Muharrem İnce mi, Kemal Kılıçdaroğlu mu?

  • 28.02.2021 15:34
  • Okunma: 1713 kez

Saadettin KILIÇ


Bir romanda okumuştum; “en güzel çiçekler bulanık sularda yetişir.” diyordu…

Muharrem İnce, CHP’den istifa edince ortalık toz duman oldu. Özellikle sosyal medyada karşılıklı suçlamalar, ihanet düzeyinde karalamalar sol siyasetin berrak sularını bulandırdı 40 yıllık CHP’li Muharrem İnce, birden bire sarayın adamı oldu.

M. İnceyi destekleyenler de; Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olan CHP yönetiminin parti içinde demokrat olmadığını ve iktidarın 19 yıldır gösterdiği akıl almaz zaaflara rağmen CHP oylarını bir türlü yükseltemediğini öne sürüyorlar.

Kim haklı, kim haksız uzun ve kısır bir hikaye?

Çünkü artık iktidar veya muhalefet, hem içerde, hem dışarıda siyaseti bir savaş gibi algılıyor; siyasi rakiplerini düşman görüp koltuklarında kalmak, ya da daha da yükselmek için her şey mubah uygulamaktan hiç sakınmıyorlar…

Hâlbuki savaşlarda bile insan haklarına, ahlaka ve adaba aykırı her şey mubah uygulanmasın diye Cenevre Anlaşmaları yapılmıştı, tıpkı toplumsal yaşamımızı düzenleyen anayasamız ve yasalarımız gibi kâğıt üzerinde o kadar güzel yazılı metinler var ki ama sadece kâğıt üzerinde güzeller…

Galiba ilk insanla başlayıp, son insana kadar devam edecek olan değişmez gerçek; “doğru, yanlış, haklı, haksız, iyi, kötü ve adalet gibi kavramların hepsi de göreceli olmasındandır. Yani sana göre, bana göre, ona göre bakış açıları herkese göre her zaman değişebilir olmasıdır.

Belki de bu nedenle bazı CHP’liler daha temkinliler; en önemli büyük şehirlerin belediye başkanlıklarına sahip olan CHP yönetimleri ile ters düşmemek ve mevcut belediye nimetlerden mahrum kalmamak için sessiz ve derinden gelişmeleri izliyorlar.

Bazıları da bu operasyonun Recep Tayyip Erdoğan tarafından finanse edildiğini ve CHP’yi böldüğü için sonuçlarının da en çok Ak Partiye yarayacağını savunuyorlar.

İlk bakışta ve solun geçmişte benzer durumlarda sınandığı yıllarda her türlü iktidar olma olanaklarını nasıl heba ettikleri hatırlanınca bu iddia doğru olabilir.

Ama Muharrem İnce’nin istifası tüm sol ve sosyal demokratlar adına çok pozitif bir gelişme de olabilir.

Hatta CHP’lilerin yarım asrı geçen iktidar susamışlıklarına ilk genel seçimlerde son verebilir özellikle sol demokratların demokratik örgütlenme sorununa rasyonel çözümler de sağlayabilir…

Kestirmeden gidiyorum yapılacak iş basit ve nettir.

Eski, yeni az ya da daha fazla demokratlar hem K. Kılıçdaroğlu’nu, hem de Muharrem İnce’yi desteklemeye devam etmeli, fakat asla birbirlerine zarar vermemelidirler.

Tıpkı Saadet Partisi, İyi Parti, HDP, DEVA Partisi, TKP, İP gibi birbirlerine karşı son derece saygılı olmalı tüm ülkeyi şaşırtılmalıdırlar. Demokrat, Atatürkçü veya Solcu olmak ne kadar aklı başında bir davranışmış somut olarak ülkemize ve tüm dünyaya göstermelidirler…

Madem şimdiki CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu ’nu yetersiz bulan partililer var, madem yüzde 15’leri geçen kararsız ve kızgın seçmenler var; onlar da oylarını parti içi demokrasi ve adaleti savunan Muharrem İnce’ye versinler.

M. İnce’de iddia ettiği gibi parti içi ve ülke genelinde gerçekleştireceği tam demokratik dönüşümlerle bu nitelikli seçmenlere kapılarını ardına kadar açsın.

