Küçük Beykoz'dan büyük Türkiye'ye!

  • 09.07.2019 16:04
  • Okunma: 4355 kez

Kader GÜR


Bu köşe yazımda, bana cevap hakkı doğan bir iki konuya değinmem gerekiyor...

İBB Seçimlerinden başlamak istiyorum. Seçimi kaybettik... Kazanana hayırlı olsun.

Neden kaybettiğimiz konusunda herkesin yorumu olacağı gibi benimde bir yorumum var. 31 Mart'ta 13 bin olan fark, 23 Haziran'da 800 bine çıktı. Bunun nedeni belli... AK Parti'ye tepki. Bu tepkinin içinde en büyük tepki de vurdum duymazlığa ve vatandaşı aptal yerine koymaya çalışan pişkin yalamalara...

Bu paragrafın detayına inmeden önce şunu söylemek istiyorum. Ben asla gemi batarken, gemiyi terk edenlerden olmayacağım. Pek iyi günümüz olmadıysa da, olduğunu var sayarak, gemi batarsa da onunla beraber batarız. Yüce Mevla takdir eder yine çıkarız.

Önce şunu söylemek istiyorum. Beykoz'da AK Parti'nin oyu düştü. Muhalefetin gerisindeyiz maalesef. AK Partili Beykoz Belediyesi'nin 31 Mart Seçimleri'nin üzerine koymak için hiç bir çabası olmaması üzücü. Murat Aydın sadece Bakanlarla beraber poz verdi, "birde Büyükşehir'i alamazsak vaatlerimizin yüzde 70'ini gerçekleştiremeyiz" dedi.

Büyükşehir'i alamadık. Şimdi ne olacak? sorusu ister istemez gündeme geldi... 31 Mart Seçimleri öncesi kendine çok güvenen Murat Aydın'ın, seçimi kazandıktan sonra İBB'nin arkasına sığınması vatandaşımızda güven problemine yol açtı. Seçimden önce haklıda olsa kaçak yapı yıkımı yapması o atmosferde çok olumsuz bir algı oluşturdu. Yani bizim Beykoz'un büyük hayalleri İBB Seçimlerinin kaybedilmesiyle suya düştü.

Geriye ne kaldı? Çöp toplamak, asfalt yapmak, kültür hizmetleri, konserler, söyleşiler, pazar denetimleri, sohbet, muhabbet, kaçak inşaat, rant, çıkar, menfaat... Anlaşılıyor ki, Beykoz'da Murat Aydın dönemi yeni bir hikaye yazmaya muktedir olamayacak...

Gelmiş olduğumuz nokta da seçimi neden kaybettiğimize yönelik en fazla analiz etmemiz gereken konu AK Parti içindeki haksız zenginleşme olmalıdır. Bu haksız zenginleşme AK Parti olarak bizim belimizi bükmüştür. Kimseden hesap sormadık. Yapanın yanına kar kaldı. Birde 23 Haziran Seçimleri öncesi vaat edilen indirimler, 'madem yapılabiliyordu, neden daha önce yapılmadı' sorusunu gündeme getirmiştir... Bu soruya cevap bulamayan vatandaşımız geçmişte bu manada yapmış olduğu bütün fedakarlıkları 23 Haziran'da sorgulamak zorunda kaldı.

AK Parti'ye kaybettiren en önemli konulardan biri de, AK Parti içinde köşe tutanların bükemedikleri bilekleri iftira atarak bükme çabasıdır... Örneğin Dost Beykoz'un ısrarla gündemde tuttuğu kaçak kafeterya konusuna ilişkin şahsımın rüşvet istediğinin söylenmesi gibi. Adamlar, merhum Şeref Yıldız için verilen ziyafette Kuran dinlemeye gidiyor. Allah rızası için gittikleri bir yerde işi gücü bırakıp, Dost Beykoz'un kaçak kafeterya için rüşvet istediği yalanını söylüyorlar. Aha da burada söylüyorum... Rüşvet isteyen dünyanın en ahlaksız, şerefsiz namussuz insanıdır. Aldığımı söyleyen yalancıların, müptezellerin ve  iftiracıların, Allah rızası için gittikleri bir yerde dedikodu yapmak ve iftira atmak suretiyle, AK Parti'nin sırtından dindar diye geçinen dinsizler olduklarını buradan ilan ediyorum. Hakkımı helal etmiyorum...  İftiralarınızda boğulun inşallah...

Konu kaçak kafeteryadan açılmışken bir cevap hakkımı daha kullanmak istiyorum. Remzi Gür Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Vakfı bana tekzip göndermiş... Resmen dalga geçmişler... Her şeyleri yasalmış, biz mahkeme kararlarını kamuoyundan gizliyormuşuz... Tamamen laf cambazlığı...

Neymiş biz haberde, Remzi Gür'ün Mütevelli Heyet Başkanı olduğu vakfı değil de Remzi Gür'ü ve onun adına kaçak inşaatı yapan Sadettin Çay ve Resul Rençber'i hedef alıyormuşuz...  Sadettin Çay ve Resul Rençber'in hiç bir şekilde tekzipte adının geçmemesi nasıl ustalıkla yazıldığını da gösteriyor. Orada yapılan Qadraj Nargile Kafe Restaurant değilmiş de, müze deneme mutfağı ve lokantaymış...

Söz konusu alan Arkeolojik kazı alanı değil de, geri görünüm alanı ve İstanbul 6 Numaralı Koruma Bölge Kurulu yetki alanındaymış... E doğru, zaten kaçak kafeterya ile ilgili ivedilikle boşatma kararını da aynı kurul vermedi mi?.

Orada sıfırdan bina değil, sadece tadilat yapıldığını söylemek Allah aşkına hangi ahlakla bağdaşıyor. Sıfırdan değil de, mahkemeye tadilat gibi gösterilen bina için Beykoz Belediye Encümeni'nin vermiş olduğu para cezası iptal ediliyor. Neymiş biz mahkeme kararlarını kamuoyundan gizliyoruz. Üstelik İmar Barışı Kanunu'ndan sonra yapıldığını ve kılıfına uydurulduğunu daha önce de yazmıştık.

Ben bu konuda bedel ödemeye hazırım... Orası çeşitli entrikalarla ele geçirilmiş ve Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek tarafından, tekzipte de belirtildiği ve bizimde daha önce yazdığımız gibi 31 Mart Seçimleri'nden günler önce işletme ruhsatı verilse de asla helal değildir.

Orası AK Parti kimliğini kullanarak, haksızca ele geçirilmiştir... Buna Allah'ta şahittir kulda.

"Hatta gönderdiğiniz tekzipten bir şey çıkar mı diye, kemik misalı sağını solunu koklayan köpeklerde bu gerçeği bilmektedir" diyorum ve ibreti alem için yazımı şu ifadelerle bitiriyorum...

'Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer. Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye.

Buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar. Karnı büyür. Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz. Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek artık imkansızdır. Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek. Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner. Ve bir gün çıkar.

Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz ceviz kalmıştır.

Kimi insanlardaki para ve mal - mülk hırsı da ceviz kurduna benzer. O hırsı yenip, artık yeter, dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur. Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de
çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmıştır...'

Sadettin Çay'ın beni kurtardığını söylediği bulaşıkçılıkla başladığım hayat mücadeleme hala bir işçi olarak devam ediyorum. Bir ceviz kurdu olma çabam hiç olmadı... Sadettin Çay beni bulaşıkçılıktan kurtardıysa ben o bulaşıkçılığa dönmekten onur duyarım...

Hani hep söylüyoruz ya Beykoz Türkiye'nin küçük bir mozaiğidir. O zaman Beykoz'da yaşadığımız bu olumsuzlukları Türkiye geneli üzerinden değerlendirdiğimiz de neden kaybettiğimiz sanıyorum ki anlaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (1 Yorum)

Ömer (3 ay önce)

Abi seni bilen bilir bilmeyen de kendi bilir Rüşvet aldı diyen de gün gelir kendi yalanında boğulur inşallah.

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları