Yaşam

Özgür-Der Beykoz’dan, hukuk ve adalet

Özgür-Der Beykoz’dan, hukuk ve adalet
31.01.2019 19:50
| | |
2757

Özgürder Beykoz Şubesi her ay düzenlemiş olduğu bilgilendirme toplantılarında bu kez hukuk ve adalet konusunu ele aldı.

Bu ay, “İslamda Hukuk ve Adalet” başlığı ile dernek binasında gerçekleştirilen programın konuşmacısı Özgürder Genel Başkanı, Rıdvan Kaya oldu.

Kaya, konuşmasına; her hafta Cuma namazlarında hutbede okunan Nahl Suresi 90. Ayeti hatırlatarak başladı. Ayette geçen ilk vurgunun “Allah size adaleti emreder” şeklinde bir uyarıyı içermesi, adaletin esaslı bir iman umdesi olmasına yöneliktir, diyen konuşmacı, aşağıda kısaca değindiğimiz, aktardığımız hususlara temas etti.

Müslüman olmak, ilkeli, prensipli olmaktır. İlkesiz, şartların oluşturduğu atmosferde hareket etmek, sabitesiz ve tutarsız olmak, kendisini Kur’an ve Sünnet gibi iki temel değere nisbetle ananların işi ve tavrı olamaz. Müslümanlar ölçü olarak hissiyatlarını, kişisel ilişkilerinden hasıl olan duygu ve duygusallıklarını, inandıkları temel değerlerin ve ölçülerin önüne geçiremezler, geçirmemelidirler.



Cumhuriyet tarihi boyunca defaaten ve neredeyse kesintisiz bir şekilde hak gaspına uğramış, zulmedilmiş, tahkir edilmiş, horlanmış kesimler, ilk defa AK Parti döneminde birçok alanda daha rahat ve özgür davranma imkânına kavuştu. Bu halet-i ruhiye içinde geniş halk kesimlerinin büyük teveccüh ile sahiplendiği AK Parti, yine halk için, her an üzerlerine tekrar çullanma tavrını hiç eksik etmeyen Kemalist egemenlere karşı bir hami ve sığınılacak bir liman görünümü ile tebarüz etti. Öyle ki, halkın bu haklı ve anlaşılabilir endişeleri Ak Parti ve icraatlarına karşı da büyük bir tolerans şeklinde tecelli etti. Kimi zaman bu geniş anlayış gösterme tavrı, ortaya çıkan birçok yanlışı hasıraltı etme, görmezden gelme şekline de büründü. Ne ki, geçici ve istisnai olaylar karşısında ve istenmeden, sehven yapılan yanlışlar karşısında makul olan bu sessizlik, itirazsızlık hali, bir müddet sonra devlet mekanizmasını eski alışkanlıklar çerçevesinde davranmaya doğru adım-adım sürükleme noktasına taşımaya başladı.

AK Parti karşıtlıklarını din ve İslam düşmanlığı temelinde ortaya koyanların hem geçmiş kötü sicilleri, hem de halen devam eden azgınlıkları sebebiyle, Müslümanların ilkesel olarak iman ettikleri hakkı ve adaleti tavsiye etme çabaları akamete uğramakta, adeta tabii bir oto sansür devreye girmektedir. Üstüne üstelik yaşanan iç ve dış olayların ülkeyi getirdiği kırılgan durum da bu tavrı pekiştirmektedir. Yine siyasal manevraların, tercihlerin getirdiği koalisyon tablosu da buna ilave edilince, hak ve özgürlüklerden, adalet ve hukuktan söz etmek, adeta düşmanın ekmeğine yağ sürmek gibi algılanır olmakta. Kol kırılır, yen içinde kalır, atasözünün çağrışımı ile hareket, adeta siyasi bir zorunluluğa ve politikaya işaret eder oldu. Hainlik ve vatan hainliği gibi yaftalamalar dönemin meşhur yakıştırmaları haline getirildi. Adalet talebinin, hukuk istemenin adı “kripto” sıfatı ile anılmayı doğurdu. Bu toz duman ortamında hakkı ve adaleti, hukuku ve insan onurunu savunmak en çok da biz Müslümanların işi olmalıdır. Çünkü bizim, adaleti ayakta tutmak, akraba bile olsa adaletin hatırını onun hatırına değişmemek gibi ilahi değerlerimiz, prensiplerimiz var. Allah-u Teâlâ’nın Kitap’ta buyurduğu: “Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” (Maide Suresi: Ayet, 8) hükmü ile hareket etmek hepimizin şiarı olmak zorundadır.



Müslüman olmak, davranışların merkezine duyguları değil, ilkeleri almaktır. Velev ki, duygularımız ve düşüncemiz farklı olsun. İlkelerini Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan O’nun Kitabından ve “en güzel örnek” olarak vasfedilen Nebi’nin Sünnet’inden alanlar, öncelikle yapıp etmelerini bu esaslar dairesinde bulmalı ve sunmalıdırlar. Adalet ve hak kavramları ise bu meyanda, her daim sorumlu olduğumuz ve hiç bir mazeret ile geçiştiremeyeceğimiz sorumluluklara işaret eder. Delilsiz mesnetsiz, sadece iddia ve zanlarla hareket edilemeyeceği gibi, güvenlik ve beka korkusuyla da adalet askıya alınamaz. Zira esas güvenlik ve asayiş adaletle sağlanır. Adaletin zaafa uğradığı yerde en büyük güven sorunu oluşur. Güven sorununu yeni asayiş tedbirleri ile bastırmak ise emniyeti değil, huzursuzluğu ve yıkımı doğurur. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bu bakımdan adalet ve hukuk keyfi ve isteğe bağlı bir lükse değil, zorunluluğa da işaret eder. Hasılı isimlerinden biri “el Adl” olan Allah’ın mümin kulları olma iddiası taşıyanlar, adaletin ince ve hassas terazisi ile hareket etmeyi bir iman umdesi sayarlar. Her türlü haksızlıktan, her türlü zandan, her türlü genellemeden, delilsiz, belgesiz hareket etmekten çekinirler. Zerre miskal haksızlığın ve adaletsizliğin hesabının görüleceği din gününden korkarlar.

Bir kısmını yukarıya alıntıladığımız açıklamalarının ardından, Özgürder Genel Başkanı Rıdvan Kaya’ya dinleyiciler sorular yönelttiler. Verilen cevapların ardından program son buldu.

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Beykoz, ÖZGÜR-DER, Rıdvan Kaya, Hukuk, Adalet

reklam
2 Yorum
Muhammed01.02.2019 16:08:08

Katılımcılar için özellikle gençler açısından çok faydalı bir seminer olduğunu düşünüyorum. Özgür-Der Beykoz'a ve haberi okuyucularıyla paylaşan, bu tür güzel faaliyetlerden haberdar olmamızı sağlayan Dost Beykoz'a teşekkür ediyorum.

Yılmaz Çakır01.02.2019 15:04:05

Adalet ve hukuk, özellikle biz müslümanların, üzerinde titredikleri kavramlardan olmalı. Güzel bir programdı. Her ayın son Çarşambasında dernek binasında gerçekleştirilen aylık seminerler bundan sonra da devam edecek. Haber için Dost Beykoz’lu dostlara, çok teşekkürler...

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"