Muhtaç olduğum kudret…

  • 24.03.2022 17:34
  • Okunma: 2495 kez

Süleyman ÇALIK


Dünyada hiç bir lider yoktur ki ağzından bu cümle çıksın.

Millet kavramı yok oluyor!  

Z kuşağı nereye gidiyor.  

Deist yetişiyor.  

Ne din kavramı var, nede millet kavramı.  

Sorgulayıcı evet falancı partiye oy vermeyecekmiş!  

Kime nereye oy vermesi neyi değiştirir!  

Din, devlet, millet kavramı olmadıktan sonra nereye oy vermesinin ne almamı var ki!  

Çoğunluğu artık bu ülkede de durmak istemiyor.  

İmkânları olsa tutamazsınızda.   

Peki, bu ülke bu duruma niye geldi.   

Bunları her kesimin bilmesine rağmen neden bu gidişatın önüne geçilmek için bir çaba gösterilmiyor!   

Bu ülke, bu vatan; bir simide bir çaya alınmadı ki.   

Bu ülkenin var olması için binlerce şehit verilmedi mi?   

Şehit olan bizim kanımız, soyumuz, alt yapımız, dedelerimiz, nenelerimiz değil mi?   

Neden?   

Bu vatan evlatlarını sevmiyor mu?   

Ne oldu da ülkelerinden soğudular?  

 Yoksa bilinçli olarak mı soğutuldular?   

Nasıl bir gençlik yetişiyor?   

Ya da şöyle mi demeliyiz;   

Bilinçli olarak mı gençlerimiz bu hale getirildi?   

Neden mi böyle düşünüyorum, çünkü aklım almıyor.   

Bir kuşak vatanı için ölüyor.   

Bir kuşaksa vatanından gitmek istiyor.   

Neden? Bu soruyu herkes sormalı kendine.   

Çünkü herkesin payı var herkesin.   

Bu çocuklar ağaç kavuğunda yetişmedi.   

Biz yetiştirdik bu çocukları sen ben o biz.   

Eğitimi suçlamak mı?  

Evet.   

Çünkü öğretmene saygıyı yitirdiler.   

Saygısız yetişmeye başladılar   

Gerekli eğitimi almaları için önce saygıyı sevgiyi öğrenmeleri gerekiyordu. Veliler çocuklarını öğretmene karşı pervazsızca anlamsızca savunmaya başladılar baba, anne; ‘öğretmen bana bağırdı.’  

Vayyy efendim sen benim çocuğuma nasıl bağırırsın? Ben onun saçının teline zarar gelirse dünyayı yakarımlar vs vs vs.   

Anneler, babalar öğretmene saygısızlık yaptıkça,   

Öğrencilerde saygı göstermeyi bıraktı.   

Bir şey öğrenecek değiller ya anne babanın saygı göstermediği öğretmeninden.   

Oysaki aynı gemideydiler.   

Bir zamanlar eti senin, kemiği benimdi çocuklar.   

Şimdi ise yüksek sesle bir şey söylese öğretmen öğrencisine, o dakika anne baba öğretmenin karşısına dikiliyor.   

Oysaki öğretmendi o.   

Yetiştiren.  

Öğreten.   

Anne.  

Baba.  

Her şey.   

Yanlış bir şey yapar mıydı evladına.   

Ayrışma buradan başladı.   

Senin çocuğun, benim çocuğum.   

Oysaki o çocuk hepimizin çocuğuydu.   

Biz her sabah vatan millet sevgimizi hatırlayan haykıran çocuklardık.   

Biz, her sabah ama!  

Andımızı okurduk tüm okul hep bir ağızdan.  

Küçüklerimizi korumayı.  

Büyüklerimizi sevmeyi.  

Hedef belirlemeyi.  

Yükselmeyi.  

İleriye gitmeyi ve varlığımızı.  

Türk varlığına armağan etmeyi öğrenirdik! 

Pazartesi İstiklal Marşımızı okumadan müdürümüz şöyle okkalı bir konuşma yapmadan okula girmeyen çocuklardık biz.   

Cuma günü yine aynı şekilde istiklal marşımızla kapatırdık okulu, bayrağımızı göndere çekerdik.   

Bi kabarırdı gururumuz, bi dik dururduk, bi hazır ola geçerdik.  

Hiç kıpırdamadan tüyleri diken diken olmaz mıydı bizi duyan herkes in, yoldan geçenlerde hiç kıpırdamadan beklemezler miydi bizimle beraber söylemezler miydi marşımızı?   

Ondan mı acaba biz vatanımızı asla terk etmeyi düşünmeyen nesillerdik?

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları