Mert AKDEMİR
  • 25/02/2023 Son günceleme: 25/02/2023 16:19
  • 7.317

Bu yazı depremden henüz zarar görmemişleri daha çok ilgilendirmektedir...

Bilmeyenler için söyleyelim istiklal bağımsızlık demektir. Ülkemizin 11 ilini etkileyen depremde kaybettiğimiz on binlerce can, yetim ve öksüz kalan çocuklarımız, evlatlarını toprağa veren anne babalar. Hepsi hatta hepimiz bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu vatandaşlarıyız.  Bu toprakları vatan yapan unsur bizleriz. Bizler yaşadıkça bu topraklar vatan olmaya devam edecek.

Peki bu vatanda ölmek bu kadar kolay mı olmalı?

Gelin biraz da bu soruya kafa yoralım. Deprem olduktan sonra yaşananlar hepimizin malumu. Koordinasyonsuzluk, arama kurtarma ekiplerinin deprem bölgelerine  ulaşamaması, askerlerimizin kışlalarından geç çıkarılması, su, yiyecek, hijyen malzemeleri ve çadır gibi en önemli ihtiyaçların depremin akabinde vatandaşlarımıza dağıtılmasında yaşanan sıkıntılar. Hepsi başlı başına büyük bir sorun olarak karşımıza çıktı. Hatta bu sorunların bir kısmı hala devam etmekte. Hükümeti oluşturan siyasi merciler ‘devlet nerede' sorusuna muhatap oldu. Bu olumsuzlukların hepsi deprem olduktan sonra gündeme geldi.

Fakat bir vatandaşımız enkaz altında kaldıktan, bir başka vatandaşımız depremzede olarak yalnız bırakıldıktan sonra bu eleştiriler bizim gerçekten birinci sıradaki eleştirilerimiz mi? Kesinlikle değil.

Bizim birinci sıradaki eleştirimiz depremden önce yapılması gerekenler konusunda olmalıdır. Yani sağlam zeminlere sağlam yapılan binalar, usulüne uygun yapı denetleme sistemi, siyasetçilerin oy kaygısı yaşamadan bilimin ışığında oluşturduğu imar çözümleri. Eğer ki bunları deprem olmadan önce dile getirmez, konuşmazsak çadır nerede, arama kurtarma nerede, asker neden kışlasından çıkmıyor sorularını daha çok sorarız. Peki sevdiklerimiz, anne babamız, göz nuru evlatlarımız enkaz altında kaldıktan sonra bu soruların bir anlamı var mı?

Kesinlikle yok. Neden yok. Çünkü hepimiz televizyonlardan ve sosyal medyadan yıkılan binalarla birlikte yıkılmayan, hasar almayan, hasar alsa bile ayakta kalan binaları gördük. En dikkat çekeni de Kahramanmaraş’da altındaki zücaciye mağazasında bir tabağın bile kırılmadığı bina. Demek ki yapılabiliyor. Demek ki deprem değil bina öldürüyor. Demek ki insanlarımız ihmaller zincirinin kurbanı olmak zorunda değil.

Artık zaman; deprem beklenen İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizde bir an önce gereken ne varsa yapılması için mücadele etme zamanıdır. Kim olduğuna, hangi mercii temsil ettiğine bakmadan ister Cumhurbaşkanı, ister belediye başkanı, ister bakan, ister muhalefet lideri kim olursa olsun ‘kardeşim hadisene, deprem kapımızda’ diyerek onları zorlama zamanıdır. Korkusuzca hesap sorma zamanıdır.

Seçimler geçsin ondan sonra halledeceğiz diyen iktidarlara oy vermeyerek, depremi umursamayan bir muhalif partiye oy verip onları iktidara taşımayarak, devletin memuru olan bakanları, yardımcılarını, belediye başkanlarını sokakta rahat dolaştırmayarak, her anda ve her fırsatta deprem gerçeğini onlara hatırlatmak zorundayız.

Yoksa bu depreme dayanıksız binaların altında kalıp öleceğiz. Evlatlarımızı gömeceğiz. Anne babalarımızı enkazdan çıkarsınlar diye çaresizce bekleyeceğiz.

Bu ülkenin onurlu vatandaşları olan bizler öleceğimize, onlar gerekeni özenle yapsınlar. Yapmak için o makamlarda bulunuyor, vergilerimizle maaşlarını alıp evlerine ekmek götürüyorlar. Yapmıyorlarsa yapanı getirecek kudrettedir Büyük Türk Milleti. Beka ise bundan başka beka meselesi yok. Bağımsızlıksa bundan daha önemli bir bağımsızlık hususu yok.

Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Amasya Tamiminde belirttiği gibi ‘Milletin İstiklâlini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.’ Deprem konusunda da Milletin canını yine milletin azmi ve kararlılığı kurtaracaktır. Bunu maalesef yaşayarak öğrendiğimiz günlerden geçiyoruz.

Büyük Türk Milleti doğa olaylarında ölmemelidir. Deprem olmadan önce gereken önlemleri almayan yöneticilere insaf etmemelidir. Bununda tek yolu yasa yapıcıları, Cumhurbaşkanını, hükümet üyelerini yani bütün yetkilileri her yerde deprem konusunda korkusuzca eleştirmeleri, gayret göstermeyenlere tahammül etmemeleri, destek olmamaları, bu duruşta da azimli ve kararlı olmalarıdır.

Yoksa o çürük, ahlak yoksunu anlayışların yaptıkları/yaptırdıkları binaların altında sadece biz değil Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklali de kalacaktır.

Yazarın Yazıları