Makaleler

Kaderin üstündeki kaderimiz

27.07.2016 18:32
| | |
3057

Can dostlar, Halleriniz hayrola inşaAllahu Teala. Allah kömeğiniz (Azeri Türkçede yardımcı) ola. Günleriniz hayra koşa inşaAllah...

Ne diyeyim ne söyleyeyim ki kelama dua ile başlamaktan başka. Belki hiç belki iki darbe görenlerimiz var, belki acıyı dağ kadar belki karınca ayağı kadar tanıyanımız var. Belki üzülmek nedir güvenememek ne? Bilmeyenimiz var. Sımsıkı sarılmak, asla bırakmamak ne demek? Belki de tatmadık. Ölüm nasıl şerefli olur nasıl ölümsüz olur? Belki hiç kafa yormadık.

Sonunu düşünmeden kahraman olmayı efsane saydık belki yıllarca. En cesur ve en çılgın halimiz bize göre sadece lpg tüpünü çakmakla kontrol etmekti. Ata sporlarımızda bile elin memleketlileri başarırdı olimpiyatlarda da biz orda bile silinmiştik tarih sahnesinden. Milletimiz çoktan damarlarındaki asil kanı asimile edilerek ve gizli ameliyatlarla toprağa gömmüş idi belki. Yediği içtiği zehir, gücü kuvveti son bulmuş, maneviyatı rotasız gemide yüzüyor idi belki cümlemizin zannınca.

Değilmiş be dostlar. Allah'ımıza sonsuz kere sonsuz şükürler olsun ki; ne 1915'ten sonra bitti sandıkları Çanakkale ruhumuz ölmüş ne de cesaretimiz. Ölüm bizim için yine ölümsüzlükmüş meğer. Vatan için olunca, devlet için olunca, ilayı Kelimetullah için olunca her engeller kalkar her korkular mezara girermiş meğer. Gördük elhamdülillah 15 Temmuz gecesi ve ardı sıra gecelerde. Şükrolsun Yaratanımıza ki; hala şeref, hayâ, onur, namus bizlerde emanet. Nasıl milletiz ki düşürmedik ve düşürmüyoruz zillete bu ümmeti.

Vatan sevgisi imandandır diyerek asla da düşürmeyeceğiz inşaAllahu Teâlâ. Yaşanılanlar ilk anlarda kâbus olsun ne olur! Dediğimiz şekilde başlamış iken ilerleyen saatler, günler gösterdi ki cidden korkunç acı ve kayıplarla beraber on numara beş yıldız tarih yazmışız ya yine bütünümüzle. Tabirimi hoş görün ne olur; o ne deli cesareti, o ne yiğit tavırlar ki buram buram iman kokuyor.

Tıbben mümkün olmayan acılara, yaralanmalara, kan kayıplarına, kol-bacak kırıklarına, tank altında kalmalara bana mısın demeyen ey vatan kardeşlerim, ne cengâversiniz öyle. Allah razı gele hepinizden ki; biz evlerimizde sadece dua ile size katılırken siz hem fiili hem bedeni duanızla orada idiniz. Yiğitliğinizle var olun, çok günler görün dilerim. Siz vatana lazımsınız. Ya bu toprağa layık olmak ve Allah katında vebalini, görevini yerine getirmek için şehit olan kardeşlerimiz: Siz zaten yanımızda, ölümsüzlük beratını meleklerden almış vaziyette içimizdesiniz. Bedenen biz göremesek de siz o dehşet gecesini atlattığımızı ve dualarımızı görüyorsunuz inşaAllah.

Böyle iman ettik biz, yüce Kuranımızda da yazıyor ölmediğiniz ve bizimle olduğunuz. Allah'ım en güzel makamlarında sizi şanına yakışır şekilde ağırlasın dilerim ki!!! Söz burada son buluyor çünkü. Makamınızın bir üstü peygamberlik çünkü. Ne şanlı yerdesiniz inşaAllah.

Peki, dostlar, düşünür müyüz hiç bu karmaşık ortamda: Neden oldu, neden bize oldu, ne yaptık veya yapmadık da oldu diye... Somut, siyasal, dünyevi cevaplarımız değil de uhrevi, nefsi ve kalbi taraftan cevaplar beni ilgilendiriyor. Yani en azından böyle büyük acılardan sonra düşünmeden edemiyor insan; hangi günahlarımıza bedel bunlar. Yıllar önce duyduğum "Ayağınıza taş değse kalbinizi, kendinizi yoklayın" şeklindeki uyarı hala hafızamda ve ona göre süzgeçten geçiriyorum nefsimi. Kim bilir belki tam manasıyla kıymetini bilemedik toprağımızın ve birliğimizin. Yeraltı yerüstü zenginliği, meyvesi sebzesi buğdayı, bayramı düğünü ile hepsi muhteşem rızık ve nimetlerimize hakkıyla teşekkür edemedik belki. Hani derler ya "herkes kendi evinin önünü temizler ise tüm mahalle tertemiz olur" diye. Belki bizde bugünden sonra şahsımıza münhasır hangi hata veya eksiğimiz var ise ondan vazgeçeriz. Mesela ben çok su harcayan biriyim. Saatlerce ev temizliği veya elimi yıkama bahanesiyle suyla oynayabilirim. Fakat emin olun son günlerde buna çok dikkat eder ve hatamdan geri dönmeye çalışır oldum. Şaka değil ciddiyim. İşimde daha bir sıkı takipteyim ki devletime, vatanıma daha çok ödeyeyim diye borcumu.

Allah'ıma daha çok duadayım ki beni bu ülkede, bu asil kanla ve bu mübarek kardeşlerle aynı yerde ve birliktelikte halk eyledi diye. Ve daha bir buğzeder oldum:

Türkiye diye başlayıp sözün devamını alaycı, aşağılayıcı, cahil cühela konumuna layık gören, elin ecnebisinin kıytırık iki başarısıyla reklam yapıp sanki kendide o millettenmiş gibi ireti duran ve bu toprakların güzelliklerini hiçe sayan, tüm bunları yaparken de bu havayı bu suyu tüketen ama yine nereden geldiği bizce malum nefretiyle bize hainlik edenlere... Buğuz edişim Allah rızası için. Ama duam tabi ki hidayetleri için. Hepimiz günahkârız tamam ama hiç birimiz vatan haini değiliz.

Belki tembeliz, belki tarihimizi unuttuk, belki nankörüz nimetlere. Ama asla hain değiliz o fena kalpliler gibi. Vatanımıza sevdamız sonsuz. Nasıl seveceğimizi de zaten 15 Temmuz gecesi prova ettik. Meğer kafamızın hemen üstünden F16'lar uçarken asla korkmadan "Rabbim öl sekte olur, ne olur namusumuzu ırzımızı çiğnetme, gerekirse canımızı al" diye dua ediliyormuş. Bunu söylerken gayet samimiyim dostlar. Eminim ki Sizin 15 Temmuz'unuzda sabaha kadar aynı duyguyla geçmiştir. 10 yaşındaki yeğenimin "Korkmuyorum Teyzecim, ölürüz en fazla" deyişi kulaklarımda. Bunlar masal değil dostlarım.

Gün gerçekten İbrahim'e (a.s.) ağzıyla su taşıyan karınca misali tarafını seçme ve üzerine düşen her vatandaşlık görevini hakkıyla yerine getirme günü. Grisi kalmadı işin ya siyahız ya beyaz. Siyasi arena değil kalbimizin arenasındaki renk. Ya vatanımıza tekrar aşık olmayı öğreneceğiz ya da malum acılarla yoğrulup duracağız. Hayırlısı. Ama çok eminim ki artık Türkün ve hatta ümmetin zalimlere galebe çalacağı günler önümüzde.

İmanımızın ve gücümüzün Allah'ımızın Muhammed Ümmetine yazdığı kaderi artık kimse durduramayacak biiznillah. Yeter ki kula kulluk etmeden her zaferi Allah'tan bilelim. Her hamleyi Allah namına Allah için atalım. Baki Hüda'ya emanet olunuz.

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"