Makaleler

Kahru perişan et Yarab

2014.07.28 00:00
| | |
26119

Ya ben artık iyice yaşın kemale ermesi ile bazı şeyleri kaldıramıyorum, yada bu devir bu güne kadarki devirlere benzemiyor…
Nice insan tanırım ilkokul mezunudur ancak ne büyük bir donanımı sahiptir, nice insan tanırım ki üniversite mezunu olup ta boş kafalı halde olan… Hayatım boyunca ettiğim küfürler bile sayılıdır, kindarlık yanımdan geçmez, hatta bana en büyük darbe vuranlara bile Allah’ın selamını vermeyi ihmal etmem… İnsanlık ölmüş, “komşu komşunun külüne muhtaçmış” diye bir atasözü var ya, komşu komşunun yüzünü görmeye bile muhtaç haline gelinmiş… Sokaklar nice gençlerle dolu ki, gurur, utanma hak getire her rastladığınızda sizlerden para talep ederler… Nice tanışıklıklar var ki bir dostlarından aldığı paranın üstüne yıllarca yatarlar, oysa istemeye geldikleri anda ne de güzel rol kesmesini bilirler ki Mayadrom Ajansı bunu görse birkaç dizi projesinde bayağı iyi rolleri çekinmeden verirler..
 
İşte bu düşünceler altında kendimizi ilçe sporuna adamış bir isim olarak bilinir olduk, onca yorgunluk, koşturmaca karşısında elimize geçen sıfır elde var sıfır… Yaptıklarımızın bırakın maddi getirisini maddi-manevi götürüsü olmakta. Herkes kendine bir çevre kapma düşüncesinde, kimisi bir dernek çatısı altında, kimisi bir siyasi partinin kanatları altında, kimisi de spor kulüplerinde kaptıkları köşelerin keyfini sürmekte. Her alanda gerçekten de emek harcayanların sadece sırtları sıvazlanıp, birkaç onura edici kelime ile savuşturulmakta.
 
YAŞANANLARI ÇOK İYİ ANALİZ EDEBİLİYORUM!
 
Ülke olarak son 1 ayda yaşananlar ortada, ben yaptığım bütün çalışmalarda bu olaylara yani Gezi Parkı olaylarına hiç ama hiç değinmedim, sadece ilk günlerde Facebook Adresimden gördüğüm bir sıkıntılı durum karşısında uyarıda bulundum. O uyarım 12-13 yaşlarındaki çocukların bile 40 yıllık siyasetçi, partili gibi attıkları mesajlar ve paylaşımları idi. Anne-babaları uyarmıştım, sizleri dizginlemek mümkün değil ancak bari çocuklarınızı bulaştırmayın bu olaylara diye. Benim bu konuda yazı yazmamın sebebi ben bir yol tutturmuş ve de sadece spora odaklanmış bir haldeyim. Şimdi aynı takımda forma giymiş, can ciğer kuzu sarması olarak nitelendirilebilecek isimlerin neredeyse bir birlerini boğazlama noktasına geldiklerini Facebook paylaşımlarından görüyorum, üzülüyorum. Aynı ailenin anne-babaları ile çocuklarının bile bu olaylara bakış farklılıkları nedeni ile ayrı düşmeleri Türkiye üzerinde planları olanların yıllarca düşünüp de başaramadıkları bir gerçek olarak önümüzde durmakta. İşte bu şartlarda bir şeyler yazıp paylaşmak istese idim birçok dostumu, arkadaşımı kaybedecektim.
 
Toplum olarak birilerinin müthiş operasyonu ile, PR çalışması ile, Kitle İletişim araçları vasıtası ile ne durumlara düştük yarabbi… Yani ya ocusun ya da bucu, bir orta yol yok arkadaş diye dayatmalar, psikolojik baskılar altında ben bile yeter artık deyip çok kez geçtim bilgisayarımın başına ancak, yazacaklarım bu güne kadar bana güvenen, spora hizmetlerimizi takdir eden, yazdıklarımız çizdiklerimiz nedeni ile kurduğumuz bağı bir anda söküp atabilirdi ki yine frenledik, dizginledik kendimizi. Oysa yapılanları serinkanlılıkla görebilmekte idi, zaman, zaman söylerim tam bir kitap kurdu bir insanım. Bu güne kadar okuduklarım ve yaşadıklarım ile insanları çok iyi süzebiliyorum. İnsanlarımızın ruhlarını esir alanları, beyinlerine ipotek koyanları çok iyi tanıyorum. Çünkü olaylara tek pencereden ya da dar bir bakış açısı ile bakan biri değilim. Hiçbir parti ile bir bağım yok, hatta burada ilk kez açıklayayım yerel seçimlerde 4 oyumu da 4 ayrı partiye ki bunları sormayın, vermiş biriyim. Gözüm kapalı hareket etmem, mantığım ile hareket etmesini bilirim.
 
Ülke medyasını en aşırı uçları içeren, zıt yayınları da aynı anda okuyup karşılıklı yorumlama yapan bir kişiyim. Aynı ekran karşısında Sözcü de okurum, Akit Gazetesi de, o siteye de girerim bu siteye de. Maalesef medyada o kadar çok gerçek amaçlarını bildiğim yazar-çizer takımı var ki… Bu ülkeyi bir gram sevmezler, menfaatleri nereyi emrederse o alanda kulaç atarlar, insanları yönlendirip bir birlerine düşürürler. Bakınız ben toplumsal olayları bu yaşıma kadar çok iyi analiz etmiş, dışarıdan ve içeriden bizzat dahil olup izlemiş, gözlemlemiş bir kişi olarak biliyorum ki bu tür olaylarda, yaşananlarda en fazla zarar gören kesim Kurunun yanında yananlar yani yaşlar olmakta. Grup psikolojisinin esiri oldunuz mu beyniniz devreden çıkar, yüksek adrenalin sarar bütün vücudunuzu, robotlaşırsınız, size dayatılanların karşısında o an abiniz, kardeşiniz olsa yıkıp, ezip geçersiniz. Ha birde o jobu bir yediniz mi nice kötü alışkanlıktan daha da bağımlı yapar insanı ki bunu bizzat yaşamış biriyim. Bir daha yemek için tahrik ederken görürsünüz kendinizi de sizi bir kameraya çekip gösterseler tanıyamazsınız o anki halinizi.
 
ADAMLAR ZİHİN KONTROL OPERASYONU İLE BEYİNLERE HÜKMEDEBİLİYOR YA BİZLER NEREDEYİZ?
 
Lafı uzatmanın anlamı yok adamlar daha yarım asır öncesinde insan beynine hükmetmenin yolunu bulmuş bizler neler konuşuyoruz. Çeşitli müdahaleler ile sizi bir robottan farksız kılmışlar da haberiniz yok. Oysa bu ülkede olaylara sakin kafa ile bakan, her iki düşünce, bakış açısından da ayrı bakabilen bir üçüncü grup insanlarımız var ki onlar sessizce ancak içi kan ağlayarak izlemekte yaşananları. Bizleri hiçbir zaman savaş meydanlarında mağlup edemeyenlerin, sinsice, kahpece taarruzu altında insanlarımız bir birlerine düşman edilmekte. Lütfen, Allah için söylüyorum sakinleşelim, köşemize çekilip son 1 ayda yaşananları düşünelim. Bu yaşananlar kimlerin ekmeğine yağ sürmekte, kimlerin bu ülke için kötü niyetlerine yaramakta bir düşünelim. O parti bu parti dayatmasına saplanmadan düşünelim. Nasıl oluyor da aynı ev içinde yaşayanlar bile bir birlerine düşman olabiliyor. Türk tarihimizde geleneklerimizde var mı böyle bir şey? Herkes bir birlerinin düşüncelerini dayatmaya mecbur mu? Yüce Allah’tan dileğim, bu sıkıntıların bir an önce def edilmesi, bol bol dua edelim, sakinleşelim, titreyip özümüze dönelim. Önümüzde Mübarek bir ay Ramazan Ayı var, İnşallah bu ayın manevi atmosferi ile sakinleşip, normal yaşantımıza dönelim.
 
 
 
Allah bu ülkeyi karıştıran iç ve dış düşmanlarımızı, bir birlerini boğazlama noktasına gelen insanlarımızı Kahru Perişan eylesin, yapacaklarını ellerine yüzlerine bulaştırsın, insanlarımız arasında yeniden kardeşlik ortamı yaratsın… Şucu, bucu, ucu olursak olalım ama öncelikle bir sakin olalım…

Anahtar Kelimeler: Talip Ercan, Beykoz, Dost Beykoz

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"