Beykoz’a metro gelecek
Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, Ensonhaber’e birtakım açıklamalarda bulunarak bir kez daha metro vurgusu yaptı. Gürzel, “Beykoz’a metro gelecek” dedi.
Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, Vekil olarak seçilmesinin yıl dönümüne kısa bir zaman kala ensonhaber’e açıklamalarda bulundu.
Gürzel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini Külliye’ye davet ettiği günü de anlatırken, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in de kendisini yalnız bırakmadığını söyledi.
Külliye’ye gitmeden bir gece önce neredeyse hiç uyumadığını dile getiren Gürzel, “Tabii aslında Külliye’ye davet edilişim bir gün önce gece. Müthiş yani, hiç uyuyabildiğimi düşünmüyorum.
Müthiş bir geceydi yani. Gideceğim, ne diyeceğim, ne yapacağım, nasıl bir ortama giriyorum?
İki gün önce sokakta yuhalanmışım, şimdi Cumhurbaşkanı beni davet ediyor. İnanılır bir, inanılır bir duygu değil yani. Anlatamıyorum o duyguyu hala.” diye konuştu.
Duvarları çok şık olan bir toplantı salonunu gezdiklerini ifade eden Gürzel, “Tam ortada bayrak, iki bayrak ve bayrağın ortasında Atatürk’ün yağlı boya tablosu. Mesela onu görmek de çok şaşırtıcıydı. Neden diyeceksiniz? Bize yıllarca ne anlatıldı? “AK Parti Atatürk düşmanı bir partidir” diye anlatıldı. Takiben tabii partiye girene kadar buna inanmış, bu ezberlenmiş cümleler üzerine hep siyaset yapmış biriydim. Orada mesela Atatürk portresini görmem oldukça ilginçti.” diye konuştu.
BU YANLIŞ BİR ALGIYMIŞ
İl Başkanı Özdemir ile Atatürk üzerine epey sohbet ettiklerini de sözlerine ekleyen Özlem Vural Gürzel, “Hayır dedi yani, bizim böyle bir savaşımız hiçbir zaman olmadı. Ve gerçekten de olmadı. Şu anda da yaklaşık işte eylülden beri 6 ay oldu, 6 aydır AK Parti’deyim. Hiçbir zaman “Bırakın Atatürk düşmanlığını bir tarafa” hiçbir problem olmadığı gibi çok da sahiplendiklerini gördüm. Yani bu da yanlış bir algıymış, hep böyle bize öğretilen. Bir saat kadar yine sohbetimiz sonrasında özel kalem müdürümüz geldi ve bizi ofise davet etti.
Cumhurbaşkanımız ayakta. Salonun girişinde ve ayakta karşıladı bizi. Ve beklettiği için de özür diledi çünkü diğer ülkelerin devlet başkanlarıyla görüştüğünü, o yüzden bizi beklettiği için de özür diledi.” şeklinde konuştu.
BURADA KOSKOCA ÜLKE YÖNETİLİYOR
Gürzel, şöyle devam etti:
“Estağfurullah dedim, ne demek? Yani burada koskoca ülke yönetiliyor. Ben orada bir saat beklemişim ne demek yani? Böyle bir şey olabilir mi? Sabaha kadar da beklenir. Ne kadar beklenirse o kadar beklenir yani. Girdik, beraber salona kadar geldik. O kadar çok ilgilendi ki. Hem benimle, hem eşimle, bütün aile detaylarımızla, çocuklarımızla… Yani yarı siyaset, bir saat kadar kaldık. Bunun yarım saati belki siyaset, bir yarım saati aile hayatımız üzerine geçen çok samimi bir ortamdı. Neler olduğunu sordu. Beykoz’da neler yaşandığını. Ben kısaca onları anlattım.”
“Neden bu durumlara gelindiğini, neden bu kadar zorluk yaşadığımı. Biraz onları konuştuktan sonra ailemiz üzerine, çocuklar üzerine konuştuk. Eşimle konuştu. Bize çok, kendimizi evimizde hissettirdi.”

“KIZIM SEN NİYE KORKUYORSUN?”
Orada kendini evinde gibi hissettiğini, ve televizyonda gördüğü ulaşılamaz Cumhurbaşkanı olmadığını söyleyen Gürzel, “Orada bir devlet babaydı. Burası bir devlet, kendisi de devlet baba ve ben de o devlette yaşayan bir vatandaş, bir evlat. Bana bunu hissettirdi. Hissetmekten öte hatta bunu dile getirdik şöyle; “Sen” dedi “hizmet etmek istiyor musun?” Evet dedim. Bu kadar mücadeleyi, bu koltuğa eğer geldiysem sonuna kadar hizmet etmek istiyorum, iz bırakmak istiyorum. “Ben senin arkandayım” dedi. “Korkma” dedi. Ben tabii çok tedirginliğim de var, hala daha bu uzun süre mobbing altında kaldığım için, zorbalandığım için o duyguları da atamamışım üstümden. Hala böyle bir tedirgin halim var. “Kızım sen niye korkuyorsun?” dedi. “Sen niye tedirgin oluyorsun?” dedi.

“HAYAL DÜNYASINDA MIYIM?”
Gürzel, “Şöyle bir koltuğu var, onda böyle vurdu yanına. “Sen benim kızımsın artık” dedi. “Sen hizmetine bak, sana hiçbir şey olmaz bu saatten sonra. Doğru bildiğini yap. Tertemiz bir şekilde yolunda dümdüz git. Hizmetini yap, ben senin arkandayım, hiçbir şey olmaz” dedi. Merak etme. Zaten Beykoz’u çok sevdiğini, çocukluğunun orada geçtiğini, eski anılarını da konuşunca, kendisinin de çok büyük bir aidiyeti var Beykoz’a, ayrı bir sevgisi de var. Onu da anlatıp hissettirince o kadar rahatladım ki… Ama bir taraftan da ben ne yaşıyorum? Hayal dünyasında mıyım? Bu bir gerçeklik mi?” İfadelerini kullandı.

BİZİM BİLMEDİĞİMİZ NELER VARDI
Gürzel şöyle devam etti:
“Tam bir geçmişe gittik, geleceğe geldik. Yani her şeyi bir muhasebe yaptık. AK Parti politikalarını eleştirdik ya da doğrularını öğrendik. Bizim bilmediğimiz neler vardı, bize anlatılanlar buydu ama işin iç yüzü neydi? Epey bir sohbet ederek bütün günü geçirdik. Sonra saat 6 civarlarında, randevumuz 6’daydı.
Akşam 6 civarlarında Külliye’ye gittik. Tabii büyük bir ihtişam. Orada dedik ki evet, biz şu an devletin tam da merkezindeyiz.
Onu hissettiriyor. O gücü gerçekten hissediyorsunuz orada. Çok, çok farklı. Toplantı salonuna girdik. Toplantı salonunda padişahların yağlı boya tabloları var. İşte burada biraz gezip bakabiliriz, vakit geçirebiliriz dedik.
“Çok onurum kırıldı. Bütün, yani sadece onurum kırılmadı, hayallerim yıkıldı, kalbim çok kırıldı. Yani bu kadar hizmet etmişim, geriye dönüyorum 17 yılıma yazık. Gerçekten yazık. Çok daha özgür günlerim olabilirdi ben mitinglere git, o çalışmayı yap, bu çalışmayı yap…
Niye bunlara emek harcadım? Emeklerime acıdım. Sonra dedim ki evet, bir görüşeyim. Bu gelen teklifleri bir değerlendirmek üzere bir görüşme yaptık sadece İl Başkanımızla.”

EŞİMLE TELEFONDA UZUN UZUN KONUŞUYORUZ
“Sonra tabii ben her iki tarafın da ortasındayım o ara, görebiliyorum. Yani yöneticilerin tavırlarını, karakterlerini analiz ediyorum.
Yani orada Abdullah Bey’in ne kadar yardımcı, ne kadar destek, ne kadar babacan, durumun farkında, son derece profesyonel, sadece hizmet odaklı konuşmasına bir kere hayran oldum zaten. Dedim ki evet, burada bir sahiplenme var. Onu hissettirdi. Tabii döndüm eve, eşim de yok uçuşta. Ne yapacağım? Onunla konuşmaya çalışıyorum telefonda böyle uzun uzun konuşuyoruz.
Ne yapacağız ne edeceğiz, çok tedirginiz. Bizim bütün sosyal çevremiz yani sosyal demokrat, Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin olduğu bir arkadaş çevrem var.”
BÜTÜN KONU BAŞLIKLARINI KONUŞTUK
“Karar verdik evet gece, ertesi gün yola çıkacağız. Eşim uçuşta, onun gelmesini bekliyorum. Geldi, arabaya bindik Ankara’ya gittik. Bütün günümüzü zaten Ankara’da geçirdik. O gün boyunca Abdullah Özdemir’le beraberdik. Hiç yalnız bırakmadı bizi, bir dakika yalnız bırakmadı. Biz kafamızdaki o bütün sorduğumuz ya da 24 yıl boyunca “Ya burada da hata yapıldı, niye böyle dediniz?” diye bahsedilen bütün şeyleri, konu başlıklarını konuştuk.”
Beykoz’un ulaşım projelerine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Özlem Vural Gürzel, Beykoz’a metro geleceğininde üzerine bastı.
BEYKOZ’A METRO GELECEK
Gürzel, “Şimdi bunlar proje aşamasındalar. Ben çok hızlı olsun istedikçe, maalesef tabii projelendirmesi, bu işin bürokratik kısımları uzun. Ve bekleyip sabretmemiz gereken bir süreç. Ama metro konusunda sanırım hiç bu kadar ete kemiğe bürünmemişti bu proje. Olacak yani. Evet, kesin olacak. Beykoz’a metro gelecek. Ulaşımla ilgili şimdi Beykoz’da bir sıkıntı var. Şimdi bir taraftan Kavacık kavşağını biz çalışırken, oraya iki proje çalışıyoruz. Bir tanesi, Medipol Üniversitesi’nin oradaki alan, oraya bir düzenleme yapacağız. Bir de aslında bu gerçekten imza projemiz olacak bir proje. Medipol Üniversitesi’nin Ümraniye’ye doğru biraz daha 1-1,5 kilometre daha ilerisinde bir tünel kavşak projemiz var. Tünel projemiz. Bu gerçekleştiği zaman Kavacık’ta bir trafik probleminin kalacağını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKŞEHİR’E BASKI YAPMAMIZ GEREKİYOR
Arabalı vapur konusunda da İBB’ye yüklenen Gürzel, açıklamalarını şöyle sonlandırdı:
“Tamamen Büyükşehir’in elinde. Niye çözmüyorlar? Şimdi burada Çubuklu iskelesinin mülkiyeti Büyükşehir’e bağlı. Büyükşehir’e ait. Karşı taraf İstinye, Milli Emlak’ın ama Büyükşehir’e kullanım tahsisi var. Böyle bir protokol yapılmış uzun yıllar. Dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi’nin bir ihale açıp ister kendisi, ister açtığı ihalede giren her kimse, birinin bu hizmete sahiplenmesi gerekiyor ve bunu yapacak yegane yerde Büyükşehir Belediyesi. O yüzden buradan ben de çağrı yapmak istiyorum. Feribotumuzu geri istiyoruz. Feribotun hem de hızlı bir şekilde geri gelmesini istiyoruz. Çünkü çok da sorunlu bir durum değil.

BEYKOZ’UN TRAFİĞİ DE RAHATLAR
Çok ciddi zararın olduğu bir nokta değil. Bize öyle anlatıldı ama işin içine girince öyle olmadığını gördük. Çok rahat, bu doğru projelendirilirse, orada çünkü bir İSPARK var, orada bir BELTUR var arada kazanılıyor. Parada kazanılıyor, çok isteyen de var. Üstelik Beykoz trafiğini gerçekten yüzde 50 arttırdı olmayışı. Bunu aldılar elimizden. En kısa sürede geri gelmesi için büyükşehire ciddi anlamda baskı yapmamız gerekiyor herhalde. Yani bunu da kabullenemiyorum. Bir hizmeti almak için neden kavga etmek zorundayız? Burada vatandaş mı cezalandırılıyor? Doğru projelendirilirse, doğru bir ihale yöntemiyle ihale edilirse kazanılır, zarar edilmez. Ve Beykoz’un trafiği de rahatlanır.”