A. Raif ÖZTÜRK
  • 29/08/2023 Son günceleme: 29/08/2023 10:57
  • 4.253

Aklımızda, fikrimizde ve bütün benliğimizde fırtınalar koparacak çok zevkli bir konuya giriyoruz bugün. Bu nedenle, konuya tam odaklanmamız gerekiyor...

Elektronik ve ilginç hediyelik eşyalar satan bir mağazayı dolaşırken, mıknatısla dönen Dünya KÜRE’LERİ dikkatimi çekti. Yer küremizin boşlukta dönüşü gibi, bu sembolik dünya küreleri de tamamen boşlukta ve kendi eksenleri etrafında dönüyorlardı. Yakından inceledim ve biraz teknik bilgi aldım.

Çok ciddi teknik ve özel mühendislik tasarımlarla yapılmış, mıknatısların N & S kutuplarından yararlanarak, bu maket dünya kürelerinin boşlukta ve kendi ekseni etrafında dönmeleri sağlanmış. Mucitlerini, takdir ve tebrik ediyorum…

Tabii mıknatısın manyetik alanıyla çekim(N.kutbu) sağlanmış, şehir cereyanıyla üretilen manyetik alanıyla da itmesi (S) sağlanmış. Bu çekme ve itme manyetik alan arasında 2 mm’lik bir tolerans bırakılmış. Küreyi, iki elle tutarak bu 2 mm’lik tolerans ekseninde tutmaya çalışıyorsunuz. Tam “OLDU” derken, ya “şak” diye yapışıyor veya düşüyor.

Çok hoşuma gittiğinden, tefekkür etmek için, bir adet aldım ve evde de denemeler yapmaya başladım…

İşte bu mıknatısla dönen dünyamızı taklit yer küresini incelerken, taklit edilmeye çalışılmış olan GERÇEK DÜNYA KÜREMİZİ tefekküre başladım. 50-60 sene önceki astronomi ilmine göre, “dünyamız, Güneşten 150 Milyon Km. çapında bir yörüngede dönüyor, bir Km. uzaklaşsa Güneşin çekim kuvvetinden kurtulur. Bir Km. yaklaşsa Güneşin çekim kuvvetiyle Güneşe yapışırız. Her iki halde de KIYAMET olur” deniliyordu. Akla ve mantığa en yakını da buydu.

Oysa Teknoloji çok gelişince, bu teori çürüdü. Güneş ile Dünyamız arasındaki 150 Milyon Km. mesafenin, (+ -)artı-eksi 4,8 Milyon Km DEĞİŞKEN ve ELİPTİK eksen çizdiği ispat edildi.

Yani, Dünyamızın Güneşe olan uzaklığı (merkezkaç kuvvetinin dışa doğru itmesiyle) 152 100 000 Km’ye kadar çıkıyor. Tam bu noktadayken uzaklaşma duruyor ve Güneşe tekrar yaklaşarak, bu mesafe 147 300 000 Km. civarına düşüyor. Bu 2,4 MİLYON Km. yaklaşmayla Güneşe yapışması gerekirken, her nedense tekrar uzaklaşmaya başlıyor...

Çok RİSKLİ bir şekilde Güneşe yaklaşan Dünyamız; Güneşe 147,3 Milyon Km. yaklaşınca, yani Güneşin en fazla “en güçlü çekim alanına” girmişken, acaba onu geri döndüren, yani Güneşten zorla uzaklaştıran Güç ve İrade nedir?

AYRICA, Güneşten 152,1 MİLYON Km. uzaklaşmışken, kesinlikle savrulması gerektiği halde, niçin tekrar geri dönüyor? Yer küremiz, bu müthiş iki tehlikeyi fark edip, kendisi uzaklaşacak veya tekrar yaklaşacak değil ya… Burada asla tesadüf olamaz...

ÜSTELİK DE; hem fizik ve teknik olarak, hem de akıl ve mantık olarak, en uzak mesafedeyken KIŞ olması gerekirken YAZ mevsimi yaşanması, en yakın mesafedeyken YAZ yerine, KIŞ mevsimi yaşanması acaba tesadüfen mi oluşuyor? Yine mevsimlerin oluşması için şart olan Dünyamızın 23,5 derecelik EĞİK dönüşü de acaba tesadüf müdür?

