Musilaj Meselesi

  • 15.06.2021 17:51
  • Okunma: 1111 kez

Recep ÖNCEL


Son günlerde Türkiye’nin gündemine musilaj (deniz salyası) meselesi geldi. Marmara Denizi, özellikle İstanbul’da ve bu bölgede denize sahil olan diğer yerlerde ortaya çıkan bu mesele hepimizi endişelendirmektedir.

Uzmanlar, musilaj’ın insan sağlığı açısından tehlikeli olduğunu, bütün canlılar için sorun meydana getirdiğini özellikle balıklar için ciddi sonuçları ortaya çıkaracağını ifade ediyorlar.

Yapışkan bir yapıda olan musilaj, deniz sıcaklığının yükselmesi ve artan bakteriler sonucunda meydana gelmektedir.

Bu yapı, insan vücudu için zararlı mikro organizmalar üretmektedir. Bu tabaka denizlerde artan; cıva, mangan, arsenik, demir, bakır, krom, kalay ve kurşun gibi maddeleri bünyesinde barındırmaktadır.

Sonuçta, vücuda zararlı olan mikro organizmalar cilt hastalıklarına sebep olmaktadır. Gözde kızarıklıklar, ağız yoluyla deniz suyu alındığı zaman kusma karın ağrısı ishal gibi rahatsızlıklara sebep olmaktadır.

Musilaj balık ve diğer canlıların yaşamını da olumsuz etkilemektedir. Bunların ölümüne ve çevre açısından da çok olumsuz sonuçlar ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Musilaj, aslında yeni bir sorun değildir.

Kirlilik ve iklim değişikliği sonucunda görülmektedir.

Bahar aylarında havaların ısınması, tarım faaliyetleri, aşırı gübre kullanılması, sanayi atıkları ve evsel atıkların, denize gitmesiyle meydana gelmektedir.

Tarihte değişik zamanlarda musilaj meydana gelmiştir.

 Örneğin; 1988’ de Adriyatik denizinde, İtalya’da 2003’de, 2010’da Meksika körfezinde oluşmuş ve çok sıkıntı ortaya çıkartmıştır.

Prof. Dr. Adem Esen; İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İSKİ eski yönetim kurulu üyesidir. Geçtiğimiz günlerde bu konuda bir yazısını göndermiş, bir kısmını paylaşmak istiyorum.

“Sanayileşme ve modern hayat üretim artışı şehirleşme ve iklim değişikliği yeni bazı sorunları gündeme getirmiştir.

Marmara Bölgesi 25 milyon nüfus barındırır ve bunun 16 milyonu İstanbul’dadır.

Günlük 4 milyon metre küp atık su denize deşarj edilmektedir.

Ayrıca, Boğazlardan pek çok ülkenin gemileri geçmektedir.

Büyük enerji tesisleri ve işletmeler vardır.

Yapılacak çalışmalar sonucunda, buradaki arıtma tesisleri güncellenecek ileri biyolojik arıtma tesislerine dönüştürülecektir.

Burada kilit problem ‘su arıtma tesisleridir’!

 Tesisler, İSKİ, BUSİ ve OSB’lere aittir.

Ne enteresandır ki, benim de yönetim kurulu üyeliğim zamanında yapılan master planlarda yapılan fizibilite raporları, hazırlanan Kadıköy Yenikapı Silahtarağa biyolojik tesisleri ihaleye çıktı.

Ama ne gariptir ki ihaleler iptal edildi!

En önemli konu bu yatırımların finansmanıdır.

İSKİ, yatırımları öz finansmanla karşılayabilecek kabiliyete gelmişti.

Ama siyasi popülizm sebebiyle su tarifeleri düşürüldü

Acilen tedbir alınmalıdır.

Ayrıca, “Marmara Su ve Atıksu birliği” kurulması önerilir.

 Seçimlerden sonra, görevden alınan tecrübeli İSKİ görevlilerine yeniden görev verilmelidir.

Aksi takdirde suyu akmayan ve kokudan girilemeyen bir İstanbul ortaya çıkar!

Adem hocamız güzel anlatmış.

Görüldüğü gibi durum ciddidir.

Bu iş İstanbul Büyükşehir Belediyesine bırakılamayacak kadar önemli bir iştir.

Mazaallah bu gidişle Haliç eski haline gelip, İstanbul’da denizlerde kirlilik yaşanabilir.

Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanının direktifiyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Marmara Deniz Eylem Planı çerçevesinde musilaj temizleme seferberliği başlattı.

Bizim aldığımız rakamlara göre İstanbul’da 392 metre küp musilaj toplandı ve toplanmaya devam ediliyor.

Bakan Kurum yaptığı açıklamada, ‘Türkiye’nin en büyük temizleme hareketini başlattıklarını ifade etti. Marmara’yı en iyi hale getireceğiz’ dedi.

İnşallah en kısa zamanda bu iş neticelenir.

Temenni ediyoruz, Marmara temizlenir.

 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları