Ne olacak bizim halimiz?

  • 17.08.2021 13:39
  • Okunma: 2247 kez

Kader GÜR


Ülke olarak son 1 buçuk aydır doğal afetlerle mücadele ederken, Beykoz da yaşadığı küçük çaplı orman yangınıyla afetlerden mini bir pay aldı.

Ormanlık alanlara girişlerin yasaklanmasının doğru bir yaklaşım olduğunu ve işe yaradığını düşünüyorum.

Memleketim Rize'de, başta Güneysu olmak üzere diğer ilçelerimizde ve komşu ilimiz Artvin'de meydana gelen sel felaketleriyle başlayan doğal afetler silsilesine hemen akabinde Antalya Manavgat'ta başlayıp kısa sürede geniş bir alana yayılan yangın furyası eklendi. Peşi sıra bazı illerimizde meydana gelen küçük sarsıntılarla deprem gerçeğinin de kendisini hatırlatması, üzerinde yaşadığımız toprak parçasına gerekli kıymeti vermediğimizi adeta yüzümüze haykırdı.

Daha yangınlarımızı tam manasıyla söndüremeden Kastamonu, başta Bozkurt olmak üzere Sinop, Bartın ve çevre illerde meydana gelen sel felaketiyle sarsıldık.

Devlet-millet işbirliğiyle yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Devletimiz milletinden aldığı güçle inanıyorum ki, kimseyi mağdur etmeyecektir. Beykoz'daki birçok arkadaşımız da memleketini yeniden ayağa kaldırmak için bölgedeki çalışmalara katıldı. Beykoz Belediyesi başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü seferber oldu. Beykoz dostluğunu gösterdi. Her birine kolaylıklar diliyorum.  Afetlerde hayatını kaybedenlere Yüce Rabbimden rahmet, yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum. Emek verenlerden, katkı sağlayanlardan, ihtiyaç sahibinin yanında olanlardan, zor günde dostluk elini uzatanlardan Allah sonsuzca razı olsun. Yüce Mevla’m milletimize bundan sonra daha acı yaşatmasın inşallah.  

Yeni tip koronavirüs salgını her ne kadar bu günlerde iki ay öncesine kadar yoğun bir şekilde konuşulmasa da, etkisini tüm gücüyle sürdürüyor. Devlet-millet olarak salgınla mücadelemizi de devam ettirmeye çalışırken aşı gerçeğini bir daha hatırlatmakta fayda görüyorum.

Farkına varmamız gereken bir diğer gerçekte bana göre gün geçtikçe milli beka sorunu haline gelen iklim değişikliğidir. Ara mevsimleri artık yaşamıyoruz, dünya iklimsel olarak farklı bir yöne evriliyor. Beykoz'da bu yıl son dönemlerin en çok yağış alan kış dönemini yaşadık. Peki, ilkbaharı hatırlayanınız var mı?

Denize attığımız her bir plastik şişe, yere attığımız her kâğıt, geri dönüştürmediğimiz her pil, marketten çıkarken aldığımız her poşet artık dünyanın ömrünü ciddi oranda azaltmaya başladı.  Bunları söylerken, bilinçsiz kentleşme ve betonlaşmayı elbette ki yok saymamız mümkün değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin başlattığı ve rahmetli Yücel Çelikbilek'in Beykoz'da uygulamaya aldığı, Murat Aydın’ında çok üst seviyelere çıkardığı "sıfır atık" projesi iklim değişikliğiyle mücadelede bir mihenk taşıdır. Küçük yaşta artık çocuklarımıza bu bilinci de kazandırmamız gerekiyor. Ama bunu doğayla mücadele şeklinde değil, doğa ile uyum şeklinde yapmamız gerektiği inancını taşıyorum.

Yeşile, ağaca, doğaya duyduğumuz ihtiyaç her geçen gün daha da artacak. Gölgesinde dinlenebileceğimiz bir ağaca muhtaç kalabileceğimizi tahayyül dahi etmek istemiyorum. Doğa insanlığın evidir saikiyle, ikamet ettiğimiz ev gibi doğayı da artık korumamız gerekiyor. Evlatlarımızı, ailemizi, eşyalarımızı koruduğumuz gibi ona da iyi davranmamız gerekiyor. Aksi takdirde doğanın sabrı taştığında dağların tepesinden gelen suların evlerimizi ve aynı masada oturduğumuz insanları bizden, belki bizi de sevdiklerimizden koparabiliyor.

İklim değişikliğinin kendini iyice hissettirdiği bu dönemde şu iddiada da bulunsam yanlış olmaz. Doğayı insanlığın müstemlekesi gibi görmeye devam edersek çok değil, birkaç yıl sonra 'iklim değişikliğini' 'koronavirüs'ten daha çok tartışmaya başlayacağız. Ülke olarak bu konuya karşı ortak bir duruş belirleyerek doğa ile iç içe ve uyumu en üst seviyeye çıkartarak doğa-insanlık gerilimini düşürmeliyiz. Türkiye'nin burada tek başına mücadelesi dahi yetmeyecek.

Millet devlete destek vermelidir, devlette milletin güvenini heba etmemelidir.

Aksi takdirde Allah’ın emanetine ihanetin bedeli, bugün yaşadıklarımızın çok daha fazlası olabilecektir.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları