Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Kader Gür
Kader Gür

Kuklaya değil, kuklacıya dikkat…

Türk Milleti aslında akıllıdır… Akıllı olmasının yanında siyasi konularda da oldukça tecrübelidir. Çünkü ömrü hep mücadele ve vatan hainlerine karşı strateji geliştirmekle geçmiştir… Onun içindir ki, ülkemizde son günlerde yaşanan gelişmelerin arkasında ne olduğunu anlamak; zor değildir.

Türk Siyaset tarihini incelediğiniz zaman birçok badireler atlatan halkımızın en iyi kenetlenmeyi AK Parti Hükümeti döneminde sağladığını görürsünüz. En yüksek oyla iktidara gelen parti ve 13 yıldır kesintisiz devam etmesi, artık milletimizin kenetlendiğini ve birçok gerçeği gördüğünü anlamak için yeterlidir.

Dolayısıyla bu kenetlenme Osmanlı’dan beridir Türkiye üzerinde hesap yapanları ürküttü. Arkasına Halk desteğini alan Recep Tayyip Erdoğan da uzun vadede ülkenin ekonomisini güçlendirecek, çok önemli hamleler yaptı. İstanbul’da 3. Havaalanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Şehir Hastaneleri ve bunlardan da önemlisi Türkiye artık tankını-tüfeğini kendisi üretir duruma geldi.

Bu gelişmeler Türkiye’yi dışa bağımlı olmaktan kurtaracağı gibi Türkiye’nin imkânsızlıklarını fırsat bilerek, kanını kene gibi emenleri de rahatsız etti. Kimdir bunlar? ABD, İsrail, İngiltere ve Almanya…

13 yıllık AK Parti iktidarında yaşanan toplumsal krizlerin arkasında hep bu güçlerin olduğunu görürsünüz. Bu güçler, Türkiye’yi içeriden karıştırmak için her yolu denediler. Bütün argümanları kullandılar.  Fakat milletimizin birbirine kenetlenmesi, bu krizlerin savuşturulmasında etkin rol oynadı. Yani başka bir deyişle, oynanan oyunların farkına varan Milletimiz, Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkarak, “Ülkeyi kimin yöneteceğine ben karar veririm” dedi.

O kadar ki, Milletimizin hiç umudu olmamasına rağmen “Çözüm Süreci’ne” bile Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan güven nedeniyle sınırsız destek verildi… Tam işler yoluna giriyor derken, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla AK Parti’de yaşanan geçiş sürecini fırsat bilen güçler, yeniden harekete geçti.

İçerde daha önce kullandığı argümanlarla birlikte elde kalan PKK harekete geçirildi. “Çözüm Süreci’nin” başarıya ulaşması Türkiye’ye olağanüstü katkılar sağlayacaktı. Sürecin başından beri Türk Milleti’nin iyi niyetinin ve kardeşlik duygularının kötüye kullanıldığı, bugünlerde yaşanan haince saldırılarla ortaya çıkmış olsa da; itiraf etmek gerekir ki, ben şahsen bu günleri bekliyordum.

21. Yüzyıl’da ve dünyanın yeniden şekillendiği dönemde, Osmanlı’nın torunlarının nerede duracağını belirlemeye çalışıyorlar. Türk Milleti, bu çıtayı yükseğe koydukça, Türkiye düşmanları da bu çıtayı aşağıya çekmeye çalışıyor.

Bize en büyük zararı içerde yaşanacak bir kardeş kavgasından verebileceklerini bildikleri için önce terör olaylarıyla halkımızı gerginleştirdiler… Şimdilerde ise yangına körükle gidercesine toplumuzun bazı kesimlerini sokağa çekmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de yine iki kuş vurmanın hesabı içindeler… Hem Erdoğan düşmanlığını körüklüyor, hem de ülkenin birlik bütünlüğüyle birlikte ekonomik verilerini zayıflatarak, AK Parti’nin işini zorlaştırma amacını taşıyorlar.

Ama biz bu oyuna gelmemeliyiz! Hiç kimse ülkesi için fedakârlık yapıyor diye, ne AK Parti’yi sevmek zorundadır ne AK Partilidir. Böyle bir şey yok!.. Recep Tayyip Erdoğan, milletimizin yüzde 52 oyuyla seçilmiş meşru bir Cumhurbaşkanıdır. AK Parti de Anayasamıza göre kurulmuş bir siyasi partidir. Türkiye Cumhuriyeti de bir ‘hukuk devleti’ olduğuna göre, bu çerçevede yapılacak tartışmaların bir hükmü yoktur.

Dolayısıyla siyasi anlamda birlikte olmak zorunda değiliz. Amma… ‘Tek Vatan, tek Bayrak ve tek Devlet’ anlayışında birlikte olmak zorundayız. Kim olursak olalım; ırkımız, mezhebimiz, dinimiz, dilimiz her ne olursa olsun, aynı vatanda yaşadığımızı görebilmeliyiz.

O nedenledir ki, tepkimizi yasalara bağlı kalarak göstermeliyiz. Şehitler hepimizin. Bu vatan hepimizin… Al bayrak hepimizin. Bir kardeş kavgası yaşayarak Osmanlı düşmanlarını ve bu topraklarda gözü olan hainleri sevindirmeyelim.

Kuklaya değil, kuklacıya dikkat edelim…

Kader Gür
Kader Gür HAKKINDA

1972 yılında Rize’nin Güneysu ilçesinde doğdu… Eğitim hayatını orada tamamladı… Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yapmış olduğu birçok seyahatinde çeşitli araştırmalar yaptı. Libya, Cezayir, Tunus, Fas, Beyrut, Suriye, İtalya, İspanya, Rusya, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelerde seyahatleri sırasında Türkiye ile ticari ilişkiler üzerinde çalışmalar yürüttü. Kader Gür, Refah Partisi Gençlik Kollarında siyaset yaptı. 1997 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamuda çalışmaya başladı. 1997 yılında Akit Gazetesinde, Recep Tayyip Erdoğan’ı konu alan bir makalesi nedeniyle 28 Şubat aktörleri tarafından soruşturmaya tabi tutuldu. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın Pınarhisar Cezaevi’nde başlatmış olduğu parti çalışmalarına Beykoz’da destek verdi. Partinin kuruluş aşmasında aktif rol oynadı. AK Parti Kurucu Beykoz İlçe Başkanı Dr. Ahmet Hulusi Batu, Salim Kararmaz ve Adem Sefer’in basın danışmanlığını uzun yıllar yürüttü… 1998 yılında yazmaya başladığı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatını konu alan, “Esaretten Zirveye” isimli kitabı 2002 yılında yayınlandı. Kader Gür'ün yine kendi yazılarından oluşan 2 kitabı bir de Yayın Yönetmenliğini yaptığı toplamda 4 kitabı raflardadır. Beykoz Rizeliler Derneği’nin kurucuları arasında da yer alan Gür, halen Beykoz Polis Hizmetlerini Koruma Derneği Yöneticisidir. Kader Gür, Anadolu Yakası Gazeteciler Derneği ve Yüzüncü Yıl Gazeteciler Derneği üyesidir. 2024 yılında kamu çalışma hayatını sonlandıran Gür, evli ve 3 çocuk babasıdır… Kader Gür, yine 2002 yılında bir araya geldiği arkadaşlarıyla Dost Beykoz’u kurdu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

ÇOK OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER