Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Neşat Yayla
Neşat Yayla

Okul güvenliği

Bir öğretmenin ardından: okullarımızı nasıl gerçekten güvenli hale getirebiliriz?

Okul güvenliği

Bir öğretmenin ardından: okullarımızı nasıl gerçekten güvenli hale getirebiliriz?

Dün sınıfında, görevinin başında hayattan koparılan bir öğretmenin ardından toplumun her kesiminden haklı bir öfke ve derin bir üzüntü yükseliyor.

Bu acı olayın ardından birçok öneri dile getiriliyor:

  • Disiplin kuralları sertleşsin,
  • Okullara güvenlik görevlisi konulsun,
  • X-ray cihazları yerleştirilsin,
  • Sorunlu öğrenciler okuldan uzaklaştırılsın. 

Bunların bir kısmı kısa vadeli tedbirler olabilir. Ancak şunu açıkça söylemek gerekir:

Okul güvenliği sadece kapıya konulan cihazlarla sağlanmaz.

Okul güvenliği; eğitim kültürü, disiplin anlayışı ve toplumsal sorumlulukla sağlanır.

Bugün yaşadığımız bu acı olay bize bir gerçeği yeniden hatırlatmaktadır:

Okul sadece bir bina değil, bir medeniyet mekânıdır. Ve bu mekânı korumak sadece öğretmenin görevi değildir.

1-Eğitim Hakkı Kutsaldır, Ama Sınıfın Huzuru da Kutsaldır. 

Eğitim sistemi yıllardır önemli bir ikilemle karşı karşıyadır:

Bir tarafta her öğrencinin eğitim hakkı, diğer tarafta sınıfın öğrenme hakkı ve öğretmenin güvenliği.

Gerçek şu ki; Bir öğrencinin sürekli şiddet üretmesi, disiplini bozması, öğrenme ortamını sabote etmesi diğer otuz öğrencinin eğitim hakkını elinden alır.

Bu nedenle eğitim sisteminin şu gerçeği kabul etmesi gerekir:

Her öğrenci aynı eğitim yolunda ilerlemek zorunda değildir.

Akademik eğitim herkese uygun olmayabilir. Bazı öğrenciler için mesleki eğitim, üretim temelli öğrenme ve çıraklık sistemi çok daha doğru bir yol olabilir.

Bu yüzden;

  • Rehberlik süreçleri işletildikten sonra,
  • Davranış değişimi sağlanamazsa; öğrenciyi hızlı ve planlı biçimde mesleki eğitime yönlendirecek mekanizmalar kurulmalıdır.

Bu bir ceza değil, doğru yönlendirmedir.

2-Disiplin Zayıflarsa Eğitim Çöker.

Son yıllarda eğitim ortamlarında en çok tartışılan konulardan biri disiplin kavramının zayıflamasıdır.

Disiplin;

  • baskı değildir.
  • korku değildir.

Disiplin; sınır koyabilme becerisidir.

Okul idaresinin;

  • yaptırım gücü olmayan,
  • kararları uygulanamayan,
  • öğretmeni koruyamayan bir yapıya dönüşmesi eğitim sistemini zayıflatır.

Bu nedenle;

  • Okul yönetimlerinin disiplin uygulama yetkileri güçlendirilmeli,
  • Şiddet içeren davranışlarda hızlı ve etkili yaptırım uygulanmalı,
  • Öğretmeni koruyan hukuki mekanizmalar güçlendirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki:

Öğretmenin otoritesi zayıflarsa, okulun itibarı zedelenir.

3-Okul Güvenliği Öğretmenin Görevi Değildir. 

Ama bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Öğretmen güvenlik görevlisi değildir.

Okullarda;

  • profesyonel güvenlik personeli,
  • giriş kontrol sistemleri,
  • kriz yönetim planları olmalıdır.

Bu tür önlemler öğretmenin değil, kurumsal sistemin sorumluluğudur.

4-Sorunun Kökü Okulun Dışında Başlıyor.

Eğitimde şiddet sadece okul içinde doğmaz.

Çoğu zaman kökleri;

  • aile ortamında,
  • sosyal medya kültüründe,
  • toplumsal dilde,
  • şiddetin normalleşmesinde başlar.

Bu nedenle çözüm sadece disiplin değildir.

Çözüm aynı zamanda:

  • değer eğitimi,
  • aile eğitimi,
  • psikolojik destek sistemleri,
  • okul-aile iş birliği ile mümkündür.

Çünkü bir çocuk: önce evde, sonra sokakta, en son okulda şekillenir.

5-Asıl Soruyu Sormalıyız.

Bugün asıl sormamız gereken soru şudur: Okullarımızı nasıl daha güvenli yaparız?

Yoksa okulları nasıl daha çok güvenlik önlemiyle doldururuz?

Çünkü bir okulun girişinde X-ray cihazı olabilir. Ama okulun içinde saygı yoksa değer yoksa sorumluluk yoksa…

Hiçbir cihaz o okulu güvenli hale getiremez.

Son Söz

Bir öğretmenin hayatını adadığı sınıfta şiddete kurban gitmesi yalnızca bireysel bir trajedi değildir.

Bu, toplum olarak hepimize yöneltilmiş bir sorudur.

Okullar; şiddetin değil, bilginin, korkunun değil, merhametin, kaosun değil, medeniyetin mekânı olmalıdır.

Bugün yapılması gereken şey yalnızca öfke değil, akıl, sorumluluk ve kalıcı çözümler üretmektir.

Çünkü bir öğretmen öldüğünde sadece bir insan hayatını kaybetmez.

Bir sınıfın ışığı söner.

Bir çocuğun sorusu cevapsız kalır. Bir toplum geleceğinden bir parçayı kaybeder.

 

Neşat Yayla
Neşat Yayla HAKKINDA

Beykoz İlçe eski Milli Eğitim Müdürü...

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

ÇOK OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER