Röportajlar

Kemal Kaya: “Beykoz halkının üzerimizde hakkı var”

Kemal Kaya: “Beykoz halkının üzerimizde hakkı var”
22.10.2018 18:52
| | |
8365

Siyaseti Milli Görüş’te öğrenip AK Parti’de devam eden isimlerden olan Avukat Kemal Kaya, 2019 Yerel Seçimleri’ne yeni bir parantez açtı.

Çavuşbaşı’ndaki hanesinde konuk olduğumuz Avukat Kemal Kaya, yeni Türkiye’yi ve görmeyi arzu ettiği Beykoz’u Kader Gür’e anlattı.

Bir Anadolu insanı olarak, aynı kültürle yaşamını sürdürdüğünü, komşuluk ilişkilerine, samimiyete ve istikrara son derece önem verdiği söyleyen Kaya, Başkanı olduğu Dış Politika Derneği’nde de aynı hissiyat ve duygularla politika ürettiklerini söyledi.

2014 Yılı Yerel Seçimleri’nde AK Parti’den, Beykoz Belediye Başkan Aday Adayı olan Kemal Kaya, geçtiğimiz beş yılda Beykoz’da yaşanan değişimi de değerlendirdi.

Beykoz’a yönelik düşlerini açıklayan Kaya, bundan öncesinde Beykoz’un nasıl bir yer olduğuna bakmanın gerekli olduğunu söyledi.

“Beykoz’da herkes kimin ne yaptığını bilir”

“Sabah evden çıkarken Feriha Teyzeyle karşılaşır, selamlaşırsın. Eğer mevsim yaz ise bahçeden topladığı taze salatalıklardan birini uzatır, alırsın. Hal hatırdan sonra yola devam edersin. İleride Çavuşbaşı Spor Kulübü Tesisleri var. Oradan geçerken Ali İhsan bey oradadır, selamlaşırsın, hal hatır sorarak yola devam edersin. Biraz ileride itfaiye var, itfaiye erlerinin sabah içtimasını görürsün. Gün içerisinde birçok insanla karşılaşırsın. Herkes birbirlerini görür selamlar, adeta bir Anadolu kasabasıdır Beykoz.”

Kavacık meydanda bir şey konuşursun; iki saat sonra yolun Tokatköy meydana veya Bombalı Dereye düşerse, biraz önce konuştuklarını orada dinlersin. Beykoz öyle bir yer, herkes kimin ne yaptığını biliyor.

“Beykoz kendine özgü bir yapıya sahiptir”

İlçemiz özellikle Karadeniz ve diğer yörelerden göç aldığı halde kendine özgü bir yapıya sahiptir.

Yüzölçümün yarısından fazlasını kaplayan ormanlar, sayfiye yerleri, sahil, Hz. Yüşa, Akbaba Sultan, Hünkâr İskelesi, Küçüksu Kasrı, Hıdiv Kasrı, Beykoz Çayırı gibi doğal ve kültürel varlıklara rağmen bazı sıkıntılarımız ve tedbir almamız gereken acil meselelerimiz yok değil.

Acil meseleleri nasıl sıralarsınız?

Eğitim, ilköğretimden başlayarak çocuklarımızı düşünen, düşünmeyi öğrenen, sorgulayan, kendine güvenen dünya vatandaşları olacak şekilde yetiştirmeliyiz. Bu noktada Beykoz’u bilen ve tanıyan genç, dinamik bir Milli Eğitim Müdürümüz var. Yerel yöneticilerimiz onunla ve diğer öğretmenlerimizle işbirliği halinde projeleri hazırlayıp uygulayabilirler. Mesela geleceğin ve hatta günümüzü parlak mesleklerinden yazılım, kodlama eğitimi daha ilkokul çağlarından başlarsa hızlı mesafe alınabilir.

“Beykoz bir turizm ve eğitim şehir olabilir”

Tekel İspirto, Paşabahçe Şişe Cam ve Deri Kundura gibi geleneksel üretim tesislerinin kapatılmasından sonra  Beykoz bir turizm ve eğitim şehri olarak konumlandırılabilir. Onun için İlçemizi Üniversiteler bakımından cazip hale getirmeli, önlerini açmalı hatta teşvik edici yardımlar yapılmalıdır.

“Beykoz’a büyük bir şehir hastanesi ihtiyaçtır”

İki kıtayı birleştiren 2 büyük köprü İlçemiz sınırları içerisinden geçiyor. Bunlarla bağlantılı olarak projelendirilebilecek birçok alan var. İlaveten dünyanın en büyük hava limanlarından biri ilçemizde değil belki ama bize en yakın ilçelerden birindedir. İlerisi planlanırken bunlar göz önüne alınmalı, hatta alınmalıydı. Yine de vakit geçmiş değil. Örneğin sağlık turizmine yönelik, geleceği de düşünerek, Beykoz’a büyük bir şehir hastanesi ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Rehabilitasyon merkezleri, araçlar için terminaller, köprüden geçen demiryolu için bir istasyon. Kongre turizmini önceleyen projeler, organik tarımın geliştirilmesi ve üretilenlerin halka ulaştırılması için Pazar yerleri, tematik müzeler vb. çok yönlü projeler geliştirebiliriz.

“Beykoz’a elbisesi dar gelmeye başladı”

Mülkiyet – İmar meselesine gelince Beykoz’umuz eski bir yerleşim yeri, Cumhuriyetin ilk yılları, hatta Osmanlının son zamanlarında kurulan yukarıda saydığımız fabrikalarda çalışmak üzere yoğun göçler almış, ancak yeterli alt yapı ve imar planları olmadığından düzensiz bir yapılaşma oluşmuş. Bunlara ilaveten Boğaziçi yasası, SİT yasası, İmar yasası, ön görünüm, geri görünüm ve etkilenme bölgesi, Ormanla ilgili sınırlamalar, Elmalı baraj havzası gibi çok çeşitli sınırlamalar artık Beykozluyu sıkmaya, elbise dar gelmeye başladı.

AK Parti ile Beykoz’u yan yana koysanız ne söylersiniz?

AK Parti, Beykoz’un biriken problemlerinin çözümü için önemli adımlar attı. Vakıf arazilerinin becayiş edilerek cüzi bedellerle hak sahiplerine teslimi, 2B olarak adlandırılan yasa, kentsel dönüşüm, İmar affı yasası bunların en önemlilerindendir. Daha da önemlisi Sayın Recep Tayyip Erdoğan inisiyatif alarak 2B’lerden elde edilecek gelirleri Beykoz Belediyesi’ne bırakarak, Beykozluların hizmetine kullanılmasına olanak sağladı.

“İmar noktasında beklentiler devam ediyor”

Belediye idarecilerimizin de hakkını teslim etmek gerekiyor, çalışıyorlar. Mülkiyetle ilgili sorunlar bir miktar hafifletilmiş iken İmar noktasında sıkıntılar ve halkımızın beklentileri devam ediyor.

“Beykoz halkının üzerimizde hakkı var”

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Burada bir hak meselesi var. Beykoz halkı bizi yerelde 3 seçimdir destekledi, referandumlarda dimdik liderinin arkasında durdu. O zaman ben de Beykozlunun hakkını savunurum, beklentilerine çare bulurum arkadaş. İmarla ilgili sıkıntı sınırlamalar var ama çözüm de var. İyi düşünmek, risk almak ve enerji harcamak gerekiyor bunun için. En önemli imar sınırlamaları SİT ve Boğaziçi yasasında mı var. Burada yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor.

“Sorunu ifade ederken, çözümünü de göstermek lazım”

Biz hazırlık yaparak hangi yasalarda hangi değişikliklerin yapılması gerektiğini, bu hususlarda meslek odaları veya üniversitelerin ilgili bölüm başkanlıklarından uzmanlara raporlar hazırlatıp Sayın Cumhurbaşkanımıza sunabildik mi?

Örneğin birkaç tip konut projesi hazırlanarak sahip olunan arsa alanına göre ancak bu projelerin kullanılabileceği yönünde bir kural koysak ve SİT alanını örneğin 3. Dereceye düşürsek ne kadar insanımızı rahatlatırız. Bunu hiç düşündük mü?  İlaveten alt yapısı yetersiz, çarpık yapılaşmanın bulunduğu yerleşim yerlerini riskli alan ilan ederek kentsel dönüşümden yararlanabileceğimizi, imar süreçlerini kısaltabileceğimizi düşündük mü?

Baraj havza çizgisini kurumuş derelerden değil, reel duruma göre belirlesek, İSKİ Yönetmeliği ona göre değişse, buralarda tapu almamış hemşerilerimiz kalır mıydı acaba?

“Vatandaşları müteahitlerin eline bırakmamak lazım”

Hazırlanan projelere bankalar ve diğer kurumlarca finans sağlanması ve vatandaşlarımızın evlerini kendilerinin inşa etmesi halinde onları müteahhitlerin inisiyatifine terk etmemiş olacağımızı düşündük mü?

“Kapalı kapılar ardında plan olmaz”

Eğer bu tür alternatifler düşünmeden, fiili durumları dikkate almadan, hazırlıklar yapıp Hükümetimize sunmadan, sosyal bileşenlerin hatta ilgili meslek odalarının görüşleri alınmadan kapalı kapılar ardında planlar yaparsak elbette mahkemeler bu planların yürütmesini durdurur, hatta iptal eder.

“Bizde aynı havayı soluyoruz”

Beykoz’un sonradan mahalle olan bazı Köylerinde halen 2B tapuları dağıtılmamış durumda. Buralarda hızlı davranıp vatandaşımızı ikilem ve sıkıntı içerisinde bırakmamalıyız.

Beykozlular 2B taksitlerini henüz tamamlayamadan İmar affı yasası çıktı, bu gerçekten çok iyi Allah razı olsun yetkililerden. Siyasal iktidar çok önemli bir adım attı, ama fiyatlar çok yüksek. Ya sürenin uzatılması ya da bedelin daha reel hale getirilmesi, düşürülmesi ve Beykozlunun alım gücü dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerekiyor. Şimdi burada saydığım tüm problemleri ben de yaşıyorum, aynı havayı soluyorum çünkü. Bunlar üzerinde nasıl düşünmeyeyim.

Beykoz gençliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İşsizlik nedeniyle gençlerimizin birçoğu kötü alışkanlıklar ediniyor maalesef. Az önce belirttiğimiz alanlardaki planlama ve yatırımlar yapılır, ihtiyaç duyulan alanlarda meslek edindirme ve yerleştirme noktasında yerel idare birimlerimiz rol üslenebilir.

Burada hatır gönül değil, liyakat ve ihtiyaç parametreleri dikkate alınmalıdır. Kötü alışkanlıklardan korunmada eğitimin, toplumsal denetimin rolü büyük oluyor. Bakın bizim ilk gençlik yıllarımızda, Ortaokulu Fevzi Çakmak’ta okumuştum, bugünkü Halk Eğitim Merkezi’nin bulunduğu binada. Din ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz vardı, Ahmet Avşar’dan değerler eğitimi almıştık. Konuştukları, anlattıkları halen kulağımdadır. Bir İngilizce hocamız vardı Şükrü Bey, halen hayattadır. Çok çalışkan ve onurlu birisiydi. Bize ders verir arta kalan zamanlarda çayırda bisiklet tamiri yapar, bunu hiç gurur meselesi yapmazdı. Yine Lisede, Ferit İnal de bir Sosyoloji hocamız vardı, Abdullah bey. Bir gün bana benim ayağım bir taşa takılırsa “acep bugün ben ne hata yaptım” diye başımı ellerimin arasına alır, düşünürüm,  demişti. Hiç unutmuyorum bu hayat derslerini. Beykozluluk budur. Bu koşullar altında şekillenmiştik biz.

Düşünceleriniz arasında kadına bakışınız nedir?

Ben prensip olarak kadınlarımızın çocuklarını iyi yetiştirmek ve iş bölümü çerçevesinde evin düzen ve yönetimini sağlamalarının gerektiğini düşünürüm. Ancak günümüz gerçekleri, ailede tek kişinin çalışarak evin geçindirilmesinin zor olduğunu gösteriyor. Bu da kadınları dezavantajlı duruma düşürüyor. O halde ne yapılmalı, evlerimizi üretim merkezleri haline getirebiliriz. 3-4 metrekare alan olan yerlerde nitelikli tekstil ürünleri üreterek ve bu ürünler için hem sipariş ve hem de pazarlama anlamında yerel idareden desteklenerek bir yapılanma içerisine girilebilir.

“Kadınlarımız üretime ortak olmalı”

Böylece üretilecek ürün için sipariş alınır; üretilen siparişlerin pazara ulaştırılması sağlanarak kadınlar aile bütçesine katkı yapar ve kendi ayakları üzerinde durabilirler. Burada nitelikli ürünlerin sipariş alınması, evlerde üretilmesi ve toplanarak pazarlanmasından söz ediyoruz. Bunun başlangıcında bir eğitimin verilmesi gerekir. İSMEK gibi bir yapıdan değil, hedefe yönelik bir eğitimden söz ediyorum.

Gelelim spora?

Spor gençleri genelde kötü alışkanlıklardan koruyan, sağlıklı kalmalarını ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan çeşitli aktivitelerdir diye düşünüyorum. İlçemizde en baskın spor dalının futbol olduğu ortadadır.  Çeşitli Amatör liglerde mücadele eden kulüplerimiz var.  Centilmence mücadele ediyorlar. Bunları yönetenleri madden ve manen desteklemeliyiz, onlara müteşekkiriz.  Spor deyince burada Beykoz spora ayrı bir yer ayırmak lazım. Ben de çeşitli zamanlarda yönetimlerde bulundum, destek vermeye çalıştım. Beykoz spor ve muhteşem seyircimiz ki onlara Boğazın Yargıçları diyoruz, bugünkü bulundukları yeri hak etmiyorlar. Kulübün başında şu an idealist bir insan var Zeki Bey. Onu çok yalnız bırakıyoruz. Varını yoğunu hep kulübe harcadığını görüyoruz.

“Beykoz, Beykoz’dan ibaret değildir”

Bir söz vardır; Türkiye, Türkiye den ibaret değildir diye. Yurtdışına çıkan arkadaşlarımız bilir, yakın çevremizde ve gönül coğrafyamızda bize bakışın, hürmetin, sevginin ve bizden beklentilerin ne kadar yüksek olduğunu.

Bunu örnekleyecek olursam, sanırım 2005-2006 yıllarıydı, Basketbol 1. Ligi’nde mücadele ediyoruz. Deplasman maçımız var. Yanılmıyorsam Mersin’e gitmiştik. Mersin BŞB ile müsabakamız vardı. Yöneticiler olarak şeref tribünündeyiz, sporcular ısınmaya başlayınca birden bire arkadan büyük bir uğultuyla Beykoz, Beykoz, Beykoz tezahüratlarıyla salon inlemeye başladı. Biz deplasmandayız ama ev sahibi gibi oynamaya başladık. O an çok gururlanmış aynı zamanda duygulandığımızı anlatabilirim.

“Dünya Beykozlular günü motivasyona katkı sağlamalı”

Dünya Beykozlular gününü hamaset değil, motivasyon etkisi yapması için spor, sanat, bilim ve edebiyat alanlarında başarı gösterenlerin ödüllendirilip teşvik edileceği bir şölen olarak yapmalıyız.

Yeni Ahmet Mithat Efendiler, Orhan Veliler, Osman Akfıratlar, Sadri Alışıklar, İbrahim Kelle’ler ortaya çıkarmalıyız. Bu potansiyel Beykoz da var, bize bunu açığa çıkarmak, rekabet ve üretim ortamı oluşturmak düşüyor. Beykozlu sporculara ve gençlere sonsuz güvenim var. 

Ev ortamında Kemal Kaya?

Söyleşimiz sırasında, 5 çocuk babası Kemal Kaya’nın eşi Derya Hanıma da sorduk.

Kemal Kaya nasıl bir eştir?  

Genelde sonuç odaklı, karar verdiği işin peşini bırakmayan biridir. Ülkemiz ve insanlık için bir sürü hayalleri var. Eve geç geldiğinden hafta içi çocuklarla pek ilgilenemiyor. Geldiğinde yatmış oluyorlar. Hafta sonları onlarla vakit geçirmeye çalışır.

Ev işlerinde size yardımcı olur mu?  

Mesai günlerinde pek yardımcı olamıyor Ancak hafta sonları birlikte kahvaltı yaparız. Kahvaltı hazırlarken patates soymaya, çay demlemeye yardım eder. Buda beni mutlu etmeye yeter.

Dost Beykoz - Özel Söyleşi / Kader Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberleri, Avukat kemal Kaya, AK Parti, Söyleşi, Çavuşbaşı

reklam

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"