Röportajlar

Kayalıoğlu ile Beykoz’u konuştuk

Kayalıoğlu ile Beykoz’u konuştuk
2014.07.15 00:00
| | |
13108

CHP Beykoz İlçe Başkanı Nagihan Akan ve Meclis Üyesi Hayrullah Usta ile gitmiş olduğumuz CHP Genel Merkez’inde oldukça sıcak karşılandık.

Kader Gür’ün özel röportajı 

İlçe Başkanlığı yapmış olması hasebiyle Beykoz siyasetini oldukça iyi bilen, bununla birlikte, 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri’nde İstanbul 1. Bölge 13. sıradan milletvekili adayı olan ve daha sonra CHP Genel Başkan Yardımcılığı koltuğuna oturan Ayten Kayalıoğlu’nu, Ankara Söğütözü’ndeki Genel Merkez binasının 8. katındaki makam odasında ziyaret ettik. 

CHP Beykoz İlçe Başkanı Nagihan Akan, Beykoz Belediyesi Meclis Üyesi Hayrullah Usta ve Dost Beykoz Halkla İlişkiler Sorumlusu Nurgül Kara ile gitmiş olduğumuz CHP Genel Merkez’inde oldukça sıcak karşılandık… 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ayten Kayalıoğlu ile Beykoz’u konuşmak üzere gitmiş olduğumuz Genel Merkez de partinin üst düzey yöneticileri ile de önemli görüşmeler yapma fırsatı yakaladık. 

Yaklaşık 3 saat kaldığımız CHP Genel Merkezi’ndeki röportajda Ayten Kayalıoğlu ile birçok şeyi konuştuk… Önümüzdeki yerel seçimlerden, askeri ihtilallara, 12 Haziran Seçim sonuçlarından, önümdeki yerel seçimlerde Beykoz’da gösterecekleri Belediye Başkan adayına varana dek birçok konuya değinirken, partisinin Beykoz örgütünü ve son günlerde yaşanan tartışmaları da masaya yatırdık. 

Önemli bilgi ve izlenimlerle dönmüş olduğumuz CHP’nin Ankara’da ki Genel Merkez’inde bakın neler konuştuk…

Sayın Başkan sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Göçmen bir ailenin kızı olarak Ankara’da doğdum… Babamlar önce Düzce’ye yerleşmiş oradan da Ankara’ya gelmişler.  

Babam Türkiye’nin ilk kalorifer su tesisatı müteahhitlerinden birisidir… O dönemlerde Türkiye de bu işleri yapan bir Almanlar birde benim babam vardı… Hacettepe Üniversitesi’nin kalorifer ve su tesisatını yapan babamdır.  Öyle emekçi ve değerli bir insandır.  

Biz on kardeşiz. Beş kız, beş oğlan. Ben üç kardeşimle birlikte Türkiye’deyim diğer kardeşlerim Kanada da yaşıyorlar… Orada evlendiler. Çolukları çocukları işte gelinler vs. uluslararası bir aileyiz.  

Babam 1995 yılında vefat etti. Annem Ankara’da yaşıyor. Bir ablam emniyet müdürü, 1979 yılında evlendim. 1989 yılında bankada çalışıyordum. İki yıllığına eşimin işi nedeniyle Paris’e gittim.  

12 Eylül 1980’de Genel Kurmay Başkanlığı’nda çalışıyordum.

12 Eylül Askeri darbesini kızımın doğumuyla hatırlayan bir insanım… 8 Eylül 1980’de kızım dünyaya geldi. 12 Eylül’de hastaneden çıktığım gün ihtilal oldu. İhtilal olduğunda Genelkurmay Bilgi İşlem’de çalışıyordum. O günleri şöyle hatırlıyorum: Bize, ‘Yarın sabah işe gelmeyin, özel araçlar gelip sizi alacaklar’ denmişti. 

Konu açılmışken, ihtilalları nasıl yorumluyorsunuz? 

Genelkurmay Bilgi İşlemde çalıştığım zaman 17 yaşındaydım… Askeri ihtilal asla kabul etmeyeceğim bir şeydir…  Her şey seçimle olmalı. Türkiye Cumhuriyeti demokratik hukuk devletidir. Ve demokrasinin en temel gereksimi halkın katılıyla yapılan seçimlerdir… Askeri darbelerin sancılarını hala çekiyoruz. 

CHP Genel başkan Yardımcılığı’na giden yolu değerlendir misiniz?  

Ben çok hırslı bir insanımdır! Fakat hiçbir zaman hırsımın aklımın önüne geçmesine izin vermemişimdir… Çalışmayı çok severim. Bu kişilik daha önce bankada ve Genel Kurmay Başkanlığı’nda çalıştığım dönemlerden bende kalan bir mirastır… Çünkü oralar çok disiplinli yerlerdi.

Babaannemi örnek aldım

Birde bu anlamda örnek aldığım bir babaannem vardır… Babaannem hem otoriter, hem de sevgi dolu bir insandı. Bizi de öyle büyüttü. Babaannemin disiplinin yanında birde askeri disiplin olunca ister istemez bu çerçevede bir kişiliğe sahip oluyorsunuz. Birde askeriyede sivil memur olmam nedeniyle yaşadığım ast üst muamelesi de beni çalışma anlamında hırslandırmıştır. 

Orada her şey saatliydi. Öyle istediğin gibi dolaşamazsın. Çay saatlerimiz vardı. O çay saatlerinin dışına çıkamazsınız. Ben bunlara uyan bir insandım. Bana verilen görevi bitirip başka görev isterdim. Çok güzel yetiştik. Ben eşimle de Genel Kurmay da çalışırken tanıştım… Sonuç olarak oradan almış disiplinin buralarda olmamda çok etkisi vardır… 

CHP’ye tepeden inme gelen bir insan değilim. 

1992 yılında Bosna’da, atalarımın memleketinde 70 bin kadına tecavüz edilmiş, dünya buna sessiz kalmıştı… O dönem Genel Başkanımız Deniz Baykal ve genel sekreterimiz Ertuğrul Günay bir heyetle birlikte bölgeye gitmişlerdi. 

Sayın Deniz Baykal’ın; orada tecavüze uğrayan kadınların başına beyaz tülbent örtüp, ‘siz bu tülbentler kadar temizsiniz’ demesi bende olağanüstü bir etki yaratmıştı… O gece sabaha kadar uyuyamadım… Ertesi sabah 118’den CHP’nin telefonun alıp adresi öğrendim ve gittim partiye üye oldum. 

O dönemlerde siyasetle ilgili hiç bir şey bilmiyordum… Ve o şekilde beni Sosyal Etkinlikler Komisyon Başkanı yaptılar. O dönemlerde; kadınlar, gençler ilçe merkezleri dolup taşardı. O kadar güzel çalışmalar yaptık ki. 2 ay sonra yönetimden birisi ayrıldı, beni onun yerine yönetime alarak Başkan yardımcısı yaptılar. 

O gün bu gün çeşitli bölgelerde ve çeşitli görevlerde bulunduğum CHP’nin içindeyim… Son olarak genel başkan yardımcılığına getirildiğimi basından ve haberleri okuyan arkadaşlarımın beni aramalarından öğrendim. 

Bekliyor muydun? Diye sorarsan. Açıkçası bekliyordum. Bu anlamda da hiçbir görüşme yapmadım. Çünkü bu benim zaten istediğim bir şeydi. Genel Başkanımız da kimin ne kadar çalıştığını yeni yeni görmeye başlamıştı. Demek ki bizi yardımcığına uygun gördü. 

12 Haziran Seçimleri Genel Merkez de nasıl yorumlandı? 

Mart 2009 Yerel Seçimlerinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Kılıçdaroğlu’nun rüzgarını hepimiz gördük. Aldığımız oylarda onu gösterdi… Kemal Kılıçdaroğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde birçok şeyi değiştirdi. 

Tabii o süreçten sonra parti içinde bir şeyler yaşandı. Ve bu yaşanların gölgesinde 12 Haziran 2011 Milletvekili Seçimleri yapıldı… Güzel bir hava olmasına rağmen, eksiklik ve terslik olduğunu görüyordum. Kendi kendime sürekli irdeledim. AK Parti’nin sessizliği de düşündürücüydü!.. Bu beni rahatsız etmişti. Açıkçası ben kendi örgütüme baktığımda çalışmaları yeterli bulmuyordum. AK Parti’de rahatsızdı. Çünkü onlarda memnun değildi. 

