Kandiller, karlar…

  • 26.02.2021 17:25
  • Okunma: 703 kez

Recep ÖNCEL


Evde, sabah namazını kıldı.

Dua yaptı. Cenabı Hakk’a şükür etti, Peygamber Efendimize salât-u selam getirdi.

Üç aylar girdi...

Takvim, Recep- Şerif 1442’yi gösteriyor.

Bu mübarek aylarda; 'Allahümme bariklena fi Recebe ve Şaban ve belligna Ramazan; Allah’ım bize Recep ve Şabanı mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır' diye dua edilir.

Bakara suresi 207: 'İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için, kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.’ buyruluyor. Bu ayet-i kerime ve mealini, geçen gün bir sohbet de dinlemiştim.

Hatta,  alimler bu konuyu anlatırken; Kendini Allah'a satmak ifadesini kullanıyorlar.

Asil olan, Allah rızasını kazanmak'tır.

Hele hele üç ayların getirdiği manevi iklim, Rıza-i İlahi için çok uygun bir zamandır.

Fırsatı değerlendirmeyi bilmek gerekir.

‘Recep Allah’ın, Şaban Peygamber Efendimizin, Ramazan Ümmet-i Muhammed'in ayıdır, buyrulmuştur.’ Bu üç ayda sırasıyla leyle-i Regaip, leyle-i Miraç, leyle-i Berat, leyle-i Kadir sonunda ise Ramazan Bayramı'nı idrak edeceğiz.

Allah bu güzel ayların ve güzel gecelerin kıymetini anlamak ve sonunda hakiki bayramlara kavuşmayı nasip etsin, inşallah.

Üç aylar, farklı bir atmosfer meydana gelmesine vesile oluyor.

Önce Ahret endişesini içimizde hissetmek gereklidir.

Bu endişeyi temel alarak, Peygamber Efendimiz örneğinden hareket etmeli, sonrada başka model insanların yaşadığı şeylere dikkat etmeliyiz.

Tarihimiz bu örneklerle doludur.

Biz bu mesuliyet şuurunu taşıyan, kendini değil başkalarının düşünen, topluma faydalı olmak isteyen, bunu sadaka-i cariye hassasiyetle yapan örnek insanlara vakıf insanlar diyoruz.

İçinde yaşadığımız bu kıymetli günlerde, hem Allah’a karşı kulluk görevimizde, hem de Allah’ın kullarına olan insanlık görevinde, daha fedakâr daha gayretli olmalıyız diye düşündü.

Duasını bitirdi. Af diledi, yardım diledi.

İstedi, istenecek yegâne makam olan Rabbi’nden, istedi, istedi ve gözyaşı döktü.

Dua; bir şekilde deşarj olmaktır.

Allah ile baş başa kalmaktır

Gözyaşı, duanın daha da değerli hale gelmesine vesiledir.

Dua etti; Allah’um magfir Ümmeti-i Muhammed, Allah’um mahfaz Ümmet-i Muhammed, Allah’umme Eyyid Ümmet-i Muhammed. Allah’umme gahhir agdaina ve gahhir agdaiddin;

Dua  bitti.

Yerinden kalktı.

Deniz tarafından, bir korna  sesi geldi..

Gayri ihtiyari pencere kenarına gitti, denize doğru baktı, kocaman bir gemi geçiyordu.

Bayağı kar yağıyordu.

İstanbul'da bu sene eskilerin deyimiyle ‘koca kar' oldu.

Barajlara çok faydası oldu diye içinden geçirdi.

Otağtepe’den bakıldığı zaman, her taraf bembeyaz görünüyordu.

Gözüne; karşıda Rumelihisarı ve üzerinde bulunan Boğaziçi Üniversitesi binaları ilişti.

Allah’ım, bu güzel memleketin hakkında hayırlı olanları lütfet, şu mübarek günlerde düşmanlara fırsat verme, içerdeki hainlere de akıl feraset ihsan eyle! Diye, tekrar dua etti.

Pencereden bakarken, karşı kaldırımda bir karabaş dikkatini çekti.

İçi burkuldu. Zavallı bu soğukta, kar altında, üşüyor mu acaba, diye aklından geçirdi.

Ne yapmalı derken, yokuş çıkmaya çalışan bir adam dikkatini çekti.

Yoğun kar altında, zorlukla, düşmemeye çalışarak yürüyordu. Hatta bir ara, ayağı kayar gibi oldu. Sabah erken saatte sokak bomboştu kimsecikler yoktu.

Burası biraz yüksekte kalıyor, havası temiz, yeşil, sakin sessiz ama bir dezavantajı var. Kar yağdığı zaman, yokuş çok dik olduğu için insanlar yürüyemiyor, arabalar zorlanıyor. Geçenlerde bir ambulans yokuş yukarı çıkamadı yolda kaldı.

Neyse adam yolun ortasından hayvancağızın olduğu kaldırıma zorlukla yürüdü kaldırıma çıktı

Öteki onu görünce kuyruk sallamaya başladı, sevinçle etrafında dönüyor habire.

Acaba ne oluyor diye pencereye biraz daha yaklaştı gördüğü şey çok etkileyici bir tablo idi.

Adam yere bir şeyler bıraktı; ekmek kırıntıları yada mama olabilir. Öteki, iştahla yemeye başladı. Belli ki açtı..

'Yukardan gördüğüm en güzel manzara bu' diye bağırdı.

Deniz, gemi, karlı tepeler derken...

Allah bu soğukta üşüyen aç hayvancağıza, bir güzel insan göndermiş, onun karnını doyurmuştu.

Allah’ın bir kulu, Allah’ın bir başka kuluna yardım etmişti...

Ne güzel insanlar var, diye düşündü..

Su soğukta, sabah gün ışımasıyla birlikte, eline yiyecek alıp, aç hayvancağıza veriyor.

Herkes sıcakta ve yatağında keyif yaparken, birisi mesuliyet şuuru içinde hareket ediyordu.

İslam, böylesi güzel işte..

Vakıf insanlar ve kendini düşünmeyip başka insanlara hatta hayvanlara yardım etmek için çırpınan kişiler yetiştiriyor.

Hep söylüyorum, kendi kızını elleriyle toprağa gömmek isteyen Hz Ömer daha sonra adaletin ve merhametin timsali oluyor.

Buradaki referans noktası bizim dinimizin güzel emirleridir.

Üç aylar, kandil, dua, kar, sabah, yardımsever insan.

Gün iyice aydınlandı.

Pencereden tekrar baktı aşağıda kimseyi göremedi.

Allah’ım! Üç ayların bereketinden, kandillerin muhabbetinden, kulluk aşkından, insanlara, hayvanlara, bitkilere, her şeye getirdiği sevgi ikliminden, bize hisseler ver! Dedi...

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları