Kader GÜR
  • 22/04/2023 Son günceleme: 22/04/2023 18:57
  • 5.367

​Aklını kontrol edebilen bir insanın, yaşadığımız bu seçim atmosferi karşısında nasıl bir psikolojiye büründüğünü anlatabilecek takati kalmamışsa tehlike büyük…

Bize, aklımız başımızda olmasına rağmen Alzheimer hastası gibi davranıyorlar. Bugüne kadarki yaşanmışlıklarımızdan edindiğimiz tecrübelerin hepsini çöpe atmamızı istiyorlar.

Çünkü oyunu yeniden kuruyorlar…

Resmen Anadolu kültürünün, bizi biz yapan değerlerin ayarlarıyla oynuyorlar ve olanca pişkinlikleriyle bunu kanıksamamızı bekliyorlar. Bizi biz yapan değerlerin en başında Kur’an gelir, bayrak, vatan, aile gelir. Bağımsızlığımız gelir… Biz, bu değerlerimizi elimizden almaya çalışanlarla bile kavgamızı İslam’ın bize öğrettiği değerler ve ilkeler çerçevesinde yaparken, siyaset arenasına bakıyorum da, oy anam oy… Sosyal mecralar desen, orada ayrı bir seçim var. Oradaki seçimin normal vatandaşın seçimiyle hiç alakası yok… Orası bildiğin bir fosseptik çukuru, ne ararsan var. Herkes her şeyi biliyor orada. Ne vicdanlarda ayar var ne ağızlarda ne de insanlıklarında.

Düşünsenize, 2014’te başlayan ve Ceylanpınar saldırısıyla 2015’te sona eren çözüm sürecinde, toplumsal infiallere yol açan söylemleri şu an demokrasi diye bizlere yutturmaya çalışıyorlar. Korkunç bir siyasi pişkinlikle özerk yönetimin çok da korkulacak bir şey olmadığı zehrini toplumun katmanlarına zerk etmeye çalışıyorlar. Ya da başta İmralı’daki terör elebaşı olmak üzere tüm terör hükümlülerine genel af çıkarmaktan büyük bir rahatlık ve öz güvenle bahsediyorlar. Biz aklımızı mı kaçırdık arkadaşlar? Adamlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu İzmir İktisat Kongresi’nde Atatürk’e posta koydular ve bir Allah’ın kulu kurucu parti mensubu çıkıp ağzını açamadı. Bu mu sizin siyasi normaliniz?

CHP Genel Merkezi’nde Genel Başkan Danışmanı PKK’nın TV kanalına verdiği röportajda hiç çekinmeden Türk bayraklarını kaldırtabiliyor. Siz çıldırdınız mı? Buna nasıl göz yumarsınız?

LGBT denilen ve geleneksel Türk aile yapısını dibinden dinamitlemeye matuf yıkım projesini özgürlük soslarıyla genç dimağlara enjekte etmekten çekinmiyorlar.

Tüm bunlar, ülkesini, halkını ve değerlerini anayasa ile güvence altına almış bir toplumda asla karşılık bulamaz ve mutlaka hukuki bir karşılığı olur. Ama maalesef bizim ülkemizde özellikle seçim süreçlerinde bütün izler birbirine karışıyor.

Bu gün de aynı sakilliği, aynı rezil siyasi teslimiyetleri yaşıyoruz.

Bizim cenahta da benzer şeyler yaşandı.

İlk hayal kırıklığını ‘dava’ diye bizi yıllarca peşinden koşturanların parayı ve gücü gördükten sonra kendilerini içine düşürdükleri rezil durum karşısında yaşadık. Önce makamlara ulaştılar. O makamlara ulaşmak için davayı benimsemiş namuslu insanları kullandılar. Makamla birlikte güç geldi ve güç parayı getirdi. Alabildiğine semirmeye başladılar. Şımardılar, büyüklendiler. Halkın parasıyla konfora, lükse, şatafata kavuştular. Utanma duygularını kaybettiler ve her türlü rezilliği kendilerinde hak gördüler. Bu süreçte arkalarında yüz binlerce küskün, kırgın partili bıraktılar. Yol açtıkları tahribat sadece partiye zarar vermedi, ülkenin gelecek vizyonundan çaldılar. İstanbul’un, Ankara’nın kaybedilmesine yol açtılar. Onlarla mücadele etmekten, kendimi hep muhalefette gördüm. Hiç iktidar olmanın güvenini hissetmedim. Çünkü nereden ne kahpelik geleceğini kestiremiyorsun… Bugün düne oranla çizgiler biraz daha netleşti.

Evet, AK Partiyi bu süfli, bu çürümüş siyaset simsarlarından kurtardık ama maalesef Türk siyasetini kurtaramadık. Bu gün muhalefet partileri bu çürümüş siyaset artıklarının hepsini bünyesine katmış, taltif etmiş, makamlar-mevkiler vermiş durumda. Bu sefil yaratıklar da ağızlarının suyu akarken avuçlarını sıvazlıyor.

Demek ki bu tipleri AK Partiden uzaklaştırmak yetmiyor, bunları Türk siyasetine de sokmamak gerekiyor. İşin kötü tarafı gittiği her yere pisleyenler, muhalefet partilerinde olan dürüst, güvenilir adamlarında önünü kesmek için her türlü kepazeliği tekrarlayabiliyor. Olan Türk siyasetine oluyor.

Çizgisi omurgası olmayanları, şahsi menfaatlerini ülkesinin varlığından önde tutanları inanıyorum ki milletimiz görüyor.

Meseleyi Tayyip Erdoğan’a indirgemeye çalışanlar TÜRKİYE’nin bağımsızlık mücadelesini maalesef görmek istemiyor.

Yazarın Yazıları