Atıl kalmış ülkemizin tüm değerlerine kendilerini ifade edebilecekleri hodri meydan demokrasi meydanları yaratsın. Bu sayede sol adına kararsız ve hiç oy kullanmayan kalmasın, ya da sol oylar, sağ yönetimlerin eline bakmak zorunda olmasın…

Yok, onlar, bunlarla, bunlar onlarla yan yana bile gelmezler; içlerindeki bencil duyguların şehvetle beslediği kıskanç düşüncelerine yine yenilir, mevcut durum devam etsin derlerse işte o zaman bu istifalar yüzde yüz Ak Partiye yarar…

Oysa M. İnce, yeni bir parti kurarak hem pasifize edilmek istenen kişisel enerjisini ülkesi için daha yüksek oranda kullanabilecek, hem de uzun zamandır düşük enerjilerle etkili olmaya çalışan pek çok nitelikli insana da kendilerini ifade edebilme olanağı sağlayacak.

Yineliyorum; anlıyor ve hak veriyoruz önemli Belediye Başkanlıklarını ve belediye nimetlerini düşünenler hem K. Kılıçdaroğlu’na hem de CHP’li belediyelerin başarılı hizmetlerine destekler vermeye devam etmelidirler.

Ama daha şimdiden her iki cephede de toplumsal bir algı yaratılmalı; olası bir baskın veya normal genel seçimde Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığındaki CHP’ ve CHP’den istifa edip yeni bir parti kuran, Muharrem İnce ve arkadaşları yakın gelecekteki bu büyük finalde mutlaka Ekrem İmamoğlu’na destek vereceklerini hissettirmelidirler.

Yıllardır iddia ettikleri gibi Türkiye önce fabrika ayarlarına geri dönmeli, ardından varsayalım Amerikancı ve Avrupacı K. Kılıçdaroğlu veya daha fazla Kemalist ve Atatürkçü olduğunu iddia eden Muharrem İnce ve tüm siyasetçiler kendilerini ifade etmelidirler.

Çünkü ortada denenmiş, sınanmış, kazanmış ve “haklıyken kavga kaybetmem” diyen son derece şeffaf, hem muhafazakâr, hem çağdaş, liyakatli, genç, zeki ve Recep Tayyip Erdoğan’ı iki kere yenmiş çok çalışkan bir lider var.

Üstelik taraflı, tarafsız tüm kamuoyu yoklamalarında en önde olan bir Ekrem İmamoğlu var;  daha risk almaya ne gerek var ki?

Saadet Partisi, İyi Parti, HDP, TKP, İP Ekrem İmamoğlu’na oy verecek de, Muharrem İnce ve partisi mi oy vermeyecek?

Verecek tabi, isterse vermesin, sağduyulu bu taban onu Doğu Perinçek’den çok daha fena yapar.

M.İnce’de zaten asla bir Doğu Perinçek veya bir Devlet Bahçeli olmaz?

Es kaza olursa, tıpkı Doğu Perinçek gibi sittin sene yüzde sıfır noktalarından yüzde birlere bile varamaz, M. İnce, gerçekten de öngörüsü ve ufku derin olan nitelikli bir siyasetçidir.

Orta yaş siyasetçiler içinde de çok deneyimli ve nitelikli bir liderdir bu hataya bence düşmez; arkadaşları da izin vermez.

Belki Millet İttifakı adı, Demokrasi İttifakı olabilir…

Yani Muharrem İnce ’gibi kolay silinmeyecek bir kişiliğin ortaya çıkmasıyla, HDP’NİN, İyi Partinin ve Millet İttifakını destekleyen diğer partilerin büyümesi parçalanmış büyüme gibi görünse de aslında fabrika ayarlarına dönüşü hızlandıracak bir gelişmedir.

Olası genel seçimlerin kazanılmasının ardından hepsinin de arzuladıkları üç, ya da altı ay içinde adil ve adaletli bir seçimle parlamenter sisteme geçilir.

Demek ki, her fena şeyin içinde iyi bir şey, her iyi şeyin içinde fena bir şey vardır insanlığa düşen de, fena şeylerin içindeki iyi şeyleri ortaya çıkarmak, iyi şeylerin içindeki fena şeyleri de izole edebilmektir.

Siyaset dünyasında bir güneş gibi parlayan Ekrem İmamoğlu tüm toplumu kucaklayabilecek kadar başarılı biridir, kim ne derse desin Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu’da son derece deneyimli ve nitelikli insanlardır.

Özetle tüm solcu ve CHP’li seçmenler bu istifalara sevinmeli ve bulanık sulardan demokrat, sol ve muhafazakârlar düşünceler adına çok çeşit, çok güzel çiçekler yetiştirmelidirler; tabi becerebilirlerse…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları