerçekten çok zengindir. Alman’ın satın alma gücü İtalya ile bu açıdan mukayese bile edilmez.

Paranın itibari ve gerçek değerlerinin milletlerarası münasebetlerde farklı oluşu yeni mefhumları doğurmuştur. ‘’Sağlam para’’, ‘’iyi para-kötü para’’, ‘’paranın değerini düşürme değer kazandırma’’ gibi… Bu mefhumlar ülkelerin mali portreleriyle birlikte, siyasi güçlerine göre tezahür etmektedir. Dolayısıyla paranın iktisadi fonksiyonu milletlerin hayatiyetleriyle doğru orantılı olarak şekillenmektedir.

Siyasi fonksiyonu

Para, siyasi işleyişe tesir eden iktisadi fonksiyonlardandır. Parası kıymetli olan ülkelerin dünya ekonomisindeki rolleri daha büyüktür. Mesela, doların kuvvetli oluşu, ABD’nin diğer ülkelerle olan münasebetlerinde müessir olmaktadır. Dünya ekonomisinde ağırlığını hissettiren Japon ürünleri, Yen’in kıymetlenmesini ve aranılan para olmasını sağlamaktadır.

Paranın bu fonksiyonunun geçerli olabilmesi, yani iç ve dış iktisadi münasebetlerde tesirli olması için o ülkenin siyasi iktidara sahip olması gerekir. Siyasi iktidarın işleyişinin zikzaklar çizmesi paranın bu fonksiyonunun menfi yönde etkilemektedir.

Türkiye’nin ERDOĞAN öncesi yıllarda içinde bulunduğu durum buna bariz bir örnek teşkil etmektedir. Sık sık değişen siyasi iktidarlar, kendi içlerinde ahenk sağlayamayan hükümeler tutarsız kararlar paramızın siyasi fonksiyonunu zayıflatmıştır.

Ferdi fonksiyon

Cemiyetlerin ideallerine erişmesi fertlerin gayeye hizmetlerine bağlıdır. Gayeler, ülkelerin maddi ve manevi yapılarına göre ağırlık arz etmektedir. Biz manevi ciheti bir kenara bırakarak, maddi ciheti paranın ferdi fonksiyonu açısından değerlendirelim.

Bir cemiyette her şey para ile ölçülüyorsa fertler için paranın fonksiyonu, sosyal hayatta ağırlıklı rol oynuyor demektir. Her sahada paranın hakim olduğu cemiyetler maddi esaslarla değerlendirileceği için manevi fonksiyondan bahsetmek mümkün değildir.

Fert ister istemez hayatiyetini devam ettirebilmek için paraya muhtaçtır. Ama bunun sınırı ve ölçüsü belirsizdir. Eski sonsuzla artı sonsuz arasında oynar bu grafik. Makul ve vasat ölçülerde tutulması ideal olanıdır.

Fertler, günümüzde paranın miktarının fazlalığından ziyade onun satın alma gücü, gerçek değeri ve kullanılma sahası ile ilgilenmektedir. Paralarının kıymetli olmasını, mevcut paraları ile bütün isteklerinin karşılanmasını arzularlar. Mesela, 30-40 sene önceki 100 TL’nin bugün takribi 10.00 TL olması ferdi pek ilgilendirmemektedir. Onun için mühim olan eline geçen para ile ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabilmektir.

 

Bu halde ferdi fonksiyona tedir eden unsur, paranın itibari değeri yanı üzerinde yazılı miktarından ziyade, hakiki değeri yani satın alma gücüdür…

 

Bu zihniyetin ağırlık kazandığı cemiyet fertleri paraları ölü yatırım dediğimiz ev, arsa, bağ bahçe gibi sahalara bağlarlar. Ta ki, paranın dalgalanması karşısında kazançlarına halel gelmesin.

 

Paramızın kıymetlenmesi

 

Her ülke, milli parasının kıymetlenmesini, diğer ülkelerin paraları yanında değerli olmasını istemektedir.

 

İktisadi darboğazlara girmiş ekonomiler yeni bir canlılık ve aktivite kazanmak için paralarının kıymetlenmesini arzulamaktadırlar.

 

Türkiye’nin iktisadi tablosu da bu noktadan bir hali karmaşıktır. Erdoğan'dan  önceki Dış ödemeler dengesi bozulmuş, bilançodaki açık devamlı yükselmekte, mevcut borçlar ödenmemiş, işsizlik baş döndürücü hızla artıyor, enflasyonla birlikte yeni yeni devalüasyonlar iç dengeyi sarsmış… Bu tabloya iç de dış değer problemler de eklendiğinde buhranlı bir ülke sergilenmektedir.

 

Erdoğan dönemi öncesindeki Türkiye çeşitli yollara başvurmak mecburiyetinde kalmıştır. Milletlerarası kuruluş olan IMF ve Dünya Bankası’ndan kredi istemek ihtiyacını hissetmiştir. Bu ihtiyacın faturası ise bir hayli pahalıya mal olmuştur.

 

Hamdolsun artık İMF ile işimiz  yok. IMF bizim için bir kabus, bir bela olmaktan çıktı. Dünya Bankasından  kredi almak gibi bir ihtiyacımız hiç yok. Cumhuriyet Türkiye'si en istikrarlı dönemini  yaşamaktadır. Şayet dış güçlerin ülkemiz üzerine oynadığı oyunlar, yani TL ile ilgili spekülatif hareketler ve operasyonlar  de olmasa bizim paramızın dünya ölçeğindeki  yeri  çok  daha sağlam olacaktır ... Ümit ve temennimiz bu yöndedir.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları