“Son yüzyılda hızla gelişen teknoloji, bu gelişmeyi takip eden nüfus artışı, demografik yapıyı etkileyen göç hareketleri ve güçlü ülkelerin ihtiyaç duyduğu yer altı kaynaklarının yetersiz kalması; Ortadoğu, Afrika ve Akdeniz ülkelerindeki toplumların defalarca iç ve dış müdahalelere maruz kalmasına neden olmuştur.
”
Ortadoğu’da savaş ve işgal
Son yüzyılda hızla gelişen teknoloji, bu gelişmeyi takip eden nüfus artışı, demografik yapıyı etkileyen göç hareketleri ve güçlü ülkelerin ihtiyaç duyduğu yer altı kaynaklarının yetersiz kalması; Ortadoğu, Afrika ve Akdeniz ülkelerindeki toplumların defalarca iç ve dış müdahalelere maruz kalmasına neden olmuştur.
Özellikle kültürel seviyesi düşük, yöneticileri tarafından sürekli kendi hâline bırakılmış, eğitimden uzaklaştırılmış, dış dünyadan izole edilmiş ve biat kültürüyle yaşayan toplumların oluşturduğu ülkelerdir.
Bu konuyu neden açtığımı soracak olursanız, size şöyle cevap veririm: Bir ülke, sahip olduğu zenginliği kullanabilecek seviyede değilse, o zenginliği başkaları kullanır ya savaşarak ya da ambargo uygulayarak.
Maalesef durum bu!
Kısacık ömrümüzde, yaşadığımız hayatın en güzel günleri iyi ya da kötü bir şekilde akıp giderken, başka milletler tarafından işgal edilmenin acı tablosunun son yüzyılda ne olduğu açıkça ortadadır.
Rabbim fırsat vermesin.
Afganistan, 1979 yılına kadar kırsal kesimler hariç, toplum olarak oldukça normal bir şekilde ilerlerken Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi.
Peki, ne oldu?
1 ila 3 milyon arasında asker ve sivil hayatını kaybetti.
1992–2001 yılları arasında yaşanan iç savaşta yüz binden fazla insan öldü.
2001–2021 yılları arasında ABD’nin Afganistan’ı işgali sırasında 200 binden fazla sivil hayatını kaybetti.
Filistin,
1948’de başlayan Arap-İsrail savaşları, yalnızca 100 binden fazla Filistinli sivil hayatını kaybetti. 1948’den 2026’ya kadar toplam 100–150 bin Filistinli sivil yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor; bu sayılar kesin değil, yaklaşık rakamlardır. Not olarak Filistin bir Akdeniz ülkesidir.
2 Ağustos 1990
Kuveyt, Irak tarafından işgal edildi. Ardından 1990–1991 yıllarında Amerika ve müttefikleri tarafından Körfez Harekâtı başlatıldı. Bu süreçte 5.000’den fazla sivil hayatını kaybetti.
2011 Libya İç Savaşı, 10-20 bin sivil hayatını kaybetti.
2014-2020 2. Libya İç Savaşı’nda 15-20 000 sivil hayatını kaybetti.
Suriye İç Savaşı 2011 Toplam sivil ölüm sayısı tahmini 300-400 bin.
2023 Yılı: Amerika’nın Irak İşgali
Sekiz yıl süren çatışmalarda toplam ölü sayısının yaklaşık 600 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
Yıl 2026 İran,
Savaş sanatını değiştiren ileri teknoloji ile yeni taktik ve stratejilerin gelişmesine yol açan bir operasyona maruz kalmasına rağmen hâlâ ayakta.
Dedik ya: Sahip olduğu yeraltı zenginliklerini önce işletemez hâle getirirler; işletirsen satamaz hâle getirirler. Ardından içten yıkım, eğitim ve kültürel seviyeyi düşürme gelir.
Büyük devletler, kendi çıkarları için daha doğrusu petrol, doğalgaz ve madenler için başka milletleri ya işgal eder ya da ambargo uygular. Bu durum özellikle İslam ülkelerinde gerçekleşiyor.
Basitçe söylemek gerekirse, bu ülkeler kabileci ve biatçı bir kültürle yetiştikleri için kandırılması kolay oluyor.
İran için aynı şeyi söyleyemeyiz tüm ambargolara rağmen teknolojik imkanları çok iyi değerlendirmiş görünüyor. Ama şimdilik.
Sonuç olarak, son yüzyılda bu dünya coğrafyasında insanların yaşamlarını çalan başka coğrafyaların insanları da yarın ölecek.
Ölümsüzlük diye bir şey yok.
Başkalarının fazla kazanması yüzünden kendi yaşamına engel olmamak için iyi bir eğitim şart.
“Akıl, demir gibi işlenmeli;
Başkalarına kiraya verilmemeli.”
Sağılacakla kalın.
YORUMLAR