Yazı başlığında ve girizgahta arz ettiğim “Mıknatıslı Dönen Küreler” bile tesadüfen olamazken, mutlaka bir mühendislik harikasıyken, bu harika işler tesadüfen olur mu hiç?..

Burada mutlaka sınırsız bir Kudret’in, İlmin, Merhametin ve İradenin tecelli ettiğini kabul etmek, hatta ferasetimizle görmek zorundayız. Ve O’nu cc, mıknatıslı küreleri yapan mühendisten, binlerce kat daha çok takdir etmeliyiz. (Tefekkürümüze devam edelim.)

Dünyamız kendi ekseni etrafında, saatte 1670 Km. (otomobilin 16 katı bir) hızla döndüğü halde, dış yüzeyinin %70’ini kaplamış olan denizler, göller ve nehirlerdeki sular, acaba niçin savrulmuyor? Bizler ve cisimler niçin hiç savrulmuyoruz ve niçin hiç uğultu ve gürültü hissetmiyoruz? Dünyamızı sarmalayan 7 katlı atmosfer tabakası, bu süratli dönüşten niçin etkilenmiyor veya niçin dağılmıyor?

Ayrıca; Dünyamız böylesine korkunç bir hızla kendi ekseni etrafında dönerken, aynı zamanda (kendisine 384 399 Km. uzaklıkta, %11 Eliptik yörüngeyle dönen AY ile birlikte) Güneşin etrafında da 108 000 Km (otomobilin 1 080 katı bir) hızla dönmektedir.  

Şimdi derin bir nefes alarak, konuya iyice odaklanalım:

Dünyamız ve Güneş sistemimiz Samanyolu galaksisinin çapı 100 MİLYON ışık yılı. DÜNYAMIZ galaksi merkezine 26 000 IŞIK YILI uzaklıkta ve Avcı kolu spiralinde bulunmaktadır. (Bir Işık Yılı: 9 460 730 472 580 Km.’dir.) Güneş sisteminin Galaksi merkezinin etrafındaki dönüş hızı saatte yaklaşık 720 000 Km olduğu hesaplanmaktadır. (Bu hız da Dünyamız için müthiş bir savrulma sebebidir.)

Yaklaşık 200 milyar yıldızı bünyesinde bulunduran Samanyolu Galaksisinin, uzay içindeki yüzme hızı ise saatte 950.000 km’dir. Yani yerküremiz, Samanyolu ve Güneş sistemi ile birlikte sadece bir SANİYEDE 263 kilometre gibi bir hızla VEGA yıldızına doğru yol aldığı da biliniyor…

Acaba Kâinat milyarlarca yıldan beri, o hassas nizamını nasıl devam ettiriyor? Asla tesadüfen olamayacağına göre, hangi İlim, hangi Kudret, hangi İradeye bağlı olarak devam ettiriyor?

Bu güç nasıl bir güçtür? Bu İLİM nasıl bir ilimdir? Bu İRADE nasıl bir iradedir?..

İşte bu kusursuz düzeni kuran ve devamlılığını sağlayan, bizleri ve tüm evreni yaratmış olan İlim, İrade ve Kudret, ALLAH’TIR cc. Bizler işte bu İlme, bu Kudrete, bu İradeye ve bu Rabb-i Rahime, saygı, sevgi ve tazim ile SECDE ediyoruz ve O’nu cc her şeyden çok seviyoruz…

SÖZLERİN EN DOĞRUSU: 

Enbiya Suresi, 16. A.; “Biz, bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık…!” 

Mülk S., 2. A.; “Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye, sizi SINAMAK için, ölümü de hayatı da yaratan Odur.”

Mademki gerçekler böyle; O Yüce Kudretin SINAVINDA olduğumuzun bilincinde olarak, NİÇİN O’nun EMİR ve YASAKLARI doğrultusunda pürdikkat hareket etmiyoruz?

En önemlisi de bu GERÇEKLERİ, okullarımızda NİÇİN öğretmiyoruz?

Yazarın Yazıları