Kalbim Beykoz’daydı

  • 12.05.2020 00:55
  • Okunma: 4027 kez

İki ayı aşkın bir süredir, dünyayı kasıp kavuran bir virüse yakalanmamak için, rutin korunma prosedürlerine level atlatarak kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya çalışıyoruz.

Öyle ki, temizleyici kimyasallar derimizi inceltmeye başladı adeta…

Çoğumuz evlerimize kapandık…

Yaptığımız alışverişlerimizi dahi dezenfekte etmeden açmaz, kullanmaz olduk…

Başta çocuklarımız, sevdiklerimizin üzerine titrer olduk.

Ötelediğimiz, unuttuğumuz ya da ihmal ettiğimiz birçok duyguyu, muhabbeti hatırladık bir yandan da…

Bu fakir de mart ayının başından beri doğduğu topraklara, Rize’ye gitti. Uzun yıllar sonra bahçe ektik, onlarca meyve ağacı diktik, soyadımızla müsemma, doğduğumuz bu güzel mahallenin eksiklerine, ihtiyaçlarına el verdik, omuz verdik. Koca bir mahalle uzun yıllar sonra bir arada hemhal olduk… Çocuklarım da bu güzelliklerin önemli bir parçası oldu hamdolsun…

Demem o ki; aslında bu pandemi çok şey götürdü bizlerden ama kazandırdıklarını da yabana atmamak gerek… Çok şükür hayat yavaş yavaş normale dönüyor. İnşallah ikinci bir dalgaya maruz kalmayız.

Bu iki aylık süreci her ne kadar memleketimde geçirdiysem de gözüm, kulağım ve tabi kalbim Beykoz’daydı

Yücel Ağabeyimizin vefatı beni derinden sarstı. Ardından sevgili Erdal Öztürk’ün ani rahatsızlığıyla yürekler ağza geldi. Hayat bu ya,  Mehmet Temel ağabeyin domates fidesi almak için çıktığı yolculuk yasa dönüştü. Ardından Kemal Yıldız’ın vefatı… Beykoz çok değerli üç nev-i şahsına münhasır değerini kaybetti. Yüce Allah’tan hepsine rahmet diliyorum…

Beykoz Belediyesi ve pandemi…

Beykoz Belediyesi’nin bu pandemi sürecinde temizlik ve sosyal destek konusunda güzel çalışmaları oldu. Bu konuda gayret gösterenlere teşekkür etmemek nankörlük olur…

Ancak Belediye Başkanı Murat Aydın’ın tuhaf uygulamaları ve anlamsız kaprisleri Belediyenin yaptığı başarılı hizmetleri ikinci plana itiyor.

Hakikaten anlamakta güçlük çekiyorum… En ufak bir eleştiride soluğu mahkeme kapılarında almak mıdır bir belediye başkanının işi. Şeffaf olmak tüm bu eleştirilerin rafa kalkmasına yetecektir diye düşünüyorum ama yapılan ihalelere baktığınızda uzman bilirkişiler bile içinden çıkamayıp dosyaları iade ediyorlarsa bu işte bir tuhaflık var demektir.

Öte yandan, dünyayı kasıp kavuran ve sonumuzun ne olacağı belli olmayan böyle bir salgında bile kurda, kuşa ihale düzenlemek de neyin nesi?

Sözün özü, Beykoz Belediyesi şeffaf yönetilmiyor ve Beykozlunun kaynakları fütursuzca harcanıyor. Ve maalesef bunu Beykoz’a İskele Meydanı diye bir meydan uyduran ve o meydana On Çeşmeler’i konduran, yani; Beykoz’dan bihaber ve beceriksiz bir yönetim yapıyor…

Bir suç duyurusu daha yer miyim bilmiyorum ama sevgili Cemal Sataloğlu’nun bu konudaki isyanına sonuna kadar hak veriyorum. Sataloğlu’nun bana göre tek handikabı CHP’de siyaset yapıyor olmasıdır…

Nemrud!

Ne kadar zengin, ne kadar güçlü olursan ol şartlar eşit olduğunda aslında bu pek de işe yaramayabiliyor bunlar… Bu pandemide şartlar biraz eşitlendi sanki… Ne dersiniz?

Nemrud’u burnundan giren sineğin nasıl öldürdüğünü hepiniz bilirsiniz…

Putlara tapmaktan vazgeçmeyen, kendisine ve kavmine yapılan daveti reddedip, Allah’ın Peygamberini ateşte yakmaya kalkışan Nemrud ve kavmi (bu arada Nemrud bir isimden çok Keldani Hükümdarları için kullanılan bir unvandır), ilahi gazaba uğrar ve bu gazap sivrisinekler vasıtasıyla gerçekleşir. Koca bir kavim sivrisinekler tarafından yok edilirken, bir tanesi de Nemrud’un burnuna girerek beynine kadar gider…

Beynine giren sivrisineğin verdiği rahatsızlığı bir türlü geçmeyen Nemrud başına tokmakla vurulmasını emreder. Nihayet sivrisineğin verdiği ızdıraptan kurtulur… Başına aldığı tokmak darbeleriyle ölür…

Sözün özü, Nemrud’lar bitmiyor ama sivrisinekler de vazifeyi tas tamam yerine getiriyor…

Muhabbetle…

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları