Mert AKDEMİR
  • 19/12/2023 Son günceleme: 19/12/2023 23:43
  • 3.559

Farkında mısınız; çok çabuk vurdumduymaz hale gelebiliyoruz.

Farkında mısınız; çok çabuk vurdumduymaz hale gelebiliyoruz. Ülkemizde kötülüğün ve yanlışın her türlüsüne rastlamak normal oldu bizim için. O kadar normal oldu ki, duyduğumuz ya da gördüğümüz olaylara karşı şaşırma süremiz 1 dakikayı geçmiyor.

Şehit haberleri ne kadar dikkatimizi çekiyor artık; çocuk tecavüzleri, maganda kurşunları, kadın cinayetleri, deprem, dolandırıcılık, ihaleye fesatlarla yenen yetim hakları saymakla bitmeyen olaylar silsilesi. Filmlere, dizilere konu olacak onca olay yaşanıyor her hafta ülkemizde. Fakat itiraz eden, peşinden giden, ‘n’oldu kardeşim bu olayın akıbeti’ diyen kimse yok.

Bu vurdumduymazlık canımıza kast etme noktasına geldiği için artık konumuza girelim. Daha 10 ay önce binlerce insanımızı kaybettik bu yüzden.  Deprem’den bahsedeceğim yine. Özellikleuzmanların İstanbul’da 7 ve üzeri bir kuvvetle beklediği ve ‘her an olabilir’ dediği, bizleride etkileyecek olan İstanbul depreminden ki daha 2 gün önce 4.1 büyüklüğündeki Çınarcık depremiyle sallandık.

Malumunuz Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Prof. Dr. Ahmet Ercan, Prof. Dr. Celal Şengör ve daha nice konunun uzmanı kıymetli bilim insanımız televizyon ve sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışıyor. Depremin oluşturacağı yıkımdan, yaşanacak kayıplardan -ki 100 Bin gibi bir can kaybı öngörülüyor- sonrasında yaşanacak olan çaresizlikten, açlıktan ve hastalıklardan bahsediyorlar.

Gerçekten hiç korkmuyor muyuz yoksa aklımıza geldikçe karamsarlığa düşmemek için hemen başka şeyler mi düşünmeye başlıyoruz? Ben kendi adımabazı gecelerdeprem aklıma gelince uykularım kaçıyor, bazen de düşünmemeye çalışıyorum.Geceleri mesaiye giden bir insanım. Ben evde yokken deprem olursa ne yapacağımı inanın hiç bilmiyorum.Hepinizin de bu durumda olduğunu, depreme karşı belirsizlikler içerisinde yaşadığınızı az çok tahmin edebiliyorum. Lakin korkumuzla yüzleşmezsek farkında mısınız öleceğiz. Gece yatıp baktığınız tavan üzerinize çökecek, hem sizin hem de evlatlarınızın. Halkı korku ve paniğe sevk etmek eğer buysa kusura bakmayın ama korkup panik olmamız gerekmiyor mu?

Siz sanıyor musunuz ki; bu bilim insanlarımız sadece devleti yönetenlere, Cumhurbaşkanına, hükümete vs. seslerini duyurmak için mi çırpınıyor? Tabi ki hayır. Farkında değiliz belki ama bilim insanlarımızın esasçağrıları biz vatandaşlara. Çünkü bu işlerin takipçisi sadece ve sadece biz vatandaşlar olabiliriz. Devleti yönetenlere, yetkililere, hükümete vs. aklınıza kim geliyorsa onlara bilim insanlarımız ne derse desin bir yaptırım gücü olmaz. Fakat biz vatandaşların olur.

Nasıl olur; Ankara’da meclise gidip milletvekillerinin başına ekşiyerek olur. Partilerin grup toplantılarına gidip genel başkanların gerekiyorsa sözünü keserek olur. Bu işin sonu kötü, saygıyı sonra duyarız. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine katılıp toplumsal algıyı yükselterek olur. İl ve ilçe belediye meclis üyelerine konuyla ilgili baskı yaparak olur. AFAD’dan arama kurtarma eğitimleri alarak, kolundan tuttuğumuzu bu eğitimlere dahil ederek olur.

Önümüzde yerel seçimler var. Bu seçimler İstanbul Depremi konusunda hepimiz için belki de son fırsat. Çünkü hem maliyetli hem de ortak akıl içeren çetrefilli bir planlama ile ancak çözülecek bir konu bu.Yerel seçimlerde depreme karşı vatandaşın hem cebini hem de canını koruyacak planı programı olmayan, ortaya proje koymayan adaylara oy vermeyelim. Zaten veriyorsak öyle adaylara oy kendimizden ve sevdiklerimizin canlarından da şüphe edelim. Bırakın oy vermeyi, sokakta hem adayı hem de ilçe başkanını yürütmeyelim. Seçim zamanı gelen milletvekillerini, genel başkanları konuyla ilgili terletelim, zorlayalım.Başka alternatifimiz yok.

Yazarın Yazıları
Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz