Makaleler

Kadir Gecesi

2014.07.26 00:00
| | |
5916

Kadir gecesi; Yüce Allahın (c.c.), Ümmet-i Muhammed’e (sav) sınavı illâ kazansınlar diye, bir ömre bedel hediyesidir ve paha biçilmez bir müjdesidir.

Bin aydan daha hayırlı, faziletli ve bereketli kılınmış bir gecedir. Ancak yüce Rabbimiz hikmeti gereği, bu çok avantajlı geceyi, Ramazan ayının içine gizlemiştir. Tâ ki Ramazan ayının her günü ve gecesi, bu müjdelere mazhar olacak titizlikle ve ciddiyetle geçirilsin diye.

Yine Hikmet-i İlâhi gereği; Cuma günündeki KABUL SAATİ de gizlenmiş. İnsanlar içindeki evliyalar da, Hızır (A.S) da, günahlar içinde GADAB-I İLÂHİ de gizlenmiş. Hatta ömür içindeki ölüm saati v.s. de gizli tutulmuş. Tâ ki insanlar gaflete düşmesinler, sürekli uyanık olsunlar, Cuma gününün her dakikasını değerlendirmeye çalışsınlar diye. Tâ ki; her yabancının Hızır (a.s) olma ihtimaline dikkat edip, hiç kimseyi hor görmesinler. Ömrünün her saatinde, ölümün kendilerine çok yakın olduğunu düşünerek gaflete düşmesinler...

İnsanlar tarih boyunca bu inançla yaşadıkları müddetçe, huzur, güven ve mutluluk içinde yaşamışlar. Ne var ki son zamanlarda, Müslümanlara bir şeyler olmaya başladı. İnsanları teslim alan Sekülerizm (dünyevileşme) hastalığı, maalesef Müslümanlara da bulaştı.

* Ramazan Ayı içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi’nin 27. Gece de olduğu düşüncesi sabit bir fikir haline geldi.

* Müslümanların birçoğu Cuma gününde ki dua kabul saatini, yalnız Cuma Namazının kılınış vaktine kilitlediler.

* 'Gerçek Hızır’ı' bulsalar bile, neredeyse kovacak hale geldiler.

* Gadab-ı İlâhiyi unuttuklarından, küçük günahları bırakınız, büyük günahları bile âşikâr bir şekilde işlemeye başladılar.

* Hiç ölmeyecekmiş gibi, sırf dünya için ölesiye çalışmaya başladılar.

Oysa bunların gizli tutulması, sayılamayacak kadar çok hikmetlere binaen idi…

İşte yukarıda sayılan nedenlerledir ki bir Ehl-i Keşfin müşahedesiyle, vefat edenlerin Îmanlı olarak sınavı kazanma oranları, maalesef %5 veya 6’lara düştüğü gözlenmiş.

ŞİMDİ LÜTFEN DÜŞÜNELİM:

% 5-6’nın dışında kalanlar, dünyanın tüm servetlerine sahip olsalar bile, kaç para eder? Tüm Dünyadaki saltanatları, fabrikaları, bankaları, yazlıkları, Kârun gibi hazineleri olsa, acaba bundan sonraki Ebedî hayatta, o kişi için ne işe yarayacak?

***

* Bu asırda bu insanlık, acaba niçin bu duruma düştü?

Çeşitli sözler söyleniyor olsa da, meselenin özünde dünyevileşme, her şeyi matematiğe ve mantığa bağlama anlayışının yerleşmesi yatıyor. Yani toplumda pragmatik bir kafa yapısı oluşturuldu. Bana faydası varsa, gayrimeşru olsa da doğrudur, anlayışı pompalandı.

Bir asra yakın zamandan beri, devlet tedbirleriyle (!) halk, dininden uzaklaştırıldı.

Din eğitimi, milli eğitim destekli olarak yozlaştırıldı. Neticede de böyle bencil, menfaatçi kafalarla ve batı Felsefesi'nin tabii neticesiyle karşı karşıya kaldık. Böyle yetişmiş bir nesle de Şeytan; “..11 Ay gevşek yaşasan da, günahlarının affedildiği bir Ramazan Ayın var. Bin aydan (yani bir ömürden) daha çok kazandıran bir Kadir gecen var. Bir de Umre yaptın mı, ohhh, günahları da sıfırlarsın. Gam çekme, daha önünde çook ömrün var.”..şeklinde vesveseleriyle, ince hesap yaptırıyor, rehavet ve gaflet tuzağına düşürüyor.

* Oysa ömür içinde, ÖLÜM gizli değil miydi?

Bazılarımıza; genç yaşta, okulda, trafikte, futbol sahasında, bazılarımız âni yakalayan ölümcül bir hastalıkla veya bir kaza ve musibet neticesinde, şu ahiret hayatımızı kazanmamız için verilen ÖMÜR sermayemiz, aniden bitivermiyor mu? Şeytanın umutlandırdığı o seraplara ulaşamadan, kendimizi öteki âlemde bulma ihtimalimiz çok yüksek, değil mi?* Kaldı ki Kadir gecesinin, 27. Gece olduğu da kesin değil ki!

Yüce Peygamberimiz bizlere merhameten, “Ramazanın son on gecesinde arayın” diyerek, o ilâhi hikmeti bozmadan, sadece biraz ipucu vermiş. Âlimler de bu gerçekleri bildikleri halde, son on gecelerde her gün kutlamak yerine, olma ihtimali daha kuvvetli olan 27. Gecede kutlamayı, sembolik olarak uygun görmüşler. Atalarımız da boşuna; “her geleni Hızır, her geceni Kadir bil” dememişler yani...

***

* Bu son on gecede, yani Kadir Gecesinde en kârlı ibadet olarak neler yapabiliriz?

1. Öncelikle, bu güne kadar yapılamayan ibadetler için ve işlediğimiz günahlar için, gözyaşları içinde cân-u gönülden tövbe ve istiğfar edilmeli. Bundan sonrası için de günah işlememeye ve ibadetlerimizi eksiksiz yapmaya karar vermeliyiz.

2. İbadetlerin en makbulü ve tüm ibadetlerin de mayası hükmünde olan KUR’ÂN ile meşgul olmalıyız. Bol bol Kur’ân okumak, dinlemek ve Kur-ân’ın emir, yasak ve mesajları yönünde araştırmalar, sohbetler yapmak ve Risale-i Nur okumak Kur’ân ile meşgul olmaktır. Hasbelkader bilmeyenler, mutlaka öğrenmelidirler.

3. Dua ve ibadetlerimizin kabul olma ihtimali yüksek olan (yani vaad edilmiş olan Kâbe, Ravza, Kudüs ve Kâbe’de ki camilerde v.s.) kutsal mekânlarda ibadet ve dualar etmeliyiz.

4. Kardeşliğin ve dayanışmanın pekişmesi ve Allah c.c. rızası için ziyaretler yapmalıyız.

5. Kaza namazı olanlar (ve hatta herhangi sebeplerle kabul olmadığı düşünülerek, kaza namazı olmayanlar bile,) bol-bol kaza namazı kılmalıdırlar.

6. Yatsı ve sabah namazlarımız, mutlaka camilerde ve cemaatle kılınmalıdır.

7. Bol bol hayır ve hasenâtta bulunulmalıdır…

Bu gecelerde en çok yapılacak duâ: "Allahumme inneke afuvvun, kerîmün, tühıbbül afve, fa'fu annî." Anlamı: "Allah'ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet." (Tirmizi, Daavat, 12)

Zümer S. 53. Ayet: "De ki; Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan Kullarım! Allahın Rahmetinden ümidinizi asla kesmeyiniz! Allah c.c. bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlayan ve affedendir."

***

* BİR İKAZ:

Büyüklerden bir zat: "Tövbe gibi büyük bir kurtarıcıya sahibim, düşüncesiyle tekrar tekrar günah isleyen kişiden daha ahmak yoktur" buyurarak, bu hususta dikkatimizi çektiğini ve bizleri ciddi olmaya davet ettiğini de unutmayalım.

“Günahları sıfırlayıp, yeniden başlamak” niyetiyle tövbe etmek, çok çirkin bir düşüncedir ve sadece kendini kandırmaktır...

Kadr Suresi.: “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir…”

 

BİLVESÎLE; SON ON GÜNDEN BİR GECE OLAN

KADİR GECENİZİ TEBRİK ve TES’ÎD EDER,

ÖZELLİKLE İSLÂM ÂLEMİ ve TÜM İNSANLIK İÇİN,

HAYIRLARA, HUZUR, BARIŞ ve MUTLULUKLARA

VESİLE OLMASINI, YÜCE RABBİMİZDEN NİYÂZ EDERİM.

Anahtar Kelimeler: Dost Beykoz, Beykoz, Raif Öztürk

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"