“Evet, dostlarım, itiraf ediyorum ki “sümbül çiçeği benimle konuştu”.
”
İtiraf: “Sümbül çiçeği benimle konuştu”.
Evet, dostlarım, itiraf ediyorum ki “sümbül çiçeği benimle konuştu”.
Bu bir rüya değil, kurgu değil, hayâl değil, varsayım hiç değil, gerçeğin ta kendisidir.
Şimdi bu gerçeği size açıklayacağım:
15 Gün kadar önce(28.01.2026’te) marketten, taze sümbül çiçeği alıp, çalışma odama koydum. Her gün odama girdiğimde, misler gibi koku beni mest ediyordu.
Bu çiçekle aramda, ciddi bir muhabbet bağı oluştu.

O küçücük sümbül çiçeklerinin her birinin, şekillerini, simetrilerini, konumlarını ve hepsinin aynı yapıda olduklarını, daha dikkatli inceledim.
Yarım asırlık botanik, filoloji, fizyoloji ve kimya bilgilerimle, bu çiçeğin kılcal köklerinin topraktan, NİÇİN sadece 18 çeşit mineralleri emdiğini, hatta köklerden yukarıya hangi pompa ile sevk ve ENJEKTE edildiğini düşündüm.
Enjeksiyon sisteminde eritilerek enjekte edilen plâstiğin, hazırlanan KALIP oyuklarına göre şekillendiğini, kalıp olmadığında ise diş macunu gibi şekilsiz çıktığını hatırladım.
Tekrar sümbül çiçeklerine baktığımda: Hiç birinde KALIP olmaksızın, NASIL bu güzel ve simetrik biçimde şekillendirildiğini, ciddi tefekkür etmeye başladım.
- İNANINIZ Kİ tam bu noktada, bu çiçeğin benimle konuştuğunu duymaya başladım.
NASIL MI?.. Hemen anlatayım:
İKİ türlü lisan vardır. 1.) KÂL (yani konuşma) lisanı. 2.) HÂL (durum ve davranış) lisanı.
Genellikle HÂL lisanı, KÂL lisanından daha doğruları ve gerçekleri söyler.
Meselâ; çok sevdiğiniz birini(HÂL lisanıyla), suratının asık ve çok düşünceli görseniz. Ona “Yahu senin neyin var? Bu hâlin ne?” dediğinizde KÂL lisanı size “çok iyiyim, bir şeyim yok” dese, siz onun KÂL lisanına asla inanmazsınız. HÂL lisanına inanıp sorgulamaya başlarsınız.
- ÖRNEK: Bir kâğıtta 75 derece eğik bir yazı görseniz, o yazı size bir teknik ressamın yazdığını anlatır.
- ÖRNEK: Galerici size “Bu araba cillop gibi, her parçası orijinal” dese, siz araçların HÂL lisanını iyi bilen EXPERİN, aracın HÂL lisanını inceledikten sonra: “bu aracın birçok parçaları boyalı, şu parçaları değişmiş” dediğinde, satıcının KÂL lisanının hiçbir hükmü kalmaz…
- Bu örneklerden de anlaşıldığına göre, her eşyanın, her olayın ve her bitkinin de HÂL lisanı vardır. Fakat o HÂL lisanını da öğrenmek ve bilmek şarttır.
Şimdi, SÜMBÜL ÇİÇEĞİNİN HÂL lisanıyla KONUŞMALARINA BAKALIM:
- Akılsız, tahsilsiz, kör ve sağır olan kılcal köklerin, TÜM minerallerden sadece gerekli olan 18 çeşit mineralleri seçmesiyle, bana İlmi SINIRSIZ bir “ALÎM’İ CC” hatırlattı.
- O kılcal köklerde hiçbir pompa olmadığı halde, o mineralleri su ile birlikte yapraklara ve çiçeklere kadar pompalanması, her birinin KALIPSIZ olarak, gayet simetrik şekillendirilmeleri ve dizilmeleri; sınırsız bir KUDRETİ bana söyledi.
- Her şey gibi bu çiçeğin de mûcizevâri yaratılması, HÂLİK Esmasını bildirdi.
- O sümbül çiçeklerinin her birinin PENBE, yapraklarının YEŞİL renklendirilmesi, MÜLEVVİN Esmasını haykırdı.
- O sümbül çiçeğini tüm insanlık ve benim için yaratan, RAHMÂN’I.
- O çiçeğin tertemiz oluşu, KUDDÛS’Ü.
- O çiçeğin en güzel bir biçimde tasvir edilmesi, MÜSAVVİR’İ.
- O çiçeğin oluşturulması için, bütün madde ve moleküllere hükmeden MÂLİK’İ (Melîk’i.)
- Kâinatın her yerine, tüm İnsan ve canlıların hepsine aynı anda tasarruf ederken, bu çiçeği bile ihmal etmemesi bana, MÜHEYMİN’İ.
- Tüm küçük çiçek cinslerinin birbirilerine uygun yaratılması, BÂRÎ’İ.
- Bu çiçeğin ve bütün çiçeklerin bizlere sunulması, İHSÂN ve VEHHÂB’I.
- Her şeyi yaratmak için mutlaka görüyor olması, BASÎR’İ.
- Bu çiçekle birlikte tüm çiçeklere ve HER ŞEYE kumanda edebilmesi, KEBÎR’İ.
- ..MÜBDÎ’, MÜÎD, MÜHYÎ, VÂHİD, SAMED, MÜKTEDİR, ZÂHİR, MÜKSIT, BEDÎ’, VÂRİS vd. Esmalarını da söyledi.
Ayrıca, “MEYVE çiçeklerinin tümünde” ise REZZÂK ve ŞÂFÎ’Yİ de haykırır…
Bu ASLA bir Keramet değil, HÂL lisanını öğrenme ve bilme meselesidir.
Çiçekler, meyveler, Kâinat, musîbetler ve olaylar, HÂL lisanını bilen herkesle konuşabilir.
HÂL lisanını, özellikle Risâle-i Nur külliyatını anlayarak okuyanlar bilir ve tefekkür ederler.
Çünkü bu Risaleler; tüm eşya üzerindeki TEVHÎD’İ, EHAD’İ ve Esmaları nakış nakış işliyor.
Üstelik bu konuda, İLÂHÎ bir belge de var.
İsrâ Süresi, 44.Âyet: “Yer, gök ve içindeki her varlık Allah’ı zikreder(anlatır, tanıtır); ama siz onların zikirlerini anlayamazsınız.” Vesselâm… (Bu hitabın İNANÇSIZLARA olduğu, önceki ayetlerde bildiriliyor.)
“RAMAZAN-I ŞERÎF SİZLERE ve TÜM İSLÂM ÂLEMİNE, HAYIRLARA ve BARIŞA VESİLE OLSUN…” İnşâAllah.
YORUMLAR