Kız ana ve babaları, lütfen dikkat

  • 07.09.2020 13:18
  • Okunma: 1747 kez

Tarihte; Kâhinler tarafından “Nemrut’un veya Firavun’un saltanatını sonlandıracak erkeğin, bu günlerde doğacağı söylenince” o dönem erkek çocukların tamamının öldürüldüğü, kız çocuklarının ise başka sebeplerle öldürüldüğü zamanlar da görülmüştür.

Elbette bunun bir vahşet ve zulüm olduğu herkesçe mâlumdur.                                                                          

Kız çocuklarının genellikle; fuhşiyâtın arttığı o dönemlerde, o iffetsiz ortama malzeme olmamaları adına “ayıp” sayıldığı, “kızlarını bu rezaletten kurtarmak için veya kıtlık yıllarında ailesine erkek çocuk gibi katkıda bulunamayıp, yük olacağı” kaygılarıyla öldürüldüğüne, yine tarih şahittir.

Sebepler her ne olursa olsun; konumuz olan kız çocuklarına bunları reva görenler kesinlikle kâtildirler ve Allah indinde çok ciddi hesaba çekileceği ve cezalandırılacağı da Tekfir Sûresi, 8. ve 9. Âyetlerle bizlere bildirmiştir.

Aslında bunların hükümleri verildiği için, biz bu olaylara bizleri ilgilendiren bir başka açıdan bakıp, çok ciddi bir mütâlâa yapmak istiyoruz. Acaba bizler ne durumdayız?..

Öncelikle; öldürülen erkek veya kız çocukları, birkaç dakika veya birkaç saatlik acıya ve kalan ömürlerine mukabil, tamamen mağdur, masum ve günahsız oldukları için, (kabir, haşir, kıyamet, sırat, mahkeme-i kübra denilen) berzah âlemini sorgusuz-sıkıntısız geçecekler.

Ebedî Âhiret âleminde de Cehennemin dehşetini hiç görmeden, sürekli Cennetlik olacaklar. Yani onlar için müsterih olmalıyız, çünkü Allah cc Âdil-i Hakîmdir…

Buna mukabil bizler, yani bu günün kız babaları ve kız anaları olarak; Allah’a cc binlerle şükürler olsun ki, o tarihlerdeki gibi vahşî âdetlerle sınanmıyoruz. Ancak, çok daha ciddi bir sınavın içindeyiz. Şu medenî ve fitne asrındaki bizlerin, bu ciddi sınavımızda başarı gösteremezsek, masum kızlarımıza o günkü vahşi babalardan çok daha fazla zarar vermiş olacağız. (Allah cc muhafaza eylesin.)

Hem de kendimizi, “emanete hıyanet etme” vebâli altına sokacağız.

  • Nasıl mı? Hemen arz edeyim:

O günkü vahşi babalar, kız çocuklarının sadece 80-100 senelik dünya hayatlarını mahvediyorlardı. Oysa bugün bizler, kız çocuklarımızı şu dünya hayatını kazanmaları için el bebek, gül bebek büyütüyoruz. 80-100 senelik fani hayatları için, hiçbir maddiyatı ve fedakârlığı esirgemeden, 12 veya 20 küsur sene tahsil yaptırıyoruz.

Fakat; onlara şu dünyaya gönderiliş gâyelerini, dünyadaki her dakikamızın bir sınav olduğunu, her saniye kaydedildiğini, Yüce Yaratıcımızın bizlere bildirdiği o gâyelere uygun yaşadığımızda Ebedî Cennetlere aday, gafil yaşadığımızda ise Cehenneme namzet ve aday olacağımızı öğretmezsek, işte o zaman hem kendimiz mahvoluruz. Hem de o masum kızlarımıza, o vahşi babalardan çok çok daha fazla zarar vermiş oluruz. (Allah cc muhafaza eylesin.) 

Saygıdeğer dostlarım, hiç kimse kusura bakmasın. Ben bunları, hiç kimseyi korkutmak ve huzurunu kaçırmak için yazmıyorum. Hepimiz şu fitne asrı yolcularıyız. Hepimiz aynı sinsi tuzakların muhatabıyız. Hepimiz evlâtlarımız hakkında vurdumduymaz ve gaflet içindeyiz.

Bu konuda en akl-ı selimimizi bile ele alsak, ne kadar tehlikede olduğumuzu anlarız.

Bakınız, en akl-ı selim ile hareket eden kardeşlerimiz de evlâtlarına, dünya hayatları için 12-20 sene tahsil yaptırıyorlar.

Fakat Ebedî Âhiret hayatları için de daha hâmileliklerinde bile, eve haram lokma girmemesine azamî dikkat ediyorlar. Doğumundan sonra, ezan-Kur’ân ve Esmâ-ül Hüsnâları dinleterek emziriyorlar ve uyutuyorlar. Sağ el ile iş görmesini, yemeğe besmeleyle başlamasını ve diğer Sünnet hareketleri tatbik ettirerek büyütmeye çalışıyorlar. Cep telefonu, internet ve TV.’dan uzak tutuyorlar. 4-5 Yaşlarına gelince yaratılış gayemize en uygun eğitim veren anaokullarına veriyorlar. Resmi okula başladıktan sonra ilk 4 yılı bitirince, yâ bir ara verip Hâfız okuluna veya hem hafız okuluna devam ederken, ikinci 4 yılını da ihmal etmeden birlikte sürdürüyorlar. 4+4+4=12. Yıldan sonra, yaratılış gayemizi ve Dîni eğitimlerini ihmal etmeden ve binbir titizliklerle yüksek tahsillerini yaptırıyorlar. Allah cc onlardan razı olsun.

Böylesine titiz davrananların evlâtlarında bile, maalesef fire verildiği görülüyor. Çünkü, âhir zaman fitnesi çok çok şiddetli. Yani, konunun ciddiyetini lütfen tam anlayalım…

Tam bu noktada; “Helekel insêne….” ..diye başlayan bir Hadîs-i Şerifi hatırlatmak, çok yerinde olacaktır:

“-İnsanlar helâk olacak, fakat gerçek DÎN âlimleri müstesnâ. (Yani hariçtir.) Bu âlimler de helâk olacak, ÂMİL olanlar (bildikleri doğruları uygulayanlar) müstesnâ… Âmil olanlar da helâk olacak, MUHLİS olanlar (uyguladıklarını gösteriş için değil, sırf Allah için uygulayanlar) müstesnâ. Onları da büyük tehlikeler bekliyor…” (Belâm Baura, Feto vb.’leri hatırlayınız.)

Saygıdeğer dostlarım. Sizlere bugün de gerçekten müjdeler vermek isterdim.

Ancak, “şu Fânî dünyadaki sınavımız, işte böylesine çok önemli ve ciddi. Zerre kadar taviz vermeden, ‘sınav dakikaları titizliğinde' hareket etmemiz gerektiğini” vurgulamak için, bugün bu konuyu seçtim. Sizi üzdüysem, hakkınızı helâl ediniz…

Bu gün evlât yetiştirmenin böylesine çok zor olmasının ana sebeplerinden en önemlisi, lâik eğitim sistemimiz olduğunu, sanırım artık fark etmeyen yoktur. Ben yine de arz edeyim. Önceki yazılarımda defalarca ispat etmiştim ki, bir asra yakın zamandan beri Darvin Teorileri (bir nevi tez ve tahmin olduğu halde), zorunlu olarak ilimmiş gibi dayatılıyor. Okul kitaplarımızda insanın yaratılışının, dünyanın ve Güneş sisteminin, Rüzgârların, hortumların, yağmurların, kaynakların, hayvanların,  bitkilerin, sebzelerin, proteinlerin, minerallerin, hücrelerin vs. kendi kendine oluştuğu veya tesadüfen olduğu vurgulanıyor.

Gafletle veya kasıtlı bir şekilde Yüce Yaratıcı gizlenmeye çalışılan bu tehlikelerden ve sorumluluktan kurtulmak için, öncelikle şu eğitim sistemimiz islâh edilmelidir…   

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları