Navigasyon ve konum

  • 12.01.2020 19:30
  • Okunma: 1709 kez

Mustafa ÇALIŞAN


Günlük hayatımıza girmiş yepyeni bir kelime var. KONUM…

Ve bunun ana kumanda merkezi olan Navigasyan. Hemen her araçta olan Navigasyon cihazı günümüzün en önemli buluşlarından birisi

Navigasyona nereye gitmek istediğinizi yazıyorsunuz. Yani hedef belirliyorsunuz o hedefe sizi en kısa yoldan ulaştırıyor.

Konumunuzu atın. Konumunuz Nedir. Konumunuza göre şu kadar zaman sonra gelebilirim. Vb yeni bir kavramla tanıştık. Tabiatıyla bu mesele insanımıza son derece faydalı bir cihaz olarak karşımıza çıktı. Zaman israfını ortadan kaldırdı. En kısa sürede gideceğiniz yere sizi ulaştıran günümüz harikası bir cihaz.

Bu harika cihazın faydaları anlatılamayacak kadar çok.

Peki, bu güzel cihazın ahirete bakan faydası nedir? Diye insanın aklına geliyor. Acaba ahrette bize gideceğimiz yere ve hedefe salimen bizi ulaştıracak bir NAVİGASYON cihazı var mıdır? Yani ahretteki konumunuz ne olacak?

Umutsuzluk, çaresizlik. Günahlara batmış olmak mı, yoksa tefekküre dayalı bir ibadet anlayışla her an, her yede ve her şeyde Rabbimizin kâinattaki tecellilerini müşahede ile ve tefekkürle mi?

İşte tam da bu noktada navigasyona olan ihtiyaç kendini gösteriyor…

Ahrette seni kurtaracak bir eserin var mı? Varsa navigasyonu ona göre programlıyorsunuz o sizi en salim ve güvenilir yoldan hedefe ulaştırıyor. Eğer yoksa hiçbir navigasyon sizi hedefe ulaştıramaz.

Hayatınızın merkezini nasıl konumlandığınız çok önemli: bakış açınız, paradigmalarınız, felsefeniz, hayat görüşünüz, taktığınız gözlük, giydiğiniz

Şapka hepsi birleşince sizin hayattaki konumunuz belirlenir.  Bu konum sizi ya hedefe götürecek, yâda hedeften saptıracaktır. Her kesin kendi konumuna göre Navigasyon yol haritasını belirler.

Bu mesele ile ilgili bir Ayet-i Kerimede RABBİMİZİN hitabına bakalım: ‘göklerde ve yerde ne varsa ALLAH ı tesbih eder. Onun kudreti her şeye galiptir. Ve hikmeti her şeyi kuşatır. Göklerin ve yerin mülkü ona aittir. Hayatı da, ölümü de o verir. Onun kudreti her şeye yeter.

İşte bu Ayeti kerime bize çok ama pek çok manaları da ikaz ediyor. Bu manayı en güzel anlayan ve anlatan Üstad Bediüzzaman 26. Lem’anın 13. Ricasında bu meseleyi ironik olarak bize yorumluyor. Özeti şöyle; harbi umumide RUS esaretinden kaçıyor ve vatanımda öleyim diye Van’a geliyor. VAN bu savaşta harap olmuş, Ermeniler tarafından yakılmış, yıkılmış, her yer tahrip edilmiş ve ağlanacak bir haldedir. Osmanlı devleti bitmiş. Medreseler yok olmuş.

Yani kısacası her yer ve her şey tarumar olmuş perişan bir vaziyettedir.  Bu vaziyet çekilir değildir. Korkunç bir tablo vardır.

İşte tam bu vaziyette iken bu Ayet-i kerime ile birdenbire bakış açısını değiştiriyor. Meyveli ağaçlar adeta ikaz ediyor. Bakış açısını değiştiriyor. Asıl Maliki hakiki ve her şeyin sahibi ve rabbi olan Allah’a sığınıyor.  Ve bu hali bir yanlıştan dönme olarak görüyor. Evet, nasıl ki bir demir ateşe sokulura ta yumuşasın.  Sonra güzel bir şekil verilsin. Bunun gibi o dehşetli ve hüzünlü haller ateş olup ve nefsimi yumuşattı diyor Üstad hz.ve imanın feyzinin artmasına bir vesile olarak görüyor. Ve sonuçta a ;  ‘HER ŞEYİN DİZGİNİ ONUN ELİNDEDİR.’

İşte sizin navigasyonunuzda böyle bir hedef varsa gerisi çok kolay.

Her hangi bir hedefiniz yoksa hiçbir Navigasyyon sizi hedefe ulaştıramaz.

Önce hedef belirlenecek. Ta ki vereceğiniz konum tam adrese teslim yapsın.

Rabbimizden niyazımız bizi Hedefi Rabbin rızası olan kullarından eylesin. 

Yani manevi navigasyon bize öyle sesleniyor: Allahın rızanı tanımlayıp hedef o olduğu takdirde iki cihan saadeti müjdesi var.

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları