Koronavirüs bitti diyelim, ya deprem

  • 15.05.2020 19:36
  • Okunma: 2831 kez

Değerli dostlar, koronavirüs salgını devam etmekle birlikte yazı kalem alındığı gün itibarı ile iyiye doğru bir gidişat söz konusuydu. Gerçekten de sıkıntılı günler yaşanmakta, hele ki bu süreçte işini kaybedenlere Allah yardım etsin…

Bizim gibi emekli olup belli bir maaşı olanlar ise biraz şanslı sayılırız, bu konumda olanların yapması gereken ise çok zorunlu haller dışında dışarı, sokağa çıkmamaları. Benim gibi sosyal hayatta etkin olan ve bol, bol yürüyüş yapanlar için elbette evde kalmak sıkıntı verebilmekte, verdiğimiz kiloları kısa zaman zarfında geri almaya başlıyor olabiliriz ancak halimize şükredelim be dostlar.

Bu süreçte kendimi nostaljik paylaşımlara ayırdım, özellikle şu sıralar 1935-1947 yılları arasındaki gazeteleri taramaktayım. Bu çalışmalarımda şunu bir kez daha anladım ki, belki yokluk vardı, garibanlık vardı, üzerinde başında giyecekler fazla yoktu ancak Beykoz eskiden bir başkaymış be dostlar…

Özellikle Beykozlular sosyal hayatın içindeymiş. Sportif faaliyetlere büyük ilgi göstermekteymiş. İfade edeceğim başka bir haber konusu olabilir ve de yapmayı da düşünüyorum ancak özellikle su sporlarında Beykoz çok farklı bir yerdeymiş.

Boğaziçi’nin en uzun sahillerine sahip bir ilçe olarak maalesef günümüze gelindiğinde yüzme bilenlerin sayısının çok az olması gerçekten de düşündürücü. Haa bu arada yüzme bilenler de Riva, Poyrazköy gibi yerlerde birkaç metre açılarak yüzme biliyorum diyor geçiyor. Oysa benim anlatmak istediğim şu ki mesela Boğaziçi’nde her iki yaka arasında denize atıldı mı karaya çıkmayı başarabilecek bir yüzme yeteneği.

Koronavirüs olayı İnşallah atlatıldıktan sonra bu spor olayına yoğunlaşmak gerekir. Düşün 1930’lu yıllarda İstanbul Şampiyonluklarına ambargo koyan, rekorlar kıran, Boğaziçi’nin her iki kara parçası arasındaki yüzme yarışlarına katılıp derece yapan sporcular, Beykozlular varken gelin şimdiki halimizi düşünelim.

Tamam, bu zor günlerde farklı bir bakış, farklı bir konu getirdiğimin farkındayım, ancak spor sadece futbol olarak algılanmaktan kurtulmalı.

Yazımda bir diğer değineceğim konu da deprem olayı… Uzmanların hepsi mutlak surette bir Büyük İstanbul Depremi olacak demekte… Peki, Beykoz olarak buna hazır mıyız? Yıllar zarfında yıpranan binlerce evimiz mevcut. Peki olası bir deprem hadisesi olduğu anda İstanbul gibi mega bir kentte Beykoz’a kim yardıma gelebilir?

Şimdi bir önerim olacak ki, bunu yıllardır düşünmekteydim… İlçemizde binlerce sporla uğraşan, değişik spor dallarında müsabakalara çıkan gencimiz var… Hazır bunlar vücut olarak güçlü kuvvetli, idmanlı iken neden bu kitleye deprem eğitimi verilmesin…

Tamam, “Bırak ya kim katılır ki ?” diyecek olacaktır, “Yahu Federasyon İlk Yardım Semineri veriyor, oraya bile kulüplerden katılan yok gibi…” diye benzer çalışmalara atıfta bulunanlar olabilir, ancak bu kesim inanın olası deprem hadisesinde en fazla yararı dokunacak kitleyi içermekte.

İlk etapta 15-25 yaş arasındaki sporculara bu eğitimler verilebilir, devlet kademeleri ve yerel yönetimler belli şeyler ile bu kitleyi teşvik edebilir, nasıl ki meslek edinme kurslarına katılanlara, her geldikleri gün için belli bir rakam ödemesi yapılmaktaysa bu eğitime katılacak sporculara da değişik katkılarda bulunabilir. Maalesef bizim insanımız maddi bir karşılık görmediği işe iyi bakmıyor…

Deprem Eğitimi almış, katlı binadan iple inmiş, eğitim yıkıntılarına girmiş, kesici, delici aletleri kullanmış biri olarak diyorum ki yeter ki bu sporcularımız bu eğitime katılsınlar, sonrasında yıkıntı içine girip en kısa sürede çıkabilmek, birilerini kurtarma halini bir yarış haline bile getirecektir.

Haa bu önerilerimi olmaz diye kesip atma düşüncesinde iseniz, haydi salon toplantı eğitimlerine devam, masa altına sandalye altına girip iki elinizi başınızın arasına alamaya devam edip durun, sahaya, uygulama alanı eğitimi olmadan olmaz, olamaz, o daracık yıkıntıya girip çıkış noktasına ulaşmadan sürünmeden olmaz bu işler…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları