““KADİR GECESİ” denilince; 1000 Aydan daha hayırlı ve çok avantajlı bir gece akla geliyor.
”
Kur’an’a Kavuşmanın Yıldönümü
“KADİR GECESİ” denilince; 1000 Aydan daha hayırlı ve çok avantajlı bir gece akla geliyor.
Oysa Kadir gecesinin en önemli özelliği, ‘Kur’an’a kavuşturulmamızın Yıldönümü’ olmasıdır.
Ancak Yüce Rabbimiz, Hikmet-i İlahi olarak, bu çok önemli hediyeyi Ramazan Ayı içinde gizlemiş, ta ki Ramazanın her gecesini de Kadir gecesi TİTİZLİĞİ ile ihya edelim.
Ramazan ayı bizleri, 11 ay boyunca yaşadığımız gafletlerden uyandırıyor. Yüce Rabbimiz Kadir gecesini gizleyerek, bize eşsiz bir Pedagojik eğitim fırsatı sunuyor. MERAK EĞİTİMİ.
Allah cc canlandırdığı bu MERAK vasıtasıyla bizleri; sınav hayatımızın ASLÎ MECRÂSINA, sevaba ve hayra yönlendiriyor.
Arzu, istek ve merakını SEVÂBA çeviren insan; NEFSİNİ de iradesini de terbiye etmiş oluyor.
Çünkü MERAK; araştırmanın, ilmin ve vuslatın(kavuşmanın) anahtarıdır.
Kadir gecesi GİZLİ tutulduğu halde insan, Saadet asrından bu yana geçen 14 asır içinde, her Ramazan ayında Kadir gecesi arayışı içinde olmuş.
Maneviyat büyükleri tarafından fark edilen ulviyet ve mûcizevârî hazların zuhurunun, birçok defa 27. Gecede tevafukunu, “MUHTEMELDİR” diyerek, bizleri bu geceye yönlendirmiştir. Yani asla garanti değil.
İşte bu sebeplerle bizler, kutlamak ve ihya etmek için, 27. Geceye daha çok odaklanıyoruz.
Bu itibarla, 27. geceye odaklanıp bekleyenler, Sünnetteki diğer geceleri de zinhar ihmal etmemelidirler. Teravih namazlarının bir hikmeti de budur…
Meğer Teravih Namazı Buymuş TIKLA OKU
Hele hele “nasılsa 1000 aydan(83 seneden) daha hayırlı bir gece var” diye düşünerek, 11 ayı gafletle geçirip, O Mübarek geceyi, “günah çıkartma, günahları sıfırlama gecesi” sananlar, kendilerine ve uhrevi geleceklerine çok yazık ederler.
İslâm’ın prensiplerinin uygulamalarına ve tavsiyelerine aykırı hareket etmekten ve böyle bozuk bir anlayışa yuvarlanmaktan, Yüce Rabbimize sığınmalıyız.
- Bu çok avantajlı olan(bin aydan hayırlı) müjdeler; birçok kusurlara rağmen, İslâm’ın prensiplerini yaşamaya çalışan, özellikle de 5 vakit namazlarını kılan müminler içindir.
Yüce Mevla’mız cümlemize ve sevdiklerimize Kadir Gecesinde İhya Olabilmeyi, O Gecenin Rahmetinden, Mağfiretinden, Nurundan istifade ederek, manen dirilmeyi nasip eylesin…
SORU: “Acaba, Yüce Rabbimiz Kadir gecesine niçin bu kadar çok değer veriyor?” (Bkz.: Kadr suresi, 3. Ayet.)
CEVAP: “Kur’ân-ı Kerim, bu gecede indirilmeye başladığı için!”
Şimdi LÜTFEN DİKKAT: “Acaba Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerimin indirildiği bir geceye bu kadar çok değer verirse, Kur’ân-ı Kerimin İNDİĞİ BİR KALBE ve AKLA, yani o kişiye ne kadar değer verir?”
- İşte esas önemli olan nokta budur…
Ancak istatistikler gösteriyor ki; İslâm beldesi sayılan ülkemiz insanının, maalesef %75-80’i Kur’ân okumasını bilmiyor veya unutmuş!
Hatta ne acıdır ki, Cami cemaatinin bile %55’i Kur’ân okumasını bilmiyor.
Bu durum çok acı verici, fıtrata, Müslümanlığa ve vicdana ters ve vahim bir tablodur.
Çok yaşlı olanlar, yasaklı ve ceberut bir tek parti dönemini yaşadıkları için, belki bir nebze mazur görülebilirler. Fakat bugün, 20 küsur seneden beri güzel ülkemizin her bölgesinde, KUR’ÂN ÖĞRENMEYİ TEŞVÎK ve OKUMA SEFERBERLİĞİ devam ettiğinden, bu konuda hiç kimsenin tek bir mazereti yoktur ve olamaz.
Her ne sebeple olursa olsun, hâlâ Kurân okumasını bilmeyenler, henüz nefes alıyorken, yani SINAVIMIZ ansızın bitirilmeden; lütfen, ilk fırsatta TÜM CAMİLERİMİZDEKİ bu seferberlik kervanına katılmalıdırlar.
Bu VEBÂLDEN kurtulmak için, Tüm ibadetlerimizin ana harcı ve mayası olan Kur’ân-ı Kerîm’i; en güzel bir şekilde okumaya başlamalıdırlar. Başka bir çözüm de yok!..
- Tam bu noktada, çok acı tebessümünüze vesile olacak, ibretlik bir olay aklıma geldi.
İBRET için takdirlerinize sunuyorum:
Avrupa’da Müslüman olan bir bahtiyar, Türkçeyi de öğrenerek ülkemize geliyor.
Bir cami imamına, “Ben yeni Müslüman oldum, Kur’ân öğrenmek istiyorum” diyor.
İmam efendi de; “Hay hay efendim, Yarın saat 14.00’te, sizin gibi Kur’ân öğrenmek isteyenler burada toplanılacak, sen de o gruba katılırsın” diyor.
Ertesi gün o gruba katılan bu bahtiyar kişi merak edip, orijinal Türkçesiyle oradaki Türklere, şöyle bir soru soruyor.
-“AF EDERSİNİZ, SİZLER DE Mİ YENİ MÜSLÜMAN OLDUNUZ?”…
Yani bu soru; “böylesine HÜR ve %90’ı Müslüman bir ülkede, BU YAŞINIZA KADAR AKLINIZ NEREDEYDİ?” anlamında, balyoz gibi bir ÎKAZDIR… Vesselâm.
BİLVESÎLE; HEPİNİZİN KADİR GECENİZİ ve RAMAZAN BAYRAMINIZI CÂN-U GÖNÜLDEN TEBRİK ve TES’ÎD EDER, TÜM İNSANLIK ÂLEMİNDE HAYIRLARA ve BARIŞA VESÎLE OLMASINI, YÜCE RABBİMİZDEN NİYÂZ EDERİM…
Saygı ve muhabbetlerimle
YORUMLAR