Alınan sonuçlardan CHP olarak hiçbir şekilde memnun olmadık…  Çünkü biz iktidara yürüyen bir partiyiz. Buna da canı gönülden inanmıştık. Tabii sonuçta; demokrasi halkın dediği olur. Gelecek seçim için bu yeni yönetimle birlikte daha kurumsal şeyler yapıyoruz. Zaten bunlar yakında kamuoyuna yansıyacaktır. 

Beykoz da yaşayan birisi olarak sorunları tespit edebildiniz mi? 

Daha yeni genel başkan yardımcısı oldum. Örgütten gelen birisi olarak nerede ne olduğunu biliyorum. O anlamda hem Beykoz da, hem de diğer il ve ilçelerde sorunların aynı olduğunu görmeye başladım.

İşsizlik mülkiyet sorununun önüne geçti… 

Beykoz da yaşayan birisi olmam nedeniyle o bölgenin sorunlarına daha fazla vakıfım… Benim için Beykoz’un en büyük sorunu işsizlik. Bu seçim döneminde halkın içinde olduğumuz için, halkın yaşam şeklini gördük… Beykoz’un öncelikli sorunu mülkiyet değil işsizlik. 

İnsanlar çoluk çocuğuna ne yedireceğinin, nasıl okutacağının derdine düştü. Bu beni çok rahatsız ediyor. Her gün Genel Merkez’e binlerce mail bir o kadarda telefon yağıyor. Borcu olan insanlar. O kadar ilginç ki; insanlar kredi almış ödeyemiyor. Ek kredi istiyor, banka vermiyor. Kredi katlanmış ödenemeyecek hale gelmiş. İnsanlar böyle bir çıkmazın içinde. Buraya gelip ağlayanlar. Karısını geçim derdinden dolayı ailesinin yanına yollayanlar… İşte bunlar sorunlar… Bunlar Beykoz’da olduğu gibi Türkiye’nin her tarafında var.

Beykoz’da birde 3. Köprü meselesi var!.. 

Beykoz’da biliyorsunuz, birde 3. köprü meselesi var… Bunun Beykoz’a ne getirip ne götüreceğini az çok biliyoruz… Bu köprü yapımının Beykoz halkına rahatsızlık vereceği ve bazı insanları yerinden edeceği bu günkü tartışmalardan da anlaşılmaktadır… 

O nedenle buna karşı duruyoruz. Orda olmaması gerektiğini söylüyoruz. Bunun içinde gerekeni yapmaya hazırız. AK Parti, 2B’yi çözdüğünü ve mülkiyet sorununu çözdüğünü söyledi… 29 Mart seçimleri’nde bunu Beykoz’da kullandılar… Ama baktığımızda hiç bir şeyin çözülmediğini maalesef üzülerek görüyoruz… Hep söz verildi, fakat sözler hiç yerine getirilmedi.



3. köprü Beykoz’un doğal güzelliğine zarar verir 

Her halükarda 3. Köprü’nün Beykoz’a ve halkına zarar vereceğini düşünüyorum ve bu nedenle parti olarak karşı çıkıyoruz. Ayrıca, İstanbul da Beykoz gibi kaç tane ilçe var…

Bölgenin doğal güzelliğini de korumak gerekiyor… Her şey bina, her şey rant, her şey para .. Nedir yani bu ?

CHP mülkiyet sorunun çözümünde iktidara destek vermeli mi? 

Halkı mutlu edecek, halkı yerinden etmeyecek, bulunduğu yerde halkı koruyup onu daha iyi şartlarda yaşatabilecekse destek veririm… Ama bu hiçbir zaman olmadı. Bu haksızlığı Ankara’da yaşadık… 

AK Parti’nin eşit davrandığını düşünmüyorum… 

Melih Gökçek, 60 - 70 yıl aynı yerde yaşayan insanları yerlerinden yurtlarından etti. Öyle bir karmaşa oldu ki, kimsenin gözünün yaşına bakılmadı. Felç olanlar, hasta olanlar evlerini terk etti. Ben bu konuda AK Parti Hükümeti’nin eşit davrandığını düşünmüyorum. Seçim zamanında da hep söyledik. Burada bir haksız bedel var. Ayrıca bu bedel neye göre belirlenecek, halkın ödeyebileceği bir bedel mi olacak? Bu anlamda endişelerim var. 

İnsanın başını sokabileceği bir çatısının olması en önemlisi, bu olmadıktan sonra ne anlamı var. Dünya’ya hepimiz eşit olarak geliyoruz. Çıplak olarak doğuyoruz. Sana doğduktan sonra bir şey örtüyorlar. Birine ipek örtüyorlar, birine başka bir şey. Herkesin durumuna göre. Ama sonrası öyle olmuyor.  

İnsanın evi olursa yaşamı daha farklı olur 

Bunu hayatımın her evresinde sorgulamışımdır. Ve hep şunu savundum. İnsanlar; eğitim sağlık ve temel gıdaların kullanılmasında eşit olmalı. Devlet bunları yaparsa ancak o zaman eşitlikten bahsedebilirsiniz. Yoksa birinin arabası Mercedes’miş, diğerinin Ford. Bu önemli değil, bu yalnızca teferruattır. Bir insanın başını sokabileceği bir evi olursa onun yaşamı daha da farklı olur.  

Belli şeylerde insanın alım gücü olmalı. Ben, hiçbir zaman; oh şartlarım iyi, ne kadar rahatım, karda yağıyor dememişimdir. Niye demedim? Çünkü o kar yağdığında; şu aşağıda insanlar acaba ne yapıyor? Odunu, kömürü var mı? Samimi söylüyorum, hep bunları düşünmüşümdür… 

Bir de parantez içinde şunu söylemek istiyorum. Hapishaneye giren kadınların çocukları beni kahrediyor. O çocukların o halleri beni gerçekten çok üzüyor. Hani gündüz alınıyor belki kreşe götürülüyor ama gece o parmaklıklar arasına girip, o insanlar arasında beraber yaşıyorlar… Böyle bir şey olabilir mi? 

Peki, bu sorunlara çözüm öneriniz nedir? 

Ben belki anne duygusallığıyla bakıyorum bu olaya… İnsanlar bir hata yapmış olabilir. Fakat, insanlara daha beter ol muamelesi yapılmamalı… Bu insanların çocukları toplum için daha yararlı insanlar olarak, eğitilerek yetiştirilmeli… Bu, çocuğun psikolojisi açısından daha faydalı olacaktır. Uzmanlar, bir çocuğa hangi yaşta nasıl davranılması ve eğitim verilmesi gerektiğini anlatıyorlar… Çocuklara yazık değil mi? Devlet buna kesinlikle çözüm üretmeli. 

Beykoz’da yaşanan tartışmaları nasıl yorumluyorsunuz?  

Genel Başkanımızın göreve başladığından beri söylediği bir şey var…  Temiz, dürüst ve şeffaf siyaset yapıyoruz. Çünkü kendisi de böyle birisi. Başkan’ın böyle söylediği bir yerde hakikaten bunların olması gerekir. Bizde buna önem veriyoruz. Bende buna önem verenlerden biriyim. Sizde uzun zamandır beni tanıyorsunuz. Benim için doğru ve dürüst insan çok önemlidir. 

Güvenilir olmaya önem vermezseniz halk sizi affetmez

Biz, Beykoz İlçe Başkanlığım döneminde, gerek İlçe Yönetim Kurulu, gerekse Meclis üyesi arkadaşlarımla birlikte bir karar aldık… Bu günkü Meclis Grubumuzu oluşturan arkadaşlarımıza güvenerek, onları Meclis üyesi yaptık… Parti olarak, dürüstlüklerine, CHP’ye olan katkılarına ve bizi taşıyabilecek olmalarına güvendik. Bu güveni de sarsmamaları lazım. Gerçekten CHP’ye yakışır, Beykoz’a yakışır, ailesine yakışır insanlar olmaları gerekir. Siz bunları önemsemiyorsanız halk sizi affetmez.  

Onun için ben, nedir, ne değildir? Diye bir şey söylemiyorum. Bizim arkadaşlarımızı herkes tanıyor. Herkes şapkasını önüne alacak. Ben ne yaptım? Ne yapıyorum? Diye kendileri karar verecek. 

Meclis üyelerinin disipline sevk edilmeleri doğru muydu?

Tabii o İlçe Başkanı’nın vereceği bir karardır. Ben saygı duyarım. Mutlaka haklı bir gerekçesi vardır. Durduk yere kimse kimseyi disipline vermez. İlçe Başkanlığı, Meclis Grubu böyle bir şeyi uygun görmüş… Sonuç olarak İl Disiplin Kurulumuz kararını verdi. Bu karar yeterli mi? Değil mi?  İlçe Başkanımız ve yönetimi kendi aralarında değerlendirmelidirler bunu. Kamuoyu da değerlendirmiştir. Az çok herkes, herkesi tanıyor.

2014 Yerel Seçimleri’nde CHP’nin politikası ne olacak? 

Tabii şu an için biraz erken. Fakat Genel Merkez olarak çalışmaları başlattık… Şimdi belediyelerimizi gözden geçiriyoruz. Coğrafya ve kozmopolit yapısına göre bölgeleri yeniden değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmelerimiz bittiğinde yeni politikalarımızı da uygulamaya koyacağız… 

Eğitim almayan delege bile olamayacak

Yerel yönetimlerle ilgili yeni projelerimiz var. Hadi ben aday olayım diye bir şey artık kesinlikle yok. 9 Eylül’de parti okulumuz açıldı… Tüm üyelerimiz eğitimden geçecek. O parti okulunda eğitim almayan delege bile olamayacak. Yani bundan sonra ince eleyip sık dokuyacağız…Biliyorsunuz Beykoz’u 29 Mart 2009’da çok az bir farkla kaybettik. Bizim imkanlarımız çok kısıtlıydı buna rağmen çok güzel oy aldık. Beykoz halkı Cumhuriyet Halk Partisi’ne güvendi.  

Beykoz’un adayını siz belirleseniz kriterleriniz neler olurdu? 

Ben Beykoz’da siyaset yapan bir Genel Başkan yardımcısı olarak, kesinlikle Beykoz halkının sevdiği ve güvendiği biri olmasının yanında Beykozlu olmasını da çok önemsiyorum… 

Beykozlu olmadan olmaz. Bir de belediye başkanlığı görevini taşıyabilecek kaliteye sahip olması gerekiyor… Gerçekten Beykoz halkına hizmet edecek, Beykoz halkını sevecek birisi olacak. Türkiye halkının artık belediye başkanlarına ve siyasetçiye bakışı değişti. Bu bakış açısına uygun bir isim olacak… Toplumun hassasiyet gösterdiği değerleri CHP olarak yeniden yakalamamız gerekiyor…

Bundan sonra ki hedefiniz nedir ?  

İnanan bir insan olduğum için ben her zaman her şeyin hayırlısını dilemişimdir. Demek ki hakkımda hayırlısı böyleymiş. Ama şöyle de bir anım var. Yenimahalle’de bizim İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği bir kermes vardı. Orada bir hanım beni, oğlunun çalıştığı işyerine götürdü… Orada çalışan genç, AK Partililerin kendilerini ziyaret ettiğini, kendisinin CHP’li olmasına rağmen kendi partisinden kimsenin gelmediğini söyledi. Orada bir vatandaş bana milletvekili seçilemeyeceğimi fakat daha iyi bir göreve getirileceğimi söylemişti ve bundan çok etkilenmiştim… Onun için yine hayırlısını istiyor ve bu dileklerimi tekrar ediyorum… 

Beykoz halkına ne söylememizi istersiniz? 

Ben zaten Beykoz’u ve Beykozluyu seven birisiyim. Bunu her fırsatta söylerim… Hiçbir zaman AKP’li, MHP’li diye ayrım yapmam…  İşimde disiplini önemsediğimi gibi insan olmanı gereği olarak da insanlara sevgiyle yaklaşmayı çok önemserim. 

Beykoz benim için çok önemli. Genel Başkan Yardımcısı olduktan sonra, Kaymakamımız, Belediye başkanımız ve Emniyet Müdürümüz sağ olsunlar. Halk’tan, arayıp tebrik ettiler…

Beykoz ve Beykoz halkı benim için çok değerlidir. Onların en ufak bir sorunu, benim sorunumdur. Ben Ankara’dayım. Ama onlarla beraberim. Her zaman onları bekliyorum. Telefonum değişmedi. Kapım sonuna kadar açık… 

Özel Röportaj / Kader Gür
Fotoğraflar    / Gencebay Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haber Sitesi, Ankara, Ayten Kayalıoğlu, Hayrullah Usta, Nagihan Akan, CHP, Röportaj